MHP Vesayeti Altında Ak Parti

Ak Parti ile MHP arasında başkanlık sistemi sonrası kurulan ittifak, Ak Parti’nin oylarının geriye sarmasına müteakiben MHP’nin baskın çıktığı bir siyasi iklimi meydana getirdi.

Hafızalarımızı biraz geriye sararsak, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinden birkaç ay önce Ak Parti ile MHP arasında yaşanan kadro krizleri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Devlet Bahçeli’nin ‘Herkes kendi yoluna’ restleşmesine neden oldu.

Ortalığın buz kestiği bu süreç, arka planda ne olup bittiyse güçlü bir uzlaşmayla halledilerek eskisinden daha büyük bir birliktelik ortaya çıktı. Özellikle Devlet Bahçeli, ittifakın sağlamlığına dair net mesajlar verdi.

31 Mart yerel seçim sonuçları, Cumhur İttifakı açısından bir milat oldu. Ak Parti’nin İstanbul ve Ankara’yı kaybettiği bu seçimler, Ak Parti açısından MHP’nin önemini arttırdı. MHP de bunun farkında olacak ki, kendisine yeni siyasi parametreler belirledi.

Barajı tek başına aşacak kadar oyu olmayan MHP için artık ülke siyasetine daha etkin yön verme fırsatı doğdu. Başkanlık sistemi olmasaydı, yüzde 30 ile bile tek başına iktidar olma şansı olan Ak Parti ise sürekli taviz verir duruma geldi.

Bu tavizler özellikle de ülkedeki güvenlikçi politikalar ve adalete ilişkin başlıklarda ayyuka çıktı. MHP’nin siyasi parametrelerinin yön verdiği bu atmosferde, Ak Parti’ye oy veren taban da bir hayli MHP’nin milliyetçi tezlerine yaklaşarak Osmanlıcılık’tan Turancılığa geçiş yaptı.

İfade özgürlüğüne yönelik ihlaller, güvenlikçi devlet refleksinden kaynaklı ortaya çıkan mağduriyetler ‘Vatan, Millet, Sakarya’ kılıfıyla bu tabana giydirildi.

Vatan topraklarının sevilmesi, korunması, sömürgecilerden bağımsızlaştırılması bağlamında anlam kazanan vatanperverliğin terk edilip Türk ırkının Cahiliyye mantığıyla yüceltilmesi anlamına gelen milliyetçiliğin ivme kazanması, ters etkiyle Kürt milliyetçiliğini de körükledi.

Hem milliyetçiliğin tırmanışa geçtiği, hem de adalete olan güvenin derinden sarsıldığı bu zemin, ülkemizi kaose etmek isteyenlere ‘toplumsal patlama’ imkanını altın tepside sundu/sunuyor.

Andımız, Ömer Faruk Gergerlioğlu, HDP, İstanbul Sözleşmesi…

Ak Parti ve MHP’ye ilişkin bahsettiğimiz bu dinamikler son birkaç aydır çok daha bariz bir şekilde kendisini gösterdi. HDP’nin kapatılması meselesi uzun süredir MHP’nin gündemindeydi. Ancak ne hikmetse Ak Parti’nin militarist milliyetçiliğin amentüsü olan öğrenci andı okumasını kaldırttığı haftaya denk geldi. Önce Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliği düşürüldü, 1-2 saat sonra ise HDP’ye kapatma davası açıldı. Yine tesadüf olmadığına inandığım bir şekilde aynı haftanın Cuma gecesi Cumhurbaşkanı tarafından İstanbul Sözleşmesi feshedildi. Karşılıklı olarak bir haftada ikişer hamle yapıldı.

Bu süreci titizlikle değerlendirmek gerekir. Özellikle de, Ömer Faruk Gergerlioğlu meselesi ayrıca izaha muhtaç. Gergerlioğlu, 2011 seçimlerinde Ak Parti’den aday adayı olan bir isim, eski Mazlum-Der Genel Başkanı. Kısacası İslamcı kökenli, İslami camianın içinden gelen bir siyasetçi. Neden HDP’de olduğu, neden liberal şemsiyelerin altına sığındığı konusu es geçilemeyecek kadar ciddi eleştirileri hak ediyor. Ancak, Gergerlioğlu gibi PKK ve FETÖ zihniyetini onaylamadığı aşikar olan, şiddet karşıtı, üstelik İslamcı kökenli birinin hedef alınmasında art niyet aramazsak hata ederiz. Bu konuda Ayhan Bilgen örneği de önemli. Ayhan Bilgen, HDP’den belediye başkanı seçildiği Kars’ta, ‘çoğulcu’ politikaları dolayısıyla HDP’lilerin bile eleştirdiği bir isimdi. Cumhur İttifakı’na epey yakın olan Gazeteci Hadi Özışık Ayhan Bilgen için aynen şöyle diyordu: ‘’Teröre destek vermeyen HDP’li belediyelere kayyum atanmıyor demek ki, bakın Ayhan Bilgen. Hizmet ediyor, Kars halkı tarafından seviliyor.’’ Hepimizin bildiği gibi, son kertede Ayhan Bilgen de kayyum ile görevden alınarak tutuklandı.

Fotoğrafı önümüze serdiğimizde şunu görmememiz işten bile değil: Hem Ayhan Bilgen’in, hem Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yaşadıkları on ikiden vurulmuş bir hedefin adıdır, bilinçlidir, ‘ama’larla geçiştirilemez.

HDP’ye kapatma davası da, bu sarmalın bir parçasıdır. Ak Parti’li siyasilerin başından beri karşı çıktığı kapatma davası MHP’nin kesin desteği ile Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesinden hemen sonra açıldı. Uzun vadede HDP’yi büyütmekten başka bir işe yaramayacak olan kapatma davası, sadece ülkede gerilimi arttırıcı bir unsur olarak kayda geçecek, PKK’ya gün doğacaktır.

Parlamenter Sistemden Başka Çare Yok

MHP’nin oluşturduğu baskınlığı, yalnızlığı aşmak üzere Milli Görüş’e yaklaşmaya çalışan Ak Parti, son dönemde Oğuzhan Asiltürk ile ilişkileri sıcak tutarken, bir taraftan da eski Milli Görüşçüler Osman Nuri Kabaktepe, Mustafa Şen gibi isimleri kritik görevlere getirdi.

Eski Milli Görüşçüleri çatısı altında toplayan Cihannüma’dan kadro transfer eden Ak Parti, İstanbul Sözleşmesi ve Andımız kararlarının da bu çevrelerde karşılık bulmasını bekliyor.

Ancak bu hamlelerin Ak Parti’nin derdine deva olacağı kanaatinde değilim. Ak Parti yetkililerinin, başkanlık sistemi ve sonrasında MHP ile ittifakın ne gibi sonuçlar doğurduğu, hangi veballere yol açtığı konusunda ciddi bir özeleştiriye ihtiyaçları var. Bu özeleştiriyi yapabilmeleri için 19 senedir özenle inşa ettikleri kibir kulelerini yıkmaları gerekiyor, karşıt düşüncelere trol ordularıyla saldırmayı bırakıp tahammülü öğrenmeleri gerekiyor.

Son söz olarak, vaziyetten muzdarip olan içerideki bir grup ehl-i vicdana hatırlatalım: Parlamenter sistemden başka çareniz yok, beri gelin!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Musa Duman - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.