FETÖ kaybetti, 'FETÖ'cülük kazandı

FETÖ’nün Ak Partili olduğu dönemi hatırlarsınız. Başka bir ifade ile Ak Partinin FETÖ’cü olduğu dönemi!  Bu dönemi açıklamak için unutulmayan cümleler: “ne istediler de vermedik” ile “İmkân olsa ölülere bile ‘Evet’ oyu verdirilmeli” sözleridir.

Toplum bu ittifak döneminde sadece alınan kadrolara, verilen parsel parsel arsalara, karşılıklı övgülere odaklandı. Oysa asıl alışveriş bunların çok çok ötesinde idi. Daha önce ZAMAN gazetesini kapısının önünden geçirmeyen esnaf, işçi, memur bütün Ak Partililer ZAMAN’a abone olmuşlardı. Zamanın dışındaki Ak Parti medyası da küçük birer ZAMAN gazetesine dönüşmüştü.

Ak Partinin görsel medyası yoktu. Haberler Samanyolundan izleniyordu. Hâsılı kelam Ak Parti tabanı kesintisiz 12 yıl bu medya ile beslendi/zehirlendi. Hatta bazı hocaları onlara Fethullah Gülen’i anlamaları için fıkıh kitabı yazarken daha büyük âlim ve fakih yazarları onlara “dinler arası diyalog”un kitabını yazıyor âdete ismi diyalogla özdeşleşiyordu. Şimdi hocalar da yerinde, kitaplarda yerinde, fikirler de! Geriye dershane mershane konuları ile arsa marsa konuları kalıyor. 

Bu bir fikir ve düşünce alışverişi idi. Ak Partinin kendine özgü bir dünya görüşü yoktu. Lider kadrosu Milli görüşten gelse de bu bir kopuştu ve giderek uzaklaşılıyordu. Milli görüşten uzaklaşma kuşkusuz FETÖ zihniyetine doğru idi. FETÖ çekerken Milli Görüşçüler tutma gayretine girmiyor hatta itiyorlardı denebilir.

                                                           ***

FETÖ’cülük kısaca “Amerikancı İslam” olarak tanımlanabilir. Buna klasik sağcılık da denilebilir. İslam coğrafyasında özellikle iktidar olmanın ön koşulu haline getirildiği için başta SİSİ olmak üzere emirlerin ve kralların dünya görüşü budur. Bunun en somut örneklerinden biri eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in Mısır Müftüsü Ali Cumayı telefonla aramasından 15 dakika sonra FETÖ’cü Mustafa Özcan’ın araya girip SİSİ’nin ne mübarek(!) biri olduğunu açıkladığına dair mülakatıdır. (*)

Bu dünya görüşünün en sembol kuruluşu “Cidde merkezli İslam ordusu” olmuştur. Bu ordunun manşetleri ZAMAN gazetesinde değil ZAMANSI gazetelerde çıkmıştır. Bu ordunun geçit törenindeki bayraklara bakın bir de Trump’ın meşhur “küre”si etrafındakilere hemen hemen aynı olduğunu görürüsünüz.

Bu yapının ortak özelliği İslam âlemindeki Anti Siyonist, anti Amerikancı yapılara düşman olmalarıdır. Özellikle hedeflerinde başını İran İslam Cumhuriyetinin çektiği direniş cephesi vardır.

Şimdi dönüp baktığımızda verilen kadrolar, parseller fazlasıyla geri alındı. Ama kavga parsel kavgasından öteye geçmedi. Kirletilen bulandırılan zihniyet olduğu gibi kaldı.

                                                           ***

Birlikte yola çıktığımız 6 Eylül mitinginde (**) buluştuğumuz kardeşlerimizin büyük çoğunluğu şimdilerde Direniş Cephesine FETÖ gözüyle/gözlüğüyle bakıyorlar. Kudüs Mitinginin Mimarı merhum mücahit Erbakan hem yanılmış(!) hem de bunları yanıltmıştı!!!  F. Gülen’in 1979 da ileri görüşlülüğü(!) ile gördüklerini arkadaşlarımız ancak yaklaşık otuz yıl sonra görebilmişlerdi.

FETÖ “başörtüsü teferruattır” dediğinde hem öfkelenmiş hem de İslam’ın bu şiarı ve şu’lesi münafıkların üfürüğü ile sönmez demiştik. Ancak başörtüsü maalesef fiilen teferruata dönüştürüldü.

FETÖ ülkemizde iki darbe girişiminde bulunmuştur. 15 Temmuz askeri darbesinde ne denli hezimete uğramışsa “zihniyet darbesinde” zaferin zirvesine ulaşmıştır. 

Biz eskiden Direniş cephesini Siyonistlere, Emperyalistlere, Komünistlere karşı müdafaa ederken şimdi maalesef eski arkadaşlarımıza karşı müdafaa etmek zorunda kalıyoruz.

O zaman hasımlarımızdan hiç biri bizimle savaşta İsrail’le işbirliğini (içinden geçirse dahi) dillendirmeye cesaret edemezken bunlar açıkça dile getirdiler. İran İslam İnkılabını en ince ayrıntısına kadar bize anlatan ve sevdirenler, şimdi FETÖ’cüleri mazlum ve mağdur olarak göstermek suretiyle onlara kalkan vazifesi görüyorlar.

                                                                       ***

FETÖ orijinal bir kukla idi. Bizzat kuklacının eliyle imal edilmiş, Made in Pensilvanya idi. Diğerleri fason olup körfeze sipariş verilmişlerdi. Nitekim taklit olanlar orijinali karşısında adeta selam durdular. Kimi onun ayakkabısı olamayacağını itiraf ederken, bir başkası onun kaleminin mürekkebinin şehitlerin kanından üstün tutuyor, bir diğeri ona “hoca efendi” demeyeni aforoz ediyordu.

“Kudüs’ün Kılıcı zaferi” bu kirletilmiş zihinleri allak bullak etti. Bu savaş bir yönüyle FETÖ ve Direniş cephesi arasında cereyan ediyordu. Hamas’a yanaşsan zorunlu olarak İran’a da yaklaşmış oluyorsun, İran’dan uzaklaşsan Hem Hamas’tan uzaklaşmış oluyor hem de bir bakıma İsrail’e yaklaşmış oluyorsun…!

Bazıları bu sorunlarını Hamas’ı tekfir edip ona cihat ilan ederek çözdüler ama ekseriyetin kafa karışıklığı hala devam ediyor.

Umudum ve dileğim “Kudüs’ün Kılıcı zaferi” bu fikri bulanıklığı gidersin. Yine Bosna’daki gibi omuz omuza verelim. Furkan savaşı ve 2006 Temmuz harbinde olduğu gibi yüreklerimiz direniş cephesi ile beraber atsın. İnşaallah.

(*) https://www.dailymotion.com/video/x6chrp1

(**) https://www.memleket.com.tr/kudus-mitinginde-neler-oldu-9620h.htm

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emin Güneş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.

01

Serhat - Fetö 44 yıl öncesinde (CIA-MOSSAD) tarafından özel olarak yetiştirilmiş kendini dini bir kisve içerisinde zulalamış/saklamış bir kukla, bir ajandır. Çıkış noktasında; "yolculuk için namaz kaza edilmez, gerekirse otobüsten inilir, namaz kılınır, sonra yola devam edilirdi. Margarin yağları yenilmezdi. İçinde domuz yağı var diye Tıraş olurken fırça kullanılmazdı, domuz kılından yapılmış diye Kola içilmez, kot giyilmez, ilahiler de dâhil müzik dinlenmezdi, kısa kollu gömlek giymek yasaktı. Kumaş pantolon giyilir, iç çamaşırların (külot) boyunun dizkapağının altına kadar uzanması gerekirdi. Kadınlar okumamalı, ellerini, yüzlerini ve gözlerini örtmeliydiler. Film çevirmek ve rol yapmak haramdı. Çünkü kimse bir başkası gibi görünemezdi, bu bir aldatmaydı. Hele dini filmler tümüyle haramdı. Çünkü dinle ilgisi olmayan artistler nasıl olurda mübarek zatların rolüne girebilirdi? savunurlarken, yani İlk başta haram olma ihtimali var diye, margarin yağı ile yapılan pastaları yemezlerken, sonradan, sınav sorularını, devlet imkânlarını çalarak milyonların hakkını yemişlerdi malumunuz. Fetö devletin kılcal damarlarına sızmıştı ve milyonlarca kişiyi kandırabilmişti, kimi erken kimi geç farketti. Ak parti belki geç farketti, pişmanlık ve özür dileyerek var gücüyle, emperyalist güçleri ve Natoyu da karşısına alarak ölümüne mücadele etti bu habis urla.

(Daha önce başka bir cemaat de, TBMM için Darun Nedve, Partiler için küfür, Uydu Çanağını bile haram, İslami gazete, dergi çıkarmak vb. bile haram görmüştü! şimdiler ise bunların tam tersi ve en âlâsını yapmaktadır.) Peki bu cemaat bağlıları; geçmişteki yanlışlarından nedamet duyuyorlar mı? geçmişindeki kamburu halen hem sırtlarında taşımakta hem de tam tersi uygulamalar içinde bulunmaktadırlar. Bunları çelişki olarak görmemek doğru mu?

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 19 Temmuz 11:47