İsimsiz Nesil

İsimsiz Nesil

İnsan;

Allah’ın her şeyi kâmil kıldığında ve O’nun için hazır ettiğinde yeryüzüne hediye ettiği varlık.

Yaratılmışların en şereflisi, en güzeli, en akıllısı olan varlık.

Yüce Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi.

İnsanın üstünlüğünü vurgulamak için Mevlana “hazreti insan” der.

İnsan, Allah’ın küçük ve sanal bir kopyasıdır. Yüce Allah kendisinde külli olarak var olan yetileri cüzi olarak insana lütfetmiştir.

Bu nedenle insan, en güzel isimler (Esma-Ül Hüsna) kendisinin olan Yüce Yaratıcının isimlerinin de temsilcisidir. Dolayısıyla Esma-ül Hüsna ile insanların isimleri arasında bir paralellik vardır. Allah mutlak akıl sahibi, insan cüz-i akıl sahibidir. Allah mutlak kudret, insan güç sahibidir. Allah sonsuz, insan sonlu merhamet sahibidir. Allah el-basir’dir, insan basiret sahibidir. El-Celil ismini Celil ismiyle, el-Kerim ismini Abdülkerim ile taşırız geleceğe.

İnsanların isimleri de böyledir. O yüzden isimleri önemser ve örnek alırız. Sevdiğimiz isimleri yaşamak ve yaşatmak isteriz. Bunun bir yolunu da çocuklarımıza güzel isimler koyarak yapmaya çalışırız. Sevdiğimiz büyüklerimizi, atalarımızı, önderlerimizi çocuklarımızın isimlerinde yaşatmak isteriz.

Ali ismini koyarak çocuklarımızın Hz. Ali gibi cesaretli, ilim sahibi, fedakâr ve hikmetli olmalarını arzu ederiz. Furkan ismini koyarak evlatlarımızın iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı ayırt eden bir insan olmasını arzu ederiz. Çünkü biliriz ki Furkan aynı zamanda Kur-an’ın da ismidir.

Çocuklarımızın Hz. Hatice gibi anlayışlı ve şefkatli olmasını, ileride eşlerine huzur verecek kişiler olmalarını istediğimiz için Hatice ismini koyarız.

Kızlarımızın sabrıyla Asiye, iffetiyle Meryem, tevekkülüyle Hacer olmasını istediğimiz için bu isimleri seçeriz.

Erkeklerimizin hikmetiyle Ali, cömertliğiyle Ebubekir, adaletiyle Ömer, cesaretiyle Fatih olmasını ister ve bu isimleri veririz çocuklarımıza.

Ne yazık ki pek çok çocuğumuz ve gencimiz ismiyle, esmasıyla ilgili ciddi bir cehalet ve duyarsızlık yaşıyor.

Çocuklarımızın sadece isimlerinin anlamlarına uygun yetişmesini sağlasak, şu anda olduklarından daha iyi olacaklarından şüphe yok.

Çocuklarımız Ali’nin hikmetinden, sabrından ve cesaretinden habersiz büyüyor. O’nu sadece 4. Halife olarak biliyorlar. O kadar.

Esmasını Unutan Bir Nesil İsimsiz Bir Nesil Demektir.

Çocuklarımızın isimlerinin anlamlarını öğrenmelerini sağlamalıyız. İsimlerinin anlamının yaşantılarıyla bağlantılarını kurmalıyız. O ismin kendisine nasip olmasının bir tesadüf olmadığını bir şekilde anlamalarını sağlamalıyız.

Gençlerin kendi ismiyle Allah’a ulaşabileceği bir yol vardır.

Gençlerin isimlerini yaşayarak ilahi hakikatlere erebilecekleri kanallar vardır.

Bu nedenle değerli anne babalar;

Ne olur çocuklarımıza farklı olsun, tarz olsun, üstün olsun diye tuhaf ve anlamsız isimler vermeyelim.

Öyle olunca çocuklarımız her şeyden ve herkesten farklı olup uyum sorunu yaşıyorlar. Tarz olacağım diye kibirli ve ucube kişilikler haline geliyorlar. Üstün olacağım diyerek başa çıkılmaz, laf anlamaz, söz dinlemez, değer tanımaz bir karaktere bürünüyorlar.

Bunun yerine,

Hatice’nin sadece Hz. Peygamberin hanımı, Fatıma’nın sadece Hz. Muhammed’in kızı olmadığını, Sümeyye’nin bir sahabeden, Hacer’in zemzemi çıkaran kadından ibaret olmadığını anlatmalıyız.

Evlatlarımıza Musa’nın, İsa’nın İbrahim’in sadece bir peygamber olmadığını anlatmalıyız. Musa’nın kapitalist sömürü sisteme karşı çıkan bir devrimci olduğunu göstermeliyiz çocuklarımıza. İsa’nın bir yandan bugünkü Amerikan İmparatorluğu’nun geçmişteki temsilcisi olan Roma İmparatorluğu’na kafa tutan bir lider, diğer yandan da halka karşı sınırsız şefkat sahibi merhamet elçisi olduğunu anlatmalıyız. İbrahim’in kitlelerin aklını büyüleyen kavramları ve inanışları ustaca yöntemlerle yıkan bir bilge olduğunu öğretmeliyiz.

Çocuklarımızın isimleri bir önderin, tarihi bir şahsiyetin ismiyse önce o kişilerin hayatlarını ayrıntılarıyla anlatmalıyız. Sonra örneklerle karakterlerini analiz etmeli, bize örnek olabilecek kişilik özelliklerini tespit etmeli ve her hafta o önderin bir özelliğini çocuğumuzun yaşantısına geçirmesini sağlamalıyız.

Hacer’in çölün ortasındaki sabrının anlamını, Fatıma’nın nasıl “babasının anası” lakabını aldığını, Sümeyye’nin ne büyük cefa ve eziyetler sonucunda şehit olduğunu uzun uzun konuşmalı ve anlatmalıyız çocuklarımıza.  Zeynep’in “ya Hüseyin gibi ölmeli, ya da Zeynep gibi kalmalı” sözündeki gibi kalışını, mesajı, davayı, ilahi aşkı bugüne nasıl taşıdığını anlatmalıyız kızlarımıza.

Çocuklarımızın isimleri bir anlam taşıyor ise o anlamı iyice konuşmalıyız o zaman da. O anlamla ilgili hikâyeleri ve yaşanmış tecrübeleri anlatmalıyız çocuklarımıza.

Betül’ün saf, temiz ve pak anlamına geldiğini iyi benimsetmeliyiz. Onlara ahlaklarını saf, namuslarını temiz ve ruhlarını pak tutmadıkça gerçekten Betül olamayacaklarını anlatmalıyız. Ceylin’in cennete açılan kapı olduğunu öğretmeliyiz. Kızımızın yaşantısıyla insanlara cenneti işaret eden bir kapı olması gerektiğini idrak etmesini sağlamalıyız.

Emin’in peygamber sıfatı olduğunu, emanete değer veren kişi anlamına geldiğini öğretmeliyiz erkeklerimize. Allah’ın ona emanet ettiği akıl, duygu, güç ve imkânları O’nun yolunda kullanmazsa emanete hıyanet edeceğini, gerçek bir emin olamayacağını anlamalarını sağlamalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yasin Kuruçay - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.