İnsanlık Yeni Bin Yıla Küresel Bir Direnişle Uyanıyor

Gazze’de bir kadın kendisine destek mesajı gönderen kişilere şöyle sesleniyor: “Beni güçlendirmek için mesaj göndermenizi anlıyorum ama sizi temin ederim ki Gazze’nin dışındaki insanları güçlendirecek ve onlara umut olacak bir savaş meydanında olanlar bizleriz”  Kadın onurlu bir hayat için  top yekûn cihadı kuşanan  halkı adına konuşuyor ve  soykırımı uzaktan seyredenlerin bilincini uyandıracak ifadeler sarf ediyor. Kadın canlarını ortaya koyarak Kerbela’da Hüseyin’in yanında yer alanlarla, ellerindeki imkanları kaybetme endişesi ile hareket edip katillere boyun eğenlerin keskin çizgilerle ayrıldığına dikkat çekiyor.

Kendilerini destekleyenlere seslenen Filistinli kadın, halkının verdiği onurlu mücadelenin doğru okunması için çağrıda bulunuyor ki;  bu çağrıya kulak veren vicdanlı halkların özleriyle yüzleştiklerine ve soykırımın durdurulması için liderlerine çağrıda bulunduklarına şahit olduk. Peygamberin rahle_i  tedrisatında terbiye edilen ve yaşamın ölümün ötesindeki hayata  hazırlık olduğunun bilinciyle hareket eden Filistin halkının insanlar üzerinde bıraktığı tesirin uyanışa ve doğal bir yardımlaşma ağına dönüştüğünü gördük. Fakat halkların ruhunda tezahür eden bu uyanışa karşın, İslam aleminin siyasi liderleri, nefeslerinde çocuk kanı kokan İsrail’e karşı siyasi ve iktisadi yaptırımları devreye sokarak onurlu bir duruş sergileyemediler. Korktular, bedel ödemekten kaçındılar ve sessizliğe gömüldüler.

Küresel zihniyet halkların dikkatini, pandemi sonrası gündemde tutulan dijital dünya kavramlarına çekmeye çalışırken  Gazze’de yaşanan vahşet olayların seyrini değiştirdi. İnsanlar yapay söylemlerden uzaklaşarak yüzlerini Filistin’e çevirdiler ve vahşete karşı direnen halkın mücadelesini satır satır okuyarak  özgürlük kavramını yeniden anlamlandırdılar.

İşgal ve katliamlar karşısında imani bir güçle direnen anne babaların metaneti ve çocukların yüreklerinden dökülen bilgece ifadeler kapitalizmin uyuşturduğu insanların vicdanlarını harekete geçirdi ve tepkiler karşısında çaresiz kalan katiller silahları dışında hiçbir şeye sahip olmadıklarının farkına varıp şiddetin dozunu daha da arttırdılar. Bütün dünyada bariz şekilde hissedilen vicdani uyanış,  Filistin halkının iman, ihlas ve  teslimiyetlerinin tesiriydi ve onlarca insanın hayata bakışını değiştirdi.

Filistin’in çocukları ağır katliamlar karşısında başlarını dik tutarak, göğüslerinde yeşerttikleri değerleri korudular ve İslam’ın insanı her koşulda insanlaştırabilecek güce sahip olduğunu tüm dünyaya gösterdiler. Laboratuvar ortamında yapılan çalışmalar, samimiyetten uzak olan telkin ve tavsiyeler  ıslah noktasında cılız kalırken Allah için her şeyden vazgeçen  bir halkın özgürlük mücadelesi bütün dünyaya yayılarak  insani bir dönüşüm sağladı.  Savaşın getirdiği yıkım ve mahrumiyetler karşısında onurlu bir hayat yaşayan soylu halk güçlü bir şahsiyetin ancak İslam ile mümkün olabileceğini gösterdiler ve modern psikolojinin üzerinde durduğu dinamikleri sorgulamaya açtılar.

Peki sağlıklı bir şahsiyetin inşası için nelere ihtiyaç vardır?  Ya da bu ihtiyaçları  hangi kurumlar karşılar? Kapitalist sistemin normlarına göre inşa edilen okullar mı? Küresel kültürün enkazı altında cılızlaşan aile kurumu mu? Hakkaniyet kavramının yerle bir edildiği sosyal ortamlar mı? Şiddetin kol gezdiği sokaklar mı? Hiç biri… Bırakın bütün bunları bugün kapitalist sistemin ördüğü kozanın dışına çıkamayan  din eğitimcileri ve dini  kurum ve kuruluşlar dahi erdemli şahsiyetler yetiştirmekte aciz kalıyor. Zira şahsiyet eğitimine yönelik çalışmalar yapan kişinin aklen, ruhen ve kalben yeterli olgunluğa ulaşması ve  muhataplarına örnek olabilecek yetkinliğe sahip olması gerekir.

Doğada bütün canlılar rollerini içgüdüsel olarak sürdürürken, adaleti tesis etmek ve evrenin düzenini korumakla sorumlu olan insan  hayat boyu sürecek bir eğitime tabidir. O yüzden insan diğer canlı türlerinin sahip olmadığı zihni ve ahlaki donanımlarla dünyaya gelmiş ve bu donanımları kullanabilmek için doğru rol modellere ihtiyaç duymuştur. İnsan kitabı, kalemi tanımadan önce nesnelerle ve olaylarla tanışmış ve gördüklerini modelleyerek  iyi/kötü kavramlarını anlamlandırmış ve davranışlarını buna göre şekillendirmiştir.

Davranışlar anlamsız hareketler değildir aksine insanın inanç, duygu, düşünce ve tepkilerini ifade eden ve gösterime sunan bir projeksiyon  gibidir. Davranışlar zihnin dış dünyaya açılan penceresidir ve buradan dökülen her şey diğerleri için örneklik teşkil eder. Nitekim insanlar kendilerini dünyaya tutsak etmeyen ve Yüce yaratıcıya her an kavuşma inancıyla yaşayan Filistin halkının nasıl özgürleştiklerini yakından gördüler ve hayatları için daha değerli olan şeyleri kaçırdıklarının farkına vardılar.

Bilindiği üzere Gazze şeridinde yaşayan halkın neredeyse yüzde yetmişinin evi 1948’de  işgal edildi ve halk kendi topraklarında  mülteci  durumuna düşürüldü. İsrail yerli halkın bütün mallarına el koydu, evlerini, köylerini yıktı ve halkın mülkü üzerine yerleşim birimleri inşa etti. Fakat Filistin’in asil çocukları ne zillete  boyun eğdiler ne de umutlarını kaybettiler,  direnişi sürdürerek sonsuz bir bekleyiş içinde kaldılar. İkinci Nakba’yı yaşadılar ve işgallerin, ölümlerin, sürgünlerin bitmediği topraklarda saatleri zafere kurdular ve  güneşin doğacağı günü beklediler.

Seçilmiş şehirleri, seçilmiş şahsiyetleri ve Mescidi Aksa’yı göğsünde taşıyan Filistin özgür çocukların ülkesidir. Burada dünyanın tutsaklığından kurtularak hürriyete ulaşan kadınlara, cihadı kuşanan erkeklere ve dünyanın en güçlü çocuklarına yaşadıkları sınav hakkında sorduğunuzda size şu ayetle cevap verirler : “Hasbunallah ve nimel vekil!

Üçüncü bin yılın başında insanlık artık adalet, barış merhamet ve dayanışma ekseninde birleşerek Filistin halkının özgürlük için verdiği mücadeleye dahil oluyor. Üretilen suni kavramlar, olaylar yeniden sorgulanıyor ve şerrin safında yer alanlar, halkların kalbinden sürgün ediliyor.

Bütün varlığı ile iman etmiş bir toplumu kim yenilgiye uğratabilir ki?

Cellatlar…! Siz Allah için ölmenin, Allah için mahrum kalmanın, Allah için çile çekmenin ibadet olduğuna kuvvetle inanan insanları ne ile korkutacaksınız? Korkutamazsınız..! Ama siz korkuyorsunuz…! Tarih önünde horlanmaktan, dışlanmaktan ve hedef seçtiğiniz çocukların elleriyle cezalandırılmaktan korkuyorsunuz.  Biliyorsunuz ki, tarih sizi nefesinizdeki kan kokusu ve annelerin ahı ile tanımlayacak!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.

01

Nurettin Gedikoğlu - Eyvallah sayın hocam kardeşim Allah sizden razı olsun inşallah

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 25 Aralık 12:19