Kimdir Bu Husiler?

Filistin direnişinin Siyonist İsrail rejimine karşı destansı bir şekilde sürdürdüğü Aksa Tufanı operasyonu gözlerin Yemen’deki Ensarullah Hareketi’ne veya kamuoyunda bilindiği şekliyle Husilere de çevrilmesine neden oldu.

Gazze’ye saldırılar durana dek İsrail’e giden tüm gemileri hedef alacaklarını duyuran Yemen’deki  Ensarullah Hükümeti, son olarak Amerikan ve İngiliz emperyalizminin de hışmına uğradı.

Peki kimdir bu Husiler? Nereden çıktılar ve küresel haydutları tehdit edecek noktaya nasıl ulaştılar?

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Yemen Ensarullah Hareketi Şia’nın Zeydi koluna mensuptur. Zeydilik, Sünni-Hanefi ekole en yakın Şii koludur.

Sovyetler’in yıkılışına müteakiben Kuzey ve Güney Yemen’in birleştiği 1990 senesinde Ali Abdullah Salih diktasında Amerikan ve Suud kuklası yekpare bir Yemen inşa edildi. Ali Abdullah Salih 1990 öncesinde de ABD’ye yakın Kuzey Yemen’in idaresini elinde tutuyordu. İran-Irak Savaşı’nda Saddam’a açık destek veren Salih, 2000’li yıllarda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte BOP eşbaşkanlığı görevini üstlendi. Ali Abdullah Salih aynı zamanda bir Zeydi idi.

Ensarullah, 1990’ların Yemen’inde sırasıyla Hizbu’l Hak ve Mümin Gençler Teşkilatı’nın bir devamı olarak ortaya çıktı ve özellikle 2000’li yılların başından itibaren Amerikan-Suud kuklası Ali Abdullah Salih rejimini tehdit eder noktaya geldi. Yemen’in Suudi Arabistan sınırında bulunan Sada kentinde merkezileşen Ensarullah, Zeydi alim Bedreddin El Husi’nin manevi liderliğinde, oğlu Hüseyin El Husi tarafından kuruldu. 1959 doğumlu olan Hüseyin El Husi, 1979 İran İslam Devrimi’ni yerinde görmek için 1986’da Tahran’a gitti. Hüseyin El Husi, konuşmalarında sık sık İran İslam Devrimi ve İmam Humeyni’ye atıf yapmış ve İran deneyiminin Yemen’de de uygulanması gerektiğini dile getirmiştir. Babası, 1926 doğumlu Zeydi alim Bedreddin El Husi de Ali Abdullah Salih rejiminin suikast tehditleri nedeniyle 1 yıl süreyle Tahran’da ikamet etmiştir. Bu yönüyle Ensarullah, erken zamanlarda İran İslam Devrimi ve İmam Humeyni ile ideolojik bir bağ kurmuştur.

Ensarullah’ın en bilinen sloganı “Amerika’ya ve İsrail’e Ölüm”dür. Ensarullah’tan Husiler diye bahsedilmesi bu hareketin muhaliflerinin icadıdır. Ali Abdullah Salih rejimi, kamuoyu algısında Ensarullah Hareketi’ni bir kabile ile sınırlamak adına Husiler olarak anılması için çaba sarf etmiştir. 

Suudi Arabistan, yanı başındaki Yemen’i öteden beri arka bahçesi olarak görmüş ve Kızıldeniz, Bab’ul Mendep Boğazı gibi stratejik gerekçelerle ABD adına Yemen’in bekçiliği görevi Al-i Suud’a verilmiştir. Emperyalizm karşıtı bir ajandaya sahip olan Ensarullah’ın büyümesi bu bağlamda bir tehdit algılamasına yol açmıştır. Ensarullah, Yemen Ordusu ile ilk kez 2004’de karşı karşıya gelmiş ve 2010’a kadar sürecek kanlı savaşlar yaşanmıştır. 2004’de lider Hüseyin El Husi Ali Abdullah Salih rejimi güçlerince şehit edilmiştir. Yerine 1979 doğumlu kardeşi, şimdiki lider Abdulmelik El Husi gelmiştir. Abdulmelik El Husi, hareketin en zor zamanlarında liderlik görevini ifa etmiştir. 2010’da biten savaşın hemen ardından Arap Baharı süreci Yemen’e de sıçramış ve diğer birçok bölgede rejim değişikliklerine destek veren Suudi Arabistan, Yemen’de statükodan yana tavır koyarak gösterilerin bastırılmasına askeri destek vermiştir. Gösterilerin durdurulamaması üzerine ayak oyunları ile Ali Abdullah Salih Suudilerce görevden el çektirilmiş, yerine yardımcısı Mansur Hadi getirilmiştir. Bu sürece direnen Ensarullah, Yemen’de Şafi ve Sufi kesimlerin de desteğiyle 2014’te başkent Sana’yı ve kritik birçok bölgeyi ele geçirmiştir. Bunun üzerine Suudi kuklası yönetim ise Aden merkezli “paralel” bir hükümet organize etmiştir. Tüm bu gelişmeler sonucu ABD-İsrail- İngiltere destekli, başını Suudi Arabistan’ın çektiği bir Arap Koalisyonu oluşturulmuş ve Mart 2015’te Yemen’in mücahit halkının üzerine bombalar ile çullanması temin edilmiştir. Yıllardır süren savaşta on binlerce Yemenli masum katledilmiş, milyonlarcası açlık ve hastalıklara düçar olmuştur. Ensarullah ve destekçileri Suudi Arabistan karşısında diz çökmemiş, defaatle Suudi Arabistan’ın kukla olduğunu, asıl olarak ABD ve İsrail ile savaştıklarını dile getirmişlerdir. Suudi Arabistan, bu savaşta bütün desteğine rağmen Ensarullah karşısında önemli kayıplar vermiş ve herhangi bir ilerleme kaydedememiştir. Aynı İsrail gibi askeri bir kazanımı olmayan Suud ve şürekâsı hıncını sivillerden çıkarmıştır. 2022 itibarıyla ateşkes süreci masaya yatırılmaya başlanmıştır.

Yemen’deki başkent Sana merkezli Ensarullah Hükümeti’ni dünyada bir tek İran tanımıştır. Ensarullah özellikle 2000’li yılların başlarından itibaren İran ile doğrudan temasa geçmiş ve 2010 sonrası ilişkilerde askeri-mali desteğe dönüşen bir aşamaya geçilmiştir. “Uluslararası toplum” Yemen’de Aden merkezli Suud kuklası hükümeti muhatap almıştır. Bu hükümet, Ensarullah İsrail gemilerini vururken, küresel ticareti korumak adına inisiyatif almaya hazır olduğunu ilan etmiştir. Bugün, abluka altındaki Gazze’ye destek veren Ensarullah Hükümeti'nin kendisi de emperyalist sistemin abluka ve boykotu altındadır. Bu yüzden Yemen’de açlık had safhadadır. En ilginci, bugün mücahit diye alkışlanan Ensarullah veya popüler ismiyle Husiler düne kadar bahsettiğimiz bütün bu süreçlerde İran destekli katiller olarak lanse edilmiştir. Suud’un ülkemizdeki etki ajanları gerçekleri organize biçimde manipüle etmek suretiyle Yemen’e yapılan yardımların dahi abluka altındaki bölgelere yönlendirilmesini engellemişlerdir. Ancak gelinen noktada Gazze vesilesiyle Yemen’de de maskeler düşmüştür. Güneş hiçbir zaman balçıkla sıvanmamaktadır.

Ensarullah, bugün 3 milyon müntesibi ve yüzde 40 halk desteğiyle Yemen’de kitleselleşmiş, sosyal, siyasi ve askeri bir harekete bürünmüştür. Kudüs davası için elini taşın altına koymuş ve küresel ticareti kilitleyerek dünya dengeleriyle oynamıştır. İsrailli askeri uzmanlar, Lübnan’daki Hizbullah örneğinin Yemen’de de Ensarullah adıyla sahne bulmaya başladığını itiraf etmektedir. Emperyalizmin korkusu bundandır…

Ve bizim Türkiyeli Müslümanlar olarak Yemen gerçeğinden çıkarmamız gereken birçok ders bulunmaktadır. En başta bize dostu düşman olarak tanıtanlara karşı uyanık olmamız farz olmuştur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Musa Duman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.