Anlam-Bağ-1

Her din, felsefi akım ya da ideoloji insanı, hayatı ve kainatı kendi kelimeleriyle-anlamlarıyla, bakış açısıyla yorumlar. Müslümanlar bu konulara dair izahlarını vahyin belirlediği ilkeler ve peygamberin (as)sünneti-hadisleriyle yapar. Bu ilkelerin temelinde halik-mahluk ilişkisi, Allah ile yarattıkları arasındaki bağ bulunur. İnsanın Allah ile bağının yani irtibatının ifadesi kulluktur.

İnsan sınırlı bir varlıktır. Sınırlılığı mahluk yani yaratılmış olmasından kaynaklanır. Mahluk ve sınırlı olmasından dolayı muhtaçtır. Pek çok şeye ihtiyaç duyarak yaşamını devam ettirir. İnsan olma sıfatıyla var olması, pek çok sebebin bir arada bulunmasına bağlıdır. Sadece insan değil mahlukatın-yaratılmışların-tamamı sınırlı ve muhtaçtır. Çünkü bütün mahlukat pek çok sebebin bir arada var olmasıyla ortaya çıkar.

Bizim inancımıza göre sadece Allah mutlak ganidir-hiçbir şeye ihtiyacı olmayan- ,Samettir-her şey kendisine muhtaç olan- ve bütün kemal sıfatlarına sahiptir.

Yaratılmışlarda var olan sebepler zincirinin tenasübü-uyumu-mükemmelliği Allah’ın sıfatlarına da bir işaret-ayet olarak bulunur. Kemal sıfatlarının  tamamına sahip olan Allah'ın yaratıcılığı, rububiyeti ise yaratılmışlardaki bu uyum ve güzelliğe devamlı dikkat çekilerek hatırlatılır; akıl sahiplerine…Kuran devamlı yaratılmışlardan örneklerle insanı düşünmeye, bakmaya, anlamaya, ibret almaya ve akletmeye davet eder ki; acziyyetini muhtaç olma ve kulluk görevini hatırlasın.

“Allah Ganidir, sizlerse fukaralarsınız” 47-38.

“Ey insanlar, siz Allah'a muhtaçsınız-fukaralarsınız-O Allah ki Gani ve Hamittir” 35-15.

Esma-ül Hüsna dediğimiz en güzel sıfatlar Allah’ındır. Güzel ve mükemmel olana ilgi-sevgi-alaka veya yönelme duygusu ise insanda fıtridir, yani doğuştan gelir. İnsan, fıtratında var olan bu duygu-gerçeklik sebebiyle mutlak güzellik ve kemale yönelmeye çağrılır. Bu çağrı kulluk ve itaat çağırısıdır.

"İtaat eksiklikten mükemmele doğru gidiştir" diyen El Kindi bu cümlesiyle önemli bir tespit yapar. Kemale giden yol, her güzellik ve kemalin kaynağı olan Allaha yönelmek ve ona itaatle mümkündür.

Güzel olan şeyi insan niçin sever? Güzel olana ilginin sebebi nedir? Güzele ilgi ve güzellikle insanın bağı konusunda ise M.Taki Caferi “Anlam Arayışı” isimli kitabında şöyle diyor;

“Her güzellik dolaylı ve direk olarak insan zihnine kemale giden bir yol aktarmaktadır.”

İnsanın bir hatasını veya yanlışını düzeltmesinin ilk adımı yaptığı şeyin hata-yanlış olduğunu kabul etmesi ile başlar. İnsanın Allah'a yönelebilmesi yani kemale doğru gidebilmesi ise eksik, sınırlı, aciz bir mahluk olduğunun itirafıyla başlar. Kibir sahiplerinde kemale doğru yürüme bunun için olmaz. Tekebbür her hal ve şartta sahibini alçaltıp küçültür. İlim cehaletini bilmekle başlayıp cehaletini bilmekle devam ettiği gibi, cehalet cehlini bilmemekle başlar ve devam eder.

İnsan; acizliğini, sınırlılığını, yaratılmış olmasını kavrayıp ezeli ve ebedi olan yaratıcısına doğru yol alarak kemale yönünü çevirebilir. Ya da bütün bunları anlamayıp, kendisini çok daha aciz, çok daha zavallı, her şeye çok daha bağımlı hale de getirebilir. Kendisi bunu yapabileceği gibi başkasından da bunu isteyebilir.

Bu rezilliği, alçalmayı, yaratıcısına olan isyanı genellikle bunda bir güzellik, fayda, kemal olabileceği vehmi - boş hayal, zan, sanı-  ile yapar; veya kendisinde bir kemal-mükemmellik- vehmiyle...

İblis Hz. Adem'e secde etmedi. Allah’ın emrine rağmen kendisinde bir kemal vehmederek , tekebbürle “ben ondan daha hayırlıyım” dedi.  Adem ve eşini kandırırken ise;

”Rabbiniz sırf iki melek olacağınız yahut cennette ebedi kalanlardan olacağınız için size bu ağacı yasakladı “ diyerek kandırmıştı. Yani söylediğinde bir kemal olduğunu vehmettirdi.

Mahluk oluşunu, eksikliğini, fukaralığını görememek, idrak etmemek, kabullenmemek sapmanın başlangıcı oluyor.

“Muhakkak ki insan tuğyan-azgınlık-sapma-eder, kendisini müstağni -ihtiyaçsız, mükemmel- gördüğü zaman.” 96-6.

Bu ayeti kerime Peygamberimiz’e -as- ilk vahiy olunan ayetlerden biridir.

Allah ve Resul'ünün belirttiği yolda ilerlemek insanı İzzetli, üstün yapar. Hakkı batıldan ayıran furkan sahibi, hikmet ve basiret sahibi kılar. Bunun tersi ise insanı tuğyan içerisinde zelil, aşağıların aşağısı yapar. Bu durumda olan insan karanlıklar içinde yolunu şaşırmış, kendi eliyle kendisini zorluklar ve kötülüğün içine hapsetmiş olur.

Tarih boyunca insanlar bu iki yoldan birini tercih edegelmişler. Yaratıcısı olan Allah ile bağını koparmış insanı bekleyen sayısız duvarlar ve karanlıklar vardır. Allah'tan uzaklaştıran her adım sayısız karanlıkları hapishaneleri beraberinde getirir. Ona yaklaştıran her adım ise etrafımızı çevreleyen duvarlardan, karanlıklardan bir bir kurtulmak demektir.

“Allah müminlerin velisidir. Onları karanlıklardan nura çıkarır.”

Küfür ve zülüm her gün yeni duvarlar örüyor, örmeye çalışıyor, karanlığını her gün koyulaştırıyor. Dünyayı ve alemleri ördükleri duvarlardan ibaret sanmamızı istiyorlar. En yüksek ve en sağlam duvarları en koyu karanlıkları bilinçlerimize, ruhlarımıza örmeye çalışıyorlar. İçi boş kelimelerle kavramlarla oluşturulmuş vehimden ibaret duvarlar bunlar. Güçlü propaganda,” algı yönetimi ve manipülasyonla” her geçen gün duvarları sağlamlaştırmaya çalışıyorlar.

Bir kısım yayınlardan izleyebildiğim kadarıyla kafir ve zalimler sadece kendi kelimeleriyle yapamadıklarını biraz da bizim kelimelerimizi tahrif ederek yapmaya çalışıyorlar.

“Kelimeleri mevzilerinden tahrif ederler.”5-13.

Bazen de batılı, modern, moda bir takım kelimelerle İslami değerleri-anlamlari-kelimeleri izah etmeye çalışıyorlar. Bu durum tam olarak “hakkı batıl ile karıştırmayınız” uyarısına denk düşmektedir. Batılın örtüsünü hakkın üzerine giydirerek kavram kargaşası ile Müslümanların saptırılmasını hedefliyorlar.  

Günümüzde kimi aydın, yazar ve ilahiyatçılar batının kelimeleriyle düşünüp konuşuyor ve yazıyorlar. İslam'ın yeniden yorumlanması iddiasıyla;

kelimelerimizi  mevzilerinden tahrif ediyorlar. Hakkı batılla karıştırmak anlamına gelen yorumlarını  kim ve ne adına yaptıklarını  sormak gerekiyor. Bunları Müslümanların maslahatı adına ya da Müslümanların içinde bulunduğu durumdan bir çıkış yolu bulma adına mı yapıyorlar? Bunu yapmaları bizim için kurtuluş değil yeni duvarlar ve karanlıklar olacaktır.

İslam’ı veya İslami kelime veya kavramları –ıstılah- batılı kelimelerle yorumlama-uzlaştırma çabaları özgürlük değil esaret olacaktır. Bu çabalar ayrıca geçmişte de tekrarlanmış çabalardır ve bilinçlerimize yeni işgaller demektir.

Bilinçlerimizdeki, ruhlarımızdaki, kalplerimizdeki işgal ve duvarlar olmasaydı, kafir ve zalimlerin yaşantılarımıza da yansıyan fiziki işgal ve duvarları bu kadar zalimane ve pervasız olamazdı.

Çok yönlü ve pek çok koldan yapılan saldırılara karşı karşıya bugün İslam dünyası. Fiziki güçle yapamadıklarını kelimeleriyle, kelimelerle yapamadıklarını fiziki güçle yapmaya çalışıyorlar. Bütün âlemlere hükümran olan Allah'ın arzdaki hükmünün bir kısmını kaldırmak istiyorlar. Aslında ellerinden gelse tamamını kaldıracaklar ama bu mümkün değildir, muhâldir.

Allah'a değil kendilerine kulluk yapılmasını istiyorlar. İnsanların işlerinin-umur- Allah'ın kelimeleriyle değil, mükemmel olduğuna insanları inandırmaya çalıştıkları kendi kelimeleriyle düzenlenmesini istiyorlar. Kelimelerinin mükemmelliğine ise aslında kendileri bile inanmıyorlar.

 Arzın zenginliklerinin Allah’ın istediği gibi değil kendi istedikleri gibi paylaşılmasını istiyorlar. Yaşamı –varlığı- Allah'ın vahiy ettiği kelimelerle değil kendi kelimeleriyle yorumlamamızı-anlamlandırmamızı istiyorlar.

Bugün Müslüman dünyadaki işgal ne kadar yaygın olursa olsun, karanlık ne kadar koyu olursa olsun bunlardan kurtulmak imkansız değildir. Sadece Allah'ın kelimeleriyle sadece kendi değerlerimiz ve yaşantılarımızla, kendi yaşam tarzımızla bunların hepsini aşabiliriz. Karanlıklardan aydınlığa çıkmak her zaman mümkündür. İslam'ın kelimeleriyle karanlıklardan çıkmak İslam'a çıkmaktır. Kurtuluş İslam'da olduğu gibi ancak İslam ile kurtuluş mümkündür.

Niçin kendi kelimelerimiz? Niçin dünyayı işgal etmiş olan ve herkesin dilinden düşürmediği batıl/ı kelimeler değil de sadece kendi kelimelerimiz? Bunun kulluk ve itaatle ilgisi nedir?

“Anlam, bir ilişki ve bağlam olgusudur, anlam güçtür, adlandırma bir egemenlik hakkıdır, iktidar anlamlandırır” diyen Byung Chul Han kavram, kelime, anlam, yorumlama vb. konuların iktidarla ilişkisini  “İktidar Nedir” isimli kitabında şöyle anlatıyor;

“Her kelime bir iktidar ifadesidir. Şeylerin anlamına, anlam ufkuna , ‘nereye’ ve ‘ne maksatla’ gibi durumlarına asıl karar veren iktidar sahipleridir.”

“Yorumlamanın temelinde bir şeyin hakimi olma niyeti bulunmaktadır.”

“Vatandaşlarınızın zihinlerinde fikir zinciriniz varsa, onlara liderlik etme ve efendileri olma övüncünüz olabilir.”

 Temel problem varlığı, yaşamı, insan ilişkilerini kimin kelimeleriyle yorumlayıp anlayacağımızdır. Yorumlamanın devamlı olması hakimiyet ve iktidarın devamı anlamına gelir.

Algılama biçimlerimizin ya da tasavvurlarımızın ve bu algıların yönlendirdiği tutum ve davranışlarımızın değişmesi gerekiyor. Bunun değişmesi ise düşünce dünyamızı oluşturan kelime ve kavramların değişmesiyle ilgilidir.

İslam'ı sadece siyasi bir söylem değil, siyaseti de içinde bulunduran bütüncül bir bakışla anlamak gerekiyor. Hayatın tamamına ilişkin, insana ilişkin, tüm âlemlere ilişkin bakış açısı olan, yorumu olan bir dindir İslam. İslamı; bütün anlamları belirleyen,yorumları kendi kelimeleriyle yapan yaşamın ki ta kendisi olarak anlamamız gerekiyor.   

 Tasavvur ve algılarımızı, bakış açılarımızı belirleyen yabancı kelimelerle oluşmuş ya da bu kelimelerle malul düşünsel bir dünyanın Allah'a doğru giden özgür bir yaşam ortaya çıkarması asla mümkün değildir.

Bakış açımızı, yaşamımızın anlamını hangi kelimeler ve amaçlar belirliyor ise o kelime ve amaçlarla tanımlanan dine mensubuz demektir.

İslam'a mensup olmak, ait olmak, İslam'ı savunmak ve yüceltmek ancak İslam'ın kelimelerine değerlerine ve yaşantılarına sahip çıkıp onları yüceltmekle mümkün olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Talip Özçelik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.