İhsan Şenocak Tartışması: Kime, Neyi İspatlamaya Çalışıyorsunuz?

İhsan Şenocak Hoca ile Türkiye ve dünya siyasetine bakışımız ve İslam düşüncesindeki önceliklerimiz bağlamında epey farklı çizgilerde yer alıyoruz. Açıkçası, bugüne kadar kendisine dair ne bir söz paylaşmışlığım vardır,  ne de başkasına tavsiye etmişliğim.

Şenocak, iki hafta önce ülkenin gündemine oturarak sosyal medyada bir linç kampanyasının hedefi oldu. Kadın Milli Voleybol Takımı’na ilişkin sözleri nedeniyle yaşanan bu linç kampanyası ilginç enstantanelere sahne oldu.

Birincisi; paylaşımı hiçbir hakaret içeriği taşımaması, aksine yapıcı bir eleştiri ve Müslümanca bir uyarı olmasına rağmen Şenocak hakkında bir küfür furyası başlatıldı. Şenocak’ı kıstırmak için sosyal medyada kuyruklar oluştu.

İnsan hakları ve özgürlük mottolarında mangalda kül bırakmayanlar, ufacık bir eleştiriyi bile hazmedemeyerek özgürlüğü kendilerine yonttuklarını bir kez daha ifşa etmiş oldular.

İkincisi ve en önemlisi; bu linç kampanyasına ‘kompleksli dindarlar’ olarak tarif ettiğimiz seküler ve liberal öykünmelerle malul bazı kesimlerin de dahil olması en fazla içimizi acıtan gelişme oldu. Üstelik kampanyada kuru kuruya da boy göstermediler, voleybolcuların fotoğraflarını da dercederek çağ atladıklarını cümle aleme ilan ettiler.

Sorarsanız, entelektüel tutarlılıktan, toplumsal sözleşmelerden dem vuracak ve saatlerce bunun mevzu bahsini yapacak olan bu kesimlerin, seküler mahalle baskısı ile ilgili tek bir kelam etmemeleri ibret verici bir vesika olarak kayda geçti.

Twitter merkezli oluşan seküler mahalle baskısı ile birlikte, emri bil maruf nehyi anil münker yapmak artık ahlak polisliği ile damgalanarak mücrimleştirilir oldu. Bu arkadaşların da buna karşı çıkacak duruşları ve enerjileri kalmadığı gibi, kısa yoldan bu kervanın yolcusu olmak onlar için daha pratik bir çözüm haline geldi.

Halbuki, en başta kendisini İslam’a nispet edenlerin yaşadığımız seküler bombardımana karşı inisiyatif alması, sesini yükseltmesi, Rabb’ul Alemin’e karşı sorumluluğunu hatırlayıp bitkin ve yorgun düşmemesi gerekirdi. Zira, maneviyatın ayaklar altına alındığı, her türlü zevk ve hazzın maddiyat ile giderilmeye çalışıldığı seküler kültür, toplumlarımıza hüsran getirdi. Halkı Müslüman olan ülkelerin de Batı’dan farksız olarak yaşadığı sekülerleşme serüveni, insanı tatminsiz kıldı, her türlü sınırsızlık/aşırılık olağan hale geldi. Kalbi mutmain olmayan ve psikolojisi dağınık hale gelen insan tipolojileri için depresyon, intihar, boşanma, cinayet vaka-ı adiyeden oldu. Kitabın ortasından; otel odalarından erkek arkadaşları tarafından atılarak öldürülen genç kız hikayeleri günlük haber bültenlerinin bir parçası oldu.

Her gün yeni bir sınırsızlığın denendiği bu vasat, insanlığı uçuruma götürürken, Müslümanların çıkıp ‘Fe Eyne Tezhebun?’ demesi gerekmez miydi? Allah’ın koyduğu sınırların çiğnenmesi halinde insanlığın, doğanın, kısaca bütün bir yeryüzünün çıkmaza gireceğini bas bas bağırması gerekmez miydi?

Ama bizim eski İslamcı, yeni kompleksli dindarlarımız ne yaptı? Beyaz bayrak çekmeyi tercih etti.

Sadece beyaz bayrak da çekmediler, eski duruşlarını alaya alacak kadar evrim geçirdiler.

Kime, neyi ispatlamaya çalışıyorlar bilmiyoruz. Ama şunu iyi biliyoruz, bu sapmanın hiçbir bahanesi olamaz ve Allah indinde de vebali ağır olur.

Muhafazakarlara kızıp liberalleşmek yeni moda ise, bu modaya karşı aklı başında bütün Müslümanları göreve çağırıyoruz.

Hem de acilen!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Musa Duman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.

02

Selahattin - bu memlekette 100 tane suçu olan hırsız haydut harami dolandırıcı gaspçı darpçı kolunu sallayarak geziyor geçmiş dönemde laiklerin döneminde 10 yıl ceza alan bir haydut içerde 6 yıl 8 ay kalırken bu dönem 2 yıla indirildi 6 yıla kadar ceza alanda içeri girmeyecek denildi onlarca kez suçlulara yol vermek için düzenleme yapıldı. af çıkarıldı mekkede müşrikler bile asrı sadetten önce yemenli tacirin malını kızını kurtarmak için başka bir müşrikle ya sen bu yemenlini malını kızını geri vereceksin yoksa ya sen yada biz öleceğiz diyebilmişlerdir ama müslüman olduğunu idda eden önderler cemaatler cemiyetler kanat önderlerinden halktan mazlumların gariplerin hakkı ne olacak (bırakın müşrikler gibi canlarını ortaya koymayı) diye zere ses çıkmadı ondan sonrada kalk kadınların giyisisini eleştir ondan sonrada sizi ciddiye alsınlar olur canım

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 12 Ağustos 13:05
01

Ozkanbabacan - ihsan senocak fikri,inancı sözlü olarak linc ediliyor burası doğru

ihsan senocak inancı fikri TC de anayasa hukmunde olsaydı eğer

aksi fikir düşünce hareket sözlü mü fiiil olarak linç edilirdi

buna verilecek samimi cevap

inancında olmayan demokrasiye sığıınmak ..bu da benim fikir özgürlüğüm demek yerine

mertçe açıkca kıvırmadan inancın ne olduğunun söylemek gerek

ayrıca inanç dünyasının olmazsa olmaz kriterleri sadece kadın kıyafeti değil

rüşvet hırsızlık talan vs hakkında zerre beyanatları olamayanların böyle rezil olmaları da (rezil edenlerin zulmü olsada )kendilerine müstehakdır

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 10 Ağustos 14:34