Seçimler Nasıl Okun(ma)malı?

Türkiye’nin en genel yerel seçimini ardımızda bıraktık.  Seçimler bittiği halde gerilimin dozu düşmediği gibi zaman zaman zirve yaptığı noktalar da oluyor. Yaşanan olayları değerlendirmekte zorlanıyoruz. Entelektüel bir buhran yaşıyoruz. İçine düştüğümüz buhranın 3 temel nedeni var.

Birincisi ilkelere ve değerlere dayalı siyasal analizler yap(a)mıyoruz. Koşulların belirlemişliğinden sıyrılıp arı bir zihinsel duruş sergileyemiyoruz.

İkincisi ise tarihten ders almıyoruz. Tarihteki benzer olaylarla günümüz olaylarının ilişkisini kurup doğru dersler çıkarmıyoruz. Yaşadığımız son süreçleri tarihi olaylarla analiz edip karşılaştıran makale sayısı yok denecek kadar az.

Üçüncüsü ise yaşanan gerilime sadece hükümeti-devleti kurtarma refleksiyle bakıyoruz. Bu gerilimin sonucunda İslami siyaset teorisi ve uygulamalarına yönelik analiz fırsatlarını değerlendiremiyoruz.

Bu hataları biraz açalım ve seçimlerin nasıl değerlendirilmemesi gerektiğini sırayla ifade etmeye çalışalım. İşte değerlendirme hataları ve nedenleri:

1- Savaşın galibi Hükümet ve Erdoğan, Mağlubu ise Siyonizm ve Cemaattir.

Bu sınırlı ve dar bir bakış açısıdır. Birincisi siyonizm tek bir taşa asla oynamaz ve maçı değil Davutoğlu’nun tabiriyle ilk raundu kaybetmiştir. Cemaatin ve karşı cephenin yazdıklarına bakılacak olursa maç halen devam etmektedir. Karşımızda Firavuni bir sistem ve paydaşları vardır.

Basında çıkmaya başlayan yeni siyasi oluşumlar oluşturma çabası ve cemaatin taraftarlarına üzülmeyin gevşemeyin şeklindeki mesajlarına bakılacak olursa maçın sonucu için yeni senaryolar çevrildiği güçlü bir ihtimaldir.

Asıl savaş cumhurbaşkanlığı seçimi, başkanlık sistemi ve genel seçimler üzerine yapılacaktır. Siyonizm hükümeti ya çıktığı raylara tekrar çekmeye ya da yeni bir trenle yola devam etmeye çalışacaktır. Ülke içinde ittifak kurabileceği yeni ve yıpranmamış yapılar mevcuttur.

Başbakan asıl oyun kurucu olan Siyonizm ile hesaplaşma işaretleri vermemiştir ve bu konuda ne yapacağı henüz belli değildir.

2- Cemaat İyi Bir Ders Aldı ve Artık Etkisi Azalacak

Cemaat yıllardır aynı politik duruşu sergiledi ve sergilemeye devam ediyor. Yaslandığı siyasal zemin fincancı katırları ve kervanbaşı. Cemaat elitist bir yaklaşımı savunuyordu. Halklar bazında sempatizanları vardı. Bu sempati geçici olarak azaldı. Ancak asıl işi götüren ve idare eden sınırlı, örgütlü ve hiyerarşik yapıdır ve bu yapı halen taş gibi yerinde duruyor. Yarın ne olacağını ve nasıl hamleler yapabileceklerini tahmin etmek son derece güç.

160 ülkede örgütlenmiş bir yapının yetkili idari kadrolarının yer değiştirilmesini etkisinin azalacağına yorumlamak gafletten başka bir şekilde açıklanamaz.

Geçmişte yapılanlara baktığımızda çıkardığımız sonuç şudur: Cemaatin aldığı en önemli ders daha hırslı, daha gizli ve daha grift planlamalar organize etmek olacaktır.

3- İslamcılık Ak Parti Eliyle Güçlendi ve Güçlenmeye Devam Edecek.

Dindarların yaşadığı en önemli zaaf zafer sarhoşluğudur. Ak Partinin girdiği 8 seçimde de büyük başarı göstermesi ve parti yöneticilerinin geçmişindeki dindar tecrübe birtakım İslami camiaları zafer sarhoşu yaptı ve yıllardır arzu edip başaramadıkları zafer(!) e  ulaştıklarını düşünmeye başladılar. Bazı eski İslamcılar hilafetten, biattan bile söz etmeye başladılar.

Ak Parti hiçbir zaman İslamcı olmamıştır ve böyle bir iddiası yoktur. Dindarların sevineceği pek çok olumlu adımlar atılmıştır. Ancak küresel sistemle her alanda entegre sosyal, demokrat ve liberal politikalar uygulamaktadır. Ülkemizde zina, faiz, kumar vs. Kuran’ın haram kıldığı büyük günahlar halen serbesttir. Dini özgürlükler batı ülkelerin çoğundan geridedir.

D. Lerner’in ifadesiyle İslamcılar “modern kurumlara talip oldular, ama modern ideolojileri reddettiler, modern zenginliğe talip oldular, ama modern düşünme biçimini reddettiler. Ama zamanla reddedilenler talip olunanlardan önce Müslümanların hayat evrenine yerleşti.[1]

Oysa ki maddi ve manevi tüm yapıların birbiriyle ilişkili olması, ilahi ve kozmik tevhidin ve ontolojik vahdetin gereğidir.

4- İslami yaşam tarzı ve dindarlık gelişmekte ve etkin olmaktadır.

Bilimsel araştırmalar kitlelerin dinle irtibatlarının duygusal olarak arttığını ancak kapitalist yaşam tarzıyla uyumlu bir dindarlık anlayışının geliştiğini ortaya koymaktadır. Pek çok dindarın kendisinin ve çocuklarının yaşam tarzı ve tercihleri batılı çağdaşlarından pek farklı değildir.

Kapitalist, liberal ekonomik politikalar, batı tarzı yaşam tarzı ve eğitmeyen eğitim sistemi dindar Menderes, Özal ve Erdoğan hükümetleri döneminde devam etmiştir. Bu alanlarda ilke ve değerlerimize dayanan sahici bir değişim yaşanmamıştır. Birkaç cılız söylem dışında hükümetlerden bu talepleri isteyen İslamcı/dindar çevreler de yok denecek kadar azdır.

İslam dünyasında en koordineli ve güçlü batıcı yönetimler Türkiye’de başa geçti ve bu yönetim ufak değişikliklerle 90 yıldır devam ediyor. İslam dünyasının tümü için plan yapan güçlerin Türkiye için hangi planları yaptığı düşünülmeden, olayı sadece hükümetin yıkılması penceresinden değerlendirme sığlığı sorunları çözemez.

Asıl soru şudur: Nasıl bir anlayış, felsefe insanlığın sorunlarına sahici bir çözüm üretebilir? Bu mesele hırsızlığı, twitter'ı, facebook'u, AK Parti'yi, CHP'yi konuşmanın ötesinde bir derinlik istiyor. Dünya sağlam bir teorik çözüm tecrübesine acil ihtiyaç duyuyor. İslam(cılık) burada devreye girebilir ve yeni bir sorgulama sürecine neden olabilir.

[1] Aktaran Zeki SAVAŞ, Ortak Payda, Öze Dönüş Yayınevi, sf.25

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yasir Ay - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.