Türkiye’deki hikâyenin sonu

İslam Özkan
İslam Özkan

Türkiye’de İslami duyarlılık, uçurumun eşiğinde, intihar fantazisi içerisinde kendini hapsettiği gerçeküstü bir dünyada nereye savrulduğunu kendisinin de bilmediği müthiş bir travma yaşıyor. Uyum kaygısını anlıyoruz, iktidarın 1400 yıldır peygamberin yolundan sapmış saltanat mantığına ve itaat diline dikkat kesilerek kendisinin başrol oynamadığı filmlerde zorla dublör olarak oynatılması karşısında hayretle bekliyoruz. Nedir bu senaryosunu kendisinin yazmadığı yapıtlarda hep figürana düşme hevesi?

Yıllarca sağ politikalar ve politikacılar tarafından kandırılma ve hakiki/sahih bir kurtarıcı kılığına bürünmüş kompradorların en büyük timsali Süleyman Demirel’di onlar için. Dini argümanları tepe tepe kullanmakta ve bunları ranta dönüştürmekte (genelde de siyasal ranta) tereddüt etmeyen bir tipolojiydi onunkisi. Bu kez daha sahici, din konusunda daha samimi bir görünüme sahip bir iktidar ve cumhurbaşkanı var. Samimiyetleri sorgulayamaz, niyet okuması yapamayız. Yıllardır “İslami” değerlerin hakim olduğu atmosferde yetişmiş, hayatı boyunca o havayı solumuş, hatta gayet güzel bir tertille (bir takım tecvit yanlışlarını ya da telaffuz hatalarını görmezden gelelim şimdilik) Kuran-ı Kerim okuyabilecek bir kişilik.

Ancak bu lider ve avanesinin günlük siyasi olayları okuma noktasındaki yetersizliği Türkiye’yi uçuruma götürecek kadar tehlikeli. Bunun da ötesinde siyasi hasımlarına karşı da acımasızlığı durumu bir iktidar saplantısına dönüştürmüş durumda? Muhalifleri itibarsızlaştırmak için başvurulan “çamur at yapışmazsa izi kalır” stratejisini bu seçkin dini çevre içerisinde yetişmişliğin ve alınan “mümeyyiz İslami eğitimin” neresine koyacağız?

Bu topraklarda bir ömürlük mazlumiyet, kendileri iktidar oldu olalı işlenmiş ve ebediyete kadar da işlenecek olan günahların keffareti olarak algılamak nasıl bir sendromun sonucu? Kurbanın cellada dönüşmesi yeni bir şey değil, aynı sendromu Nazi mağduru Yahudiler de yaşadı ve halen Filistinlilere yaşatmaya da devam ediyor.

O zaman ne farkımız kaldı İsrail’den, mutlak şerrin tecessüm ettiği zulüm aygıtından? İsraillileşmek mi bu toprakların bağrından fışkıran değerlerle yetiştiğini söyleyen insanların kaderi olacaktı? Kemalist söylemi, benzeri bir kemalizmle, din sosu bulandırılmış bir ideolojiyle aşmaya çalışmak hangi tür bir zekânın ürünü olabilir?  

Neden insanoğlu hep mücadele ettiği şeye dönüşür? Neden mottolarını bizzat kendi elleriyle tahrif etmek ya da silmek zorunda kalır? Bu şaka değil; iktidarla uyumlu olmadığında kendini yalanlama pahasına söylediklerini inkâr eden, iktidarın yeni ortaya attığı ya da manevra yaptığı bir noktada onunla anında bütünleşen, kafayı hükümetin hijenize edilmesine takmış bir güruhla tartışmak, onlara laf anlatmaya çalışmakla geçiyor ömrümüz.

Laftan anlamayan, sahip olduğu bütün kabiliyetleri rant karşılığında iktidarın hizmetine vermekten çekinmeyen, giderek trolleşen, değer merkezli değil kişi merkezli siyaset yapan, kişileri tanrılaştıran yeni bir putçulukla karşı karşıyayız. Bir eylem iktidar tarafından yapıldığında ona her tür estetik operasyonu çekenler, aynı eylem başkaları tarafından yapıldığında onu şeytanlaştırmakta tereddüt etmiyor. Bu garip bir psikoloji.

Bundan sonra iktidar için “şu ilkeyi ihlal ederse bundan sonra ben yokum arkadaş” diyecek bir söylem de geliştiremiyorlar.

Ahmet İnam hocanın dediği gibi bu ortamdan felsefe de, düşünce de metafizik de çıkmaz. Enerjimizi bizden olmayanların yok edilmesine ya da hizaya getirilmesine harcadığımız sürece Türkiye’de yıllardır tekrarlanmakta olan bu hikâyenin bir sonu olmayacak belki ama İslamcıların hikâyesinin bir sonu olacak. İslamcılık Türkiye’de kendi kendini bitirirken uçuruma kendisiyle birlikte bu ülkeyi de sürüklememesi en büyük temennimiz. İslamcılık intihar etmeyi tercih etmiş olabilir, ama içlerinde en küçük bir vicdan kırıntısı kaldıysa sadece kendi intiharıyla yetinmeli. Yoksa İslamcıların değil, Türkiye’nin sonunu getirecek bir sürece yakında tanık olabiliriz.

- İslami Analiz, İslam Özkan tarafından kaleme alındı
https://islamianaliz.com/makale/7475390/islam-ozkan/turkiyedeki-hikayenin-sonu