Mısır-Suud ilişkilerinde balayının sonu

İslam Özkan
İslam Özkan

Suudi-Arabistan Mısır ilişkileri son dönemlerde büyük git-geller yaşıyor. Son olarak Suudi Arabistan’ın Mısır’daki Büyükelçisi Çarşamba günü beklenmedik bir şekilde Kahire’den ayrıldı. Bazı kaynaklar iki ülke arasında yaşanan gerginlikler nedeniyle S.Arabistan’ın Kahire’deki büyükelçisini uyardığını belirtiyor.

Kimse İki ülke arasındaki ilişkilerin bu kadar hızlı bozulacağını beklemiyordu. Mısır’ın darbeci rejimini ayakta tutmak için harcanan milyarlaca doların bu ilişkinin devamlılığını sağlaması en makul olanıydı. Ancak parayla sağlanan dostluğun para muslukları kapanınca sona ermesi gayet normaldi. Nitekim S. Arabistan’ın Mısır’a her ay yaptığı petrol yardımına bu ay son verince olanlar oldu. İlelebet sürecekmiş zannedilen ilişkiler birden bire artçı sarsıntılar yaşamaya başladı.

S. Arabistan’ın bölgede bir çok müttefiki ile girdiği ilişkinin mantığı maalesef paraya dayanıyor. Petrole dayalı Finansal güceyle müttefik satın alacağını zanneden S. Arabistan;  Yemen’de de, Lübnan’da da ve nihayet Mısır’da da benzeri politikaları devreye sokarak nüfuz sağlayabileceğini düşünmüştü. Ancak bazen bu politikaların ters teptiğini, kendisi için beklenen sonuçları vermediğini görüyoruz. Yıllarca Yemen’de kabile şeflerini satın almaya çalışan Suudiler için en büyük tehdit şu anda Yemen’den geliyor. S.arabistan’ın Vietnamına dönüşen Yemen’de, eski müttefiki Ali Abdullah Salih bile kraliyetin baş düşmanı haline geldi. Siyasi tutarlılık, akılcı yaklaşım ve hakkaniyete dayanmayan bir finansal gücün ne kadar fayda sağlayabileceğinin en güzel örneğini Yemen veriyor. Paranın tek başına nüfuz sağlamada yeterli olamayacağını anlaması için S. Arabistan’ın daha ne kadar yıl geçmesi ve neler yaşaması gerekiyor, anlaşılabilir gibi değil.

Mısır her şeyden önce bölgede üç merkez ülkeden biri. Böylesine büyük bir nüfus, ekonomi ve insan potansiyeline sahip, önemli entellektüel merkezlerden biri olan bir ülkenin S.arabistan gibi hiç bir entelektüel gelecek vadetmeyen, bedevi kabalığının siyaset sahnesinde de olanca hoyratlığıyla hüküm sürdüğü, ilimden, hikmetten, irfandan nasibini almamış, Allah’ın bahşettiği nimetlerin kadrini bilmek bir yana lüks ve konfor içinde azdıkça azgınlaşan, selefiliğin verimsiz çöllerinde İslam’ın medeniyet zenginliğini yitirmiş bir ülkenin tasallutu altına girmesi ne kadar sürebilirdi ki?  Şu anki yönetimin bütün beceriksizliğine, yetersizliğine ve muhalefeti şiddetle bastıran askeri mantık üzerine kurulu yapısı bir yana, geçmişte Arap dünyasına önderlik etmiş, bölgesel ve küresel düzeyde önemli düşünür ve mütefekkirler çıkarmış, İsrail’le savaşa önderlik etmiş bir Mısır, parayla şımarmış S. Arabistan’ın  kaprislerine daha ne kadar boyun eğebilirdi ki?

Her ülkenin bir kaderi vardır. Coğrafya ve tarih ona bir şeyleri dayatır. Mısır gibi önemli bir coğrafyaya sahip ülkelerin jeopolitiği, başka ülkelerin uydusu olmayı reddeder. S. Arabistan finansal yardımlarını sadece darbeyi desteklemek için değil aynı zamanda bölgesel projelerinde kendisine koltuk değneği olması için de yapmıştı. Finansal yardımlarıyla S. Arabistan, Mısır’ı İran’la olan çatışmasında, Yemen savaşında, İslam ordusu projesinde yedeğine almayı hedefliyordu. Tabii darbe sürecinde ciddi bir uluslararası siyasi ve parasal desteğe ihtiyaç duyan Mısır’ın darbeci generalleri de S. Arabistan’ın desteğini hayati görüyorlardı. Askeri mantığa dayalı yönetimin ekonomi ve siyaset alanındaki beceriksizlikleri de buna eklenince iki ülke arasında paraya dayalı bu ilişki, zahiren yolundaymış izlenimini verdi. Ancak Mısır’ın Suriye olaylarına bakışı, S. Arabistan’ın bölgesel planlarıyla yaşanan uyumsuzluklar, binlerce yıllık geçmişi olan güçlü tarihsel kökenlere dayalı bir ülkenin stratejik hiç bir neden olmadığı halde sırf para nedeniyle boyun eğmesinin yarattığı rahatsızlıklar, ayrıca Mısır’ın kendi iç ve dış sorunlarının ülkeye dayattığı bir takım meseleler bir süreden beri alttan alta kaynayan derin bir endişenin varlığını haber veriyordu.

Mısır’ın özellikle Rusya’yla yakınlaşmasının ardından Suudilerle yaşadığı sorunlar da artık saklanamaz hale gelmişti. BM Güvenlik Konseyinde yapılan oylamaya Mısır’ın Rusya’nın Suriye hakkındaki kararına destek çıkması, ve sosyal medyada iki ülke arasında yaşanan sözlü atışmalar, medya savaşları, İran’la ilişkilerin gelişmeye başlaması, Suriye yönetiminin silahlı grupları uçaklarla vurmasına desteği, bütün bunlar, gizlenen ilişkilerin dışa vurumuna neden oldu denilebilir. Bununla da yetinmedi Mısır, üst düzey bir heyetle Grozni’de düzenlenen selefilik karşıtı “Ehli Sünnet” toplantısına katıldı. Mısır’ın Ruslara yakında bir deniz üssü verme ihtimalinin son denemlerde çokça konuşulur olması, Tahran’da yeniden Mısır elçiliğinin açılma ihtimali, Yemen’deki Ensarullah-Salih ittifakına siyasi destek verme ihtimalinin giderek belirginleşmesi, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri’nin Şam’a ziyaret düzenleyerek meslektaşı Viled Muallim’le buluşma ve onun Kahire’ye iade-i ziyareti, bütün bunlar S. Arabistan’la Mısır arasında soğuk rüzgarların esmesi için yeter de artar bile. Yaşanan en küçük bir gerginlikte Sisi’nin, S. Arabistan’ın tepkisini çekmemek için beklettiği bu planları devreye sokacağına kaçınılmaz gözüyle bakılıyor.

Buna karşılık S. Arabistan’ın da intikam için Körfez ülkelerinin Mısır’a yardımlarını kesme başta olmak üzere bir dizi planı uygulamaya koyacağına kesin gözüyle bakılıyor. Krallık, ülkesinde çalışan Mısırlıların sınır dışı edilmesi, Yemen, Mısır, Libya ve Suriye’de Müslüman Kardeşlere sırf Sisi yönetimine inat destek vermesi, Mısır’ın Nil Nehri nedeniyle şu aralar ciddi sorunlar yaşadığı Habeşistan’la ilişkilerin güçlendirmesi  gibi kozları kullanabilir.

Bütün bu doneler iki ülke arasındaki ilişkilerin her an bir sarsıntıya maruz kalabileceğini, güzel günlerin bir nostaljiye dönüşme ihtimalinin oldukça güçlü olduğunu gösteriyor.

Suudi-Arabistan Mısır ilişkileri son dönemlerde büyük git-geller yaşıyor. Son olarak Suudi Arabistan’ın Mısır’daki Büyükelçisi Çarşamba günü beklenmedik bir şekilde Kahire’den ayrıldı. Bazı kaynaklar iki ülke arasında yaşanan gerginlikler nedeniyle S.Arabistan’ın Kahire’deki büyükelçisini uyardığını belirtiyor.

Kimse İki ülke arasındaki ilişkilerin bu kadar hızlı bozulacağını beklemiyordu. Mısır’ın darbeci rejimini ayakta tutmak için harcanan milyarlaca doların bu ilişkinin devamlılığını sağlaması en makul olanıydı. Ancak parayla sağlanan dostluğun para muslukları kapanınca sona ermesi gayet normaldi. Nitekim S. Arabistan’ın Mısır’a her ay yaptığı petrol yardımına bu ay son verince olanlar oldu. İlelebet sürecekmiş zannedilen ilişkiler birden bire artçı sarsıntılar yaşamaya başladı.

S. Arabistan’ın bölgede bir çok müttefiki ile girdiği ilişkinin mantığı maalesef paraya dayanıyor. Petrole dayalı Finansal güceyle müttefik satın alacağını zanneden S. Arabistan;  Yemen’de de, Lübnan’da da ve nihayet Mısır’da da benzeri politikaları devreye sokarak nüfuz sağlayabileceğini düşünmüştü. Ancak bazen bu politikaların ters teptiğini, kendisi için beklenen sonuçları vermediğini görüyoruz. Yıllarca Yemen’de kabile şeflerini satın almaya çalışan Suudiler için en büyük tehdit şu anda Yemen’den geliyor. S.arabistan’ın Vietnamına dönüşen Yemen’de, eski müttefiki Ali Abdullah Salih bile kraliyetin baş düşmanı haline geldi. Siyasi tutarlılık, akılcı yaklaşım ve hakkaniyete dayanmayan bir finansal gücün ne kadar fayda sağlayabileceğinin en güzel örneğini Yemen veriyor. Paranın tek başına nüfuz sağlamada yeterli olamayacağını anlaması için S. Arabistan’ın daha ne kadar yıl geçmesi ve neler yaşaması gerekiyor, anlaşılabilir gibi değil.

Mısır her şeyden önce bölgede üç merkez ülkeden biri. Böylesine büyük bir nüfus, ekonomi ve insan potansiyeline sahip, önemli entellektüel merkezlerden biri olan bir ülkenin S.arabistan gibi hiç bir entelektüel gelecek vadetmeyen, bedevi kabalığının siyaset sahnesinde de olanca hoyratlığıyla hüküm sürdüğü, ilimden, hikmetten, irfandan nasibini almamış, Allah’ın bahşettiği nimetlerin kadrini bilmek bir yana lüks ve konfor içinde azdıkça azgınlaşan, selefiliğin verimsiz çöllerinde İslam’ın medeniyet zenginliğini yitirmiş bir ülkenin tasallutu altına girmesi ne kadar sürebilirdi ki?  Şu anki yönetimin bütün beceriksizliğine, yetersizliğine ve muhalefeti şiddetle bastıran askeri mantık üzerine kurulu yapısı bir yana, geçmişte Arap dünyasına önderlik etmiş, bölgesel ve küresel düzeyde önemli düşünür ve mütefekkirler çıkarmış, İsrail’le savaşa önderlik etmiş bir Mısır, parayla şımarmış S. Arabistan’ın  kaprislerine daha ne kadar boyun eğebilirdi ki?

Her ülkenin bir kaderi vardır. Coğrafya ve tarih ona bir şeyleri dayatır. Mısır gibi önemli bir coğrafyaya sahip ülkelerin jeopolitiği, başka ülkelerin uydusu olmayı reddeder. S. Arabistan finansal yardımlarını sadece darbeyi desteklemek için değil aynı zamanda bölgesel projelerinde kendisine koltuk değneği olması için de yapmıştı. Finansal yardımlarıyla S. Arabistan, Mısır’ı İran’la olan çatışmasında, Yemen savaşında, İslam ordusu projesinde yedeğine almayı hedefliyordu. Tabii darbe sürecinde ciddi bir uluslararası siyasi ve parasal desteğe ihtiyaç duyan Mısır’ın darbeci generalleri de S. Arabistan’ın desteğini hayati görüyorlardı. Askeri mantığa dayalı yönetimin ekonomi ve siyaset alanındaki beceriksizlikleri de buna eklenince iki ülke arasında paraya dayalı bu ilişki, zahiren yolundaymış izlenimini verdi. Ancak Mısır’ın Suriye olaylarına bakışı, S. Arabistan’ın bölgesel planlarıyla yaşanan uyumsuzluklar, binlerce yıllık geçmişi olan güçlü tarihsel kökenlere dayalı bir ülkenin stratejik hiç bir neden olmadığı halde sırf para nedeniyle boyun eğmesinin yarattığı rahatsızlıklar, ayrıca Mısır’ın kendi iç ve dış sorunlarının ülkeye dayattığı bir takım meseleler bir süreden beri alttan alta kaynayan derin bir endişenin varlığını haber veriyordu.

Mısır’ın özellikle Rusya’yla yakınlaşmasının ardından Suudilerle yaşadığı sorunlar da artık saklanamaz hale gelmişti. BM Güvenlik Konseyinde yapılan oylamaya Mısır’ın Rusya’nın Suriye hakkındaki kararına destek çıkması, ve sosyal medyada iki ülke arasında yaşanan sözlü atışmalar, medya savaşları, İran’la ilişkilerin gelişmeye başlaması, Suriye yönetiminin silahlı grupları uçaklarla vurmasına desteği, bütün bunlar, gizlenen ilişkilerin dışa vurumuna neden oldu denilebilir. Bununla da yetinmedi Mısır, üst düzey bir heyetle Grozni’de düzenlenen selefilik karşıtı “Ehli Sünnet” toplantısına katıldı. Mısır’ın Ruslara yakında bir deniz üssü verme ihtimalinin son denemlerde çokça konuşulur olması, Tahran’da yeniden Mısır elçiliğinin açılma ihtimali, Yemen’deki Ensarullah-Salih ittifakına siyasi destek verme ihtimalinin giderek belirginleşmesi, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri’nin Şam’a ziyaret düzenleyerek meslektaşı Viled Muallim’le buluşma ve onun Kahire’ye iade-i ziyareti, bütün bunlar S. Arabistan’la Mısır arasında soğuk rüzgarların esmesi için yeter de artar bile. Yaşanan en küçük bir gerginlikte Sisi’nin, S. Arabistan’ın tepkisini çekmemek için beklettiği bu planları devreye sokacağına kaçınılmaz gözüyle bakılıyor.

Buna karşılık S. Arabistan’ın da intikam için Körfez ülkelerinin Mısır’a yardımlarını kesme başta olmak üzere bir dizi planı uygulamaya koyacağına kesin gözüyle bakılıyor. Krallık, ülkesinde çalışan Mısırlıların sınır dışı edilmesi, Yemen, Mısır, Libya ve Suriye’de Müslüman Kardeşlere sırf Sisi yönetimine inat destek vermesi, Mısır’ın Nil Nehri nedeniyle şu aralar ciddi sorunlar yaşadığı Habeşistan’la ilişkilerin güçlendirmesi  gibi kozları kullanabilir.

Bütün bu doneler iki ülke arasındaki ilişkilerin her an bir sarsıntıya maruz kalabileceğini, güzel günlerin bir nostaljiye dönüşme ihtimalinin oldukça güçlü olduğunu gösteriyor.

- İslami Analiz, İslam Özkan tarafından kaleme alındı
https://islamianaliz.com/makale/7444872/islam-ozkan/misir-suud-iliskilerinde-balayinin-sonu