Kötülüğü Tanımak ve Düşman Bilinci

İnsanlık tarihinin kırılma dönemlerinden birini yaşıyoruz. Çok boyutlu krizlerin kesişme noktasındayız.

Siyasi açıdan Siyonizm’in,

Ekonomik açıdan kapitalizmin,

Sosyo-kültürel açıdan neoliberalizmin,

Kaos teorileri açısından şeytan imparatorluğunun altın çağını yaşıyoruz.

Kitlelerin süslü söylemlerle kandırıldığı, kananların kandırılma ihtimallerini bile akıllarına getirmedikleri bir zihinsel esaret döneminin mağdurlarıyız.

Düşünmeden hissedenler, hissetmeden düşünenler, akletmeden koşanlar ezici çoğunluğu oluşturuyor.

Bir yanda herkes birbirine karşı düşmanlık yaparken, bir yanda kof ve boş bir barış söylemi hâkim.

Peki, mutlak bir barış ve mutluluk söylemi bu dünyanın gerçekliğine ne kadar uygun? Yeryüzü ahlak, akıl ve duygu depremleri yaşarken polyannacı bir hayalcilik kimin ekmeğine yağ sürüyor?

Demokrasi, barış, özgürlük, birey söylemleri havada uçuşurken, eğitim sistemleri bu söylemlere göre yapılanırken neden sorunlar, suçlar ve kötülükler istatistikleri bile şaşırtıyor?...

Bilinç inşa etmenin bilgi vermekten önemli olduğunu anlamak gerek. Bilinç inşa etmenin en önemli özelliği düşmanlı bir dünyada yaşadığımızı fark edebilmek. İnsanı yaratan Allah Kuranı Kerim’de dünya hayatını düşman merkezli bir tanımlama ile tanıtıyor.

“Ancak şeytan o ikisinin ayağını kaydırdı ve oradan çıkarılmalarına yol açtı. Biz de dedik ki: Birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin… ” (Bakara 36)

Demek ki dünya hayatında şeytan ile insan arasında bir savaş olacak. Bir başka yoruma göre de insanların birbirleriyle aralarında savaş olacak. Şeytanın sıfat olarak anlamının “kötülüğün kaynağı” olduğunu düşündüğümüzde şeytanlaşan ve onun etkisi altına giren insanlarla diğerleri arasında bir savaş olacak demiş oluyor Yüce Allah. İyilik ve kötülük arasında sürecek bu ezeli savaş yorumunu Kuran da destekliyor:

“ Onlar iktidara geçtikleri zaman hemen ekini ve nesli helak etmeye koşarlar.” (Bakara 205)

Düşmansız bir hayat ve din tasavvur etmek mümkün değil. İslam özü itibariyle barış ve selametlik ister. Bununla birlikte İslam aynı zamanda kötülerle ve kötülük odaklarıyla savaşan bir dindir. Faiz, fuhuş, ahlaksızlık, kumar, alkol ile mücadele etmeyen bir din olur mu? İşte bu konudaki bazı ayetler:

Fitne ortadan kalkıp din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vaz geçerlerse bilin ki düşmanlık ancak zalimlere karşıdır. Bakara 193

Firavuna git. Çünkü O azdı. (Taha 24)

Küfrün önderleriyle kıyasıya savaşın.  (Tevbe 12)

İslam’a girerken kullandığımız şehadet sözünde “La” yani “hayır-reddediyorum” vardır. İman kötüyü ve düşmanı tanıyıp ret etmekle başlar. Âdem kıssasının özü düşmanı (nefs ve iblis) tanıtmaktır. Hz. Muhammed’e gelen “oku” emri düşmanı analiz et anlamına da gelir. Dünya hayatının imtihan olmasının anlamı, dünyada İslam ve insanlık için düşmanlık yapanların olması dolayısıyladır.

Kuranı Kerim’de ana kaygı iyilik ile kötülüğün savaşıdır. Bu savaş şeytan- Allah, Hak- Batıl, İman-küfür, mustazaf- müstekbir, Firavun – Musa, Nemrut – İbrahim, Ebu-Leheb- Hz. Muhammed gibi ayrımlarla kendini gösterir.

Unutulmaması gereken en önemli noktalardan biri de şeytanın hem İslam’ın hem de insanlığın düşmanı olduğu gerçeğidir. Şeytan insan türüne dair politikalar yürütür.

Dedi ki: “Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka Senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım. Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.” (Araf 16-17)

Yeryüzüne bu kadar kötülük nasıl yayılıyor? Neden her şey kötüye gidiyor?

Yaşadığımız fotoğrafa baktığımızda çocuklar ve gençlerin durumu hiç de iç açıcı değil. Ayrıca yediklerimiz ve içtiklerimiz GDO’dan, zararlı ve kanserojen maddelerden geçilmiyor. Ekini ve nesli sömürü düzenleri için dejenere eden kötülük odaklarını iyi tanımamız gerekir. Kuran bize asıl düşman olarak bunları gösteriyor.

Gerçek düşmanı göremezsek birbirimize düşmanlık yapmaya devam edeceğiz. Allah’ın insanlara verdiği güç ve enerji kötülük odaklarına yönelmezse içe yöneliyor.

Son çatışma ortamını, Kürdün Türk’le, Alevinin Sünni ile kavgasını böyle de okumak mümkün. Aklıselim ile ortak düşmanımıza vurmak varken, duygu seli ile birbirimize vuruyorsak küresel planın gafil figüranları olmuşuz demektir.

Kötülüğü ve kötülük odaklarını yok etmeye çalışmak insan ve Müslüman olmanın doğal bir sonucudur.

Dolayısıyla Düşman Bilinci;

- Şer odaklarının farkında olmaktır

- Ekine ve nesle oynanan oyunların farkında olmaktır

- Düşmana karşı nasıl savaşılması gerektiğinin bilincinde olmaktır.  

Gençler niçin anne-babalarıyla, öğretmenleriyle, kendisiyle, toplumla kavga ediyor?

Çünkü zihinsel, duygusal ve eylemsel enerjilerini yöneltebilecekleri esaslı bir düşmanları yok...

Düşmanın ne olduğu ve mücadele metodları da sonraki yazının konusu olsun.

Selam ve dua ile…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yasin Kuruçay - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.