Erdemli Bir Gençlik Yetiştirmek

Yasin Kuruçay
Yasin Kuruçay

Özgürlük, insanın iradesini iyi ya da kötüyü seçmede serbestçe kullanabilmesi demek.

Erdem ise özgürlükten farklı olarak insanın iradesini iyi olan insani değerlere yönlendirme ve bu değerlere göre davranma becerisi anlamına geliyor.

Batı medeniyeti özgürlüğe, doğu medeniyeti ise erdeme vurgu yapar.

Tüm dünyayı ve ülkemizi etkileyen Fransız İhtilalinin üç sloganından biri özgürlük’ tü.

Komünizm işçilerin, kapitalizm sermayenin, demokrasi seçimlerin, liberalizm değerlerin özgürleşmesi gerektiğine vurgu yapar.

Erdem, ilke ve değerleri ve dolayısıyla dini akla getirdiği için, din (Hristiyanlık) konusunda yaşadığı olumsuz tecrübeden dolayı batı dünyası erdemi bir anlamda es geçer.

Bizde ise durum biraz farklıdır.

Konfüçyüsçülükte altı, Budizm’de on temel erdem yaşama yön verir.

Hz. Peygamberin risalet görevi ile görevlendirilmeden önce katıldığı sivil toplum kuruluşunun adı erdemliler ittifakı anlamına gelen Hılful Fudul idi.

Milli görüşten ayrılan Saadetli milletvekillerinin Ak Parti’yi kurmadan önce kendilerine koydukları isim de Erdemliler Topluluğu idi.

Hükümet yetkilileri şimdilerde dindar bir nesil yetiştirmekle ilgili hayallerinin ne durumda olduğunu sanırım sorguluyorlardır. Zira gençlerin durumu hiç iç açıcı değil. İnsani erdemlerin hiçbir alanında ileriye gitmediğimiz gibi, çürümeye doğru emin adımlarla gidiyoruz.

Popüler batı paradigmasının dayandığı ilkelerle dindar bir nesil yetiştirme düşüncesi olsa olsa hoş bir hayal olurdu zaten. Zira 90 yıllık çürümüş ve işe yaramaz eğitmeyen eğitim sistemi taş gibi yerinde duruyor.

İnsanın toplumsal hayatı gibi düşünce dünyasının da karıştırıldığı ve iğdiş edildiği bir çağda yaşıyoruz. Şüphe yok ki böyle paramparça bir atmosferde gençlerimize "insan olma" nın olanaklarını gösterecek bir bakış  açısına günümüz insanı da kızgın çöllerin suya susadığı gibi susamış bir durumda.

Birey ve özgürlük temelli modern sistemler akıl, bilim ve teknolojinin yardımıyla insana kaybettiği, Ortaçağın ondan gasp ettiği özgürlüğünü ve yaşamın anlamını iade etmeyi vaat ediyordu. Sonuçlar arzu edilir olmayı bir kenara bırakın hemen her açıdan ciddi tehdit ve riskler içeriyor.Tüketim, lüks ve eğlenceye delicesine yöneliş gençliğin kendi benliğine dönmesi için ona boş vakit bırakmıyor; yaşamın anlamını unutturuyor ve özgürlüğünü maddi dünyanın ayakları altına alıyor.

Dayanılacak objektif bir temel sağlamayan, ilkeler yerine kişisel tercihleri ön plana çıkaran, sabit değerlerin olmadığı akışkan bir evrende gençlik sahici bir amaç ve anlam bulamıyor, başıboşluğa ve nihilizme gidiyor.

Bu yeni süreçte insanın ve toplumun organize edilmesinde başrolü tabii ki eğitim sistemi oynadı. Modern eğitim sistemleri yapılanmasını erdem ve ahlaktan yoksun bir şekilde yaptı. Eğitim sisteminin ütopik hümanizmi ve özgürlük anlayışı kitlelerin iç dünyalarını ve sosyal dokuyu perişan etti.

İki dünya savaşı sonucunda ölen milyonlarca insanı, artan bunalım ve intiharları, sömürüleri, dolandırıcılıkları, dinsel ve cinsel sapmaları düşündüğümüzde, dahası bu sorunların ne acı ki daha yoğun olarak modern uygarlığın yaşandığı ve yaşanmaya çalışıldığı yerlerde olduğunu düşündüğümüzde insanın aklına şu soruyu getiriyor:

Acaba yaşadığımız bu küresel krizin nedeni modern medeniyetin ve onun kurguladığı eğitim sisteminin zaafları mı?

Eğitim kuramların hemen hepsinin ortak ilkesi, çocuğun özgür ve özerk alanına (!) müdahale edilmemesi gerektiğidir. Velilere ve öğretmenlere çocuklara kesinlikle tavsiye verilmemeli, onlara ahlak dersi verilmemeli, doğru olan bu, bunu yapmalısın… asla denilmemeli vs. deniliyor. Peki, bütün bu eğitimsel tavsiyeler de çocuğun özgürlük alanına müdahale değil midir? “Çocuğunuza doğru budur demeyin”de bir ilke değil midir?

Çocuğunuza dini ve ahlaki değerlerinizi dayatmayın, özgürlüklerini kısıtlamayın, serbestçe doğruyu yanlışı kendi tecrübeleriyle anlasınlar tavsiyeleri, bu değerlerin küresel haz merkezli medeniyetin çıkarlarına engel olması olabilir mi acaba?

Çocuklarınızı kontrol etmeyin yoksa bunalırlar tavsiyesi onları okulda, çarşıda, büyük alışveriş merkezlerinde, sinemada, sokakta küresel güçlerin cafe, oyun salonu, barlar, büyük alışveriş ve eğlence merkezleri, disko, internet âleminin ağları gibi sacayaklarının kontrol etmesi ve bir tüketim nesnesi haline gelmeleri için olabilir mi acaba?

-         Yoksa internette 5 milyon aşırı cinsel ahlaksızlık sitesine kim, hangi gerekçelerle izin veriyor?

-         Bütün eğitim ve özgürlük genişlemesine ve eğitime karşın neden son 150 yıldır neden bütün ama bütün suçlarda artış var?

-         Endüstri psikologlarının ve reklam sektörünün çalışmaları neden özgürce tercih hakkına müdahale sayılmıyor?

-         Psikologların, rehber öğretmenlerin, bilim adamlarının çağdaş önerileri havada uçuşurken neden ana-babaların hayati önemdeki tavsiyeleri çocukların özgürlüklerine müdahale olarak algılanıyor?

Erdemli Nesil Vizyonu

Değinmek istediğim en önemli nokta şudur: özgür olma düşüncesini, erdemli olma fikri ile değiştirmeliyiz. Çünkü;

Erdemlilik kişinin özgürlüğünü adalet, doğruluk, dürüstlük, merhamet, sabır gibi iyi olan insani değerler doğrultusunda kullanmasını ifade ediyor.

O halde neden bize şehitlerin emaneti olarak kalan çocuklarımızı kötüyü de seçebilecekleri şeklinde yetiştirelim?

Zaten toplumsal şartlar yaşamın her alanında onları kötüyü seçmeye bir anlamda mecbur kılıyor. Marka bağımlılığı, internet bağımlılığı, madde bağımlılığı, kontrolsüz cinsel ve fiziksel yakınlıklar, cinsel bağımlılıklar, televizyon bağımlılığı, olumsuz sosyal ortam bağımlılığı, olumsuz müzikler bağımlılığı, şans oyunları bağımlılığı bugün anne baba ve eğitimciler olarak hepimizin ortak sorunları değil mi?

Çocuklarımızı iradelerini insani değerler ve erdemler doğrultusunda yetiştirmeye çalışmak daha anlamlı bir çaba olmaz mı?

O halde iktidar partisine, STK’lara, eğitimcilere ve dini hassasiyete sahip sendikalara düşen en büyük sorumluluk bu alanda uygulanabilir projeler, dersler ve müfredatlar oluşturmaktır. İyiliğe evet deyip evet diyenleri arttıracak, kötülüğe hayır deyip hayır diyenleri de arttıracak yeni bir nesle ihtiyacımız var. Ben bu nesle erdemli gençlik diyorum.

Kanlı boğuşmaların, savaşların, insafsız sömürülerin, yalan, dolan ve talanın soygun ve işkencelerin, açlık tehlikesi ve manevi depremlerin, cinsel sapmalar ve bitmeyen hırsların, üç-dört dakikada bir intiharın yaşandığı bir dünyada gençler, ilahi sese her zamankinden daha çok muhtaçtır.

Gençlik ahlaktan, erdemden ve hikmetten uzak kaldığı için boşluk ve anlamsızlık içindedir. Özgür olduğunu düşünürken sayısız objenin kölesi olduğunu fark etmeden yaşantısını sürdürmektedir. Yabancılaşma, kendi yaradılış gerçeğini reddeden insanın dünya içinde, şaşkın, hüzünlü, umutsuz bir şekilde azap çekmesidir.

Peki, bu eğitimin temel ilkelerini, referanslarını neye göre ve nasıl belirleyeceğiz?

Eğitilecek kişi insan. Eğitim de zaten bilgi verme değil, insanı doğasında var olan insani özellikleri kazandırma sürecidir. O halde insanın doğasını çok iyi bilmek gerekiyor. Bir yemeğin içeriğini, tadını yani yapısını en iyi, yemeği yapan bilir. Doğal olarak insanın doğasını en iyi bilen de onun yaratıcısı olan Allah’tır. Hiçbir ressam özenle yaptığı tabloyu çöpe atmaz. Hiç bir aşçı özenle hazırladığı yemeği çöpe dökmez. Elbette ki Allah da özenle yarattığı insanı bu dünyada başıboş bırakmamıştır. İnsana insanca bir yaşam sürmesi için akıl, sezgi ve vicdan gibi yetiler vermiş ve onu vahiyle desteklemiştir.

İnsani erdemlerin anlamlandırdığı evrende her şeyin kendine uygun manevi ve kozmik bir düzeni vardır, insan ancak bu düzenin bütünlüğüne (tevhide) uyarak gerçek özgürlüğüne kavuşabilir ve ancak bu şartla, bu yasalara uyduğu takdirde hayatın gerçek, insanca bir anlamı olabilir. Ancak böyle bir özgürlük felsefesi, insan olmanın ve hayatın gerçek anlamının anahtarını çağımızın çırpınan gençliğine sunabilir.

Bilgi ve hikmetle kalın…

- İslami Analiz, Yasin Kuruçay tarafından kaleme alındı
https://islamianaliz.com/makale/7480572/yasin-kurucay/erdemli-bir-genclik-yetistirmek