“Ehl-u Gazze,Ehl-ul İzze”

Tarih tekerrürden ibaretmiş. Defalarca tekrar eden; hak ile batılın, adalet ile zulmün, iyi ile kötünün, iman ile küfrün, insanlık ile vahşetin savaşına tanık oluyoruz. Yıllardır yaptığı işgal, zulüm, katliam ve canavarlığa bir yenisini daha ekledi Yahudi Siyonizmi. Siyonistlerin vahşilikte, ne yazık ki hiç bir sınırları yok. Vahşî hayvanların bile fıtri sınırları var, ama bunların hiçbir sınırları yok.

Daha ilk günden Siyonist barbarlığın sözcüsü Filistin halkı için; “bunları insan olarak görmüyoruz.” diye açıklama yaptı. Bu cümle yabana atılacak bir cümle değil, oldukça önemli. Bu cümle hem Siyonistlerin, hem de bunları başımıza bela eden batılıların bizlere; daha doğrusu kendi dışındaki tüm dünya halklarına bakışını ortaya koymakta, ifşa etmekte. Batılıların dışındaki herkesi yarı insanımsı barbarlar olarak görmek onların temel paradigması. Ayrıca Siyonist Yahudiler tahrif edilmiş kitaplarından buna dair deliller de getirmektedir.

Siyonist zülüm hiçbir insani ahlaki hukuki, ulusal ya da uluslararası kural tanımıyor. Hiçbir kural tanımayacaklarını da; “askerlerimizden her türlü hukuki sınırlamayı kaldırdık, hiçbir asker yaptıkları için yargılanmayacak” diyerek açıkça ilan ettiler. Bu açıklama her şeyi anlatmasına rağmen birkaç ülke yönetimi hariç hiçbir devletten tepki gelmedi. Ehlî hastanesi başta olmak üzere hastaneleri de bombaladılar. Hastanedeki yaralıları, güvenli buldukları için hastaneye sığınan sivilleri, kadınları, çocukları bombardımanla öldürdüler. Bu bombardımanlarda yasak olan her türlü silah da kullanılıyor. Onlarca caminin yanı sıra bombalanan kiliseler de var. Sadece dünyadaki vicdan sahibi halklar geniş katılımlı gösteriler yapıyorlar.

Şunu bir kere daha gördük ve anladık ki; Ukrayna için söz konusu olan insan hakları, uluslararası hukuk Filistin’deki- Gazze‘deki insanlar için söz konusu değil. Tıpkı geçmiş yıllarda Bosna için söz konusu olmadığı gibi. Bir insanın, normal bir ülkenin; böyle bir katliamı, bu caniliği bu vahşiliği yapması mümkün mü? Kesinlikle mümkün değil, ancak tüm batının desteğini alan İsrail tüm dünyaya bir kez daha katliamını gösteriyor ve dünyaya şu korkuyu salmak istiyor; “eğer itaat etmezseniz herkesi bu şekilde katliama, soykırıma uğratırız; ülkelerini, şehirlerini, mahallelerini, evlerini başlarına yıkarız” mesajı veriyor. Bu mesajı sadece onlar değil, İsrail’le beraber tüm batı veriyor.

7 Ekim 2023 Aksa Tufan’ı hareketinin başlangıç tarihi olsa da, aslında Filistin direnişinde bir dönüm noktası olacaktır. Dönüm noktasıdır, çünkü; Siyonist rejimin bütün balonları patlamış ve sönmüştür. Başta askeri güç balonu olmakla üzere, güvenlik balonu, istihbarat ve haber alma balonları tek tek patlamıştır. İmha edilemez dedikleri tankları, zırhlı araçları birer birer imha ediliyor. Aslında şöyle de denebilir; firavunun sihirbazları büyü ile halkları kandırdığı gibi, bunlar da modern büyülerle; film, reklam, haber ajanslarının manipülasyonu ve algı yönetimi ile tüm dünyayı kandırmışlardı. Aksa Tufan’ı bu büyülerin hepsini bozdu, yiyip yok etti; Musa’nın asası gibi…

Hakikate saygısı olan, vicdan sahibi herkesin bunu böyle bilip itiraf etmesi gerekir. Tıpkı Hz. Musa’nın asası sihirbazların sopalarını yok ettiği zaman sihirbazların iman ettiği gibi. Onlar bedel ödeyecek olmalarına rağmen hakikatin safında yer aldı. Ancak günümüzde firavunun tarafında yer alan pek çok sihirbaz; yazar-çizer, entelektüel, akademisyen, yöneticiler ve benzerleri hakikati itiraf etmeye yanaşmıyorlar.

Bugün temsil kabiliyeti olan çok az insan, günümüzün modern büyücüleri, Siyonizm’in büyüsünün yok olduğunu itiraf ediyor. Ama dünya halkları kitleler halinde bu büyüye inanmadığını sokaklara dökülerek ortaya koydular. Kimileri “ancak, lâkin, fakat, acaba, belki de” ve benzeri kelimeleri kullanarak Aksa Tufanı hareketini değersizleştirmeye çalıştılar, ancak bunu başarmaları mümkün değil. Tam burada Hazreti Musa’nın selamını hatırlayalım “es selamu ala men ittebe el huda” yani; “selam hidayete-doğruluk , dürüstlük-tabi olanların üzerine olsun.”

Siyonist büyünün bozulmasında Aksa Tufan’ı ilk değil. Büyünün ilk bozulduğu tarih 2006 yılıdır. Bu tarihte Siyonist İsrail Lübnan‘a saldırmış ve bir avuç Hizbullah savaşçısı karşısında 1948 den bu yana en ağır yenilgiyi almış, bozguna uğramıştır. Evet havadan bombalama ile binaları yıktılar. Sivilleri; kadın, çoluk-çocuk, yaşlı demeden öldürdüler, ama ilk olarak balonları Lübnan’da söndü. Bir avuç yiğit karşısında orduları bozguna uğradı. Kara, hava ve denizden günlerce bombaladılar; ama karada 100 metre bile ilerleyemediler. “Dünyada bu tankı imha edecek silah yok.” diye övündükleri Merkava tanklarının 50 taneden fazlası bu savaşta imha edildi. Siyonist canilerin genelkurmay başkanı ve üst düzey generalleri, kuvvet komutanları bu bozgun sebebiyle ya istifa ettiler ya da görevden alındılar.

Sonra ne oldu? Hizbullah Siyonist Yahudilere karşı bu savaşta edindiği tüm tecrübeleri başta Hamas ve İslami Cihad olmak üzere Filistinli direniş örgütlerinin tamamına aktardılar.

Bu tecrübe aktarımı neticesinde ise 2008 ve 2014 yılında Gazze saldırılarında Siyonistlerin aldığı yenilgileri görüyoruz. O yıllarda da havadan ve denizden bombaladılar ama kara harekatları fiyaskoyla neticelendi. Ekim 2023’te ise kara harekâtını muhtemelen Irak ve Afganistan’da görev yapmış paralı Amerikan askerleri veya cezaevinden devşirilen katiller sürüsüyle yapıyorlar. Yahudi Siyonist ordunun savaşmak için ne morali ne de cesareti var. Karada aldıkları ağır yenilgileri sivilleri daha fazla katlederek gizlemeye çalışıyorlar.

Aksa Tufan’ı operasyonunun insanî sonuçları çok ağır, evet gerçekten çok ağır. Bunları görmek  İnsan olarak tahammülümüzün üzerinde. İzlediğimiz birkaç kare haber bile geceyi uykusuz geçirmemize yetiyor. İki aydır Gazze ile yatıp Gazze ile kalkıyoruz. Ancak tüm bu insani acıların yanı sıra, bu harekatta ortaya çıkan; siyasi, askeri, sosyal ve kültürel neticeler son derece önemlidir. Her biri belki, başlı başına bir araştırma konusu olmalıdır.

ABD ve Avrupa tüm dünyayı karşılarına alma pahasına Siyonistlerin yanında yer almayı seçti. Siyonist Ordu’nun direniş karşısında güçsüzlüğünü bildikleri için savaş gemileri ile bölgeye bizzat geldiler. Aslında Telaviv’in düşme ihtimalini düşündükleri için geldiler. İdeolojik ve dini tercihlerin yanı sıra, doğu Akdeniz enerji hattı ve buradaki petrol ve doğal gaz kaynaklarının kullanımı bu desteklerinde etkili oluyor şüphesiz. Dünya halklarının vicdanında batının artık hiçbir ahlaki, insani, hukuki itibarları kalmamıştır.

Batının insana dair söylediği her şey Gazze’de enkaz altında ölmüştür.

Bizim enkaz altındaki kadınlarımız, çocuklarımız, yaşlılarımız, bebeklerimiz ise diridirler.

Filistin’de katledilen binlerce insanın Fransa’da ölen 12 kişi kadar değeri yokmuş meğer. Batılı liderlerin duruşundan bunu anladık. Güç, silah, katliam, zulüm ve cinayetler hiçbir topluluğa tarih boyunca meşruiyet kazandırmamıştır, bundan sonra da kazandırmayacaktır.

Tüm dünya Siyonist İsrail’in zulüm ve cinayetlerini de görüyor; Filistin direnişinin, Kassam Tugayları‘nın, Kudüs Seriyyeleri’nin serbest bıraktığı işgalci kadınlara davranışlarını da görüyor. Bu olaylar ve bunun benzeri diğer olaylar bir kez daha gösteriyor ki; İslam ve Müslümanlar olarak tüm dünyaya hala insanlık, adalet ve merhameti biz öğretiyoruz, batılılar değil. Direnişi, insan onurunu, cesareti, merhameti, ahlakı, erdemi biz öğretiyoruz.

Bir kez daha gördük ki batının ve batı uşaklarının insanlığa verebileceği hiçbir insani, ahlaki değer yoktur. “Düşmanımıza bile adalet borçluyuz” ahlaki kuralını bizden başka; şehirleri yok edilmiş, kardeşleri-akrabaları şehit edilmiş hangi medeniyet uyguladı? En zor zamanlarda bile nefsani davranmayıp ilkesel hareket edebilmek kimin harcı?

Evet, bu herkesin harcı değil, kimin harcı peki?

Sadece Allah’ı görüyormuşçasına ibadet eden mücahitlerin, mübarizlerin; bu samimiyet ve bağlılığa sahip insanların davranışlarında görülebilecek bir erdem bu.

“Nice az topluluk nice çok topluluğa galip gelmiştir” ayeti bir kez daha tecelli edip fiiliyata inzal oluyor. İlk önce Allah Resul’ünün (as.) içlerinde bulunduğu sahabe topluluğuna nazil olmuştu. Tarih boyunca nice zamanlarda inzalini yine gördük. Gelecek zamanlarda da,  sadece Allah‘ın hatırını gözeten her toplulukta yine insanlar şahit olacak; bu ayetin tecellisine…

Fussilet 53. ayeti yeniden inzal oluyor yeryüzüne… Allah cc. “afak ve enfüste ayetlerimizi onlara göstereceğiz, taki onun hak olduğunu kendileri de bilecekler “ayeti yeniden inzal oluyor ve Gazze  halkı bu ayeti yeniden tefsir ediyor.

Bu yiğitler dünyanın en güçlü ordularından biri olmakla övünenlere “gelin sizi bekliyoruz, size ölümün pek çok çeşidini hazırladık” diyorlar. “Biz ölümden korkmuyoruz” diyorlar. “Karada, denizde ve havada-berren bahren ve cevven-sizi bekliyoruz, gelin” diyorlar. Allah’ın yardımına layık olup mazhar olan bir topluluğa hangi güç bir şey yapabilir? Direnişin, direniş cephesinin gücüyle Siyonist rejim barbarlığının baş etmesi mümkün değildir.

Aksa Tufanı hareketi sadece Siyonist rejimin balonlarını söndürmedi. Tüm dünya Müslümanlarını da diriltti. Direnişin ve mazlum Filistin halkının kanı Müslümanların dirilişine vesile olduğu gibi, dünya halklarının vicdanlarının uyanmasını da vesile olmuştur. Bu gün tüm dünyada direnişe destek gösterileri düzenleniyor. Bir avuç Filistinliyi Gazze’de yok etmek istediler ama tüm dünya Filistinli oldu. Bir avuç Filistinli İzzet’in ne olduğunu, direniş ve mücadelenin ne olduğunu kanlarıyla anlatıyor, Siyonistlere korku salarak anlatıyor. Hepimizi anlatıyor.

“İzzet Allah’ın Resul’ünün ve müminlerindir” ayetinin yeryüzüne yeniden inzal oluşuna şahit oluyoruz. Bu ayetin yeniden tefsiri yapılıyor; cesaretle, şecaatle, metanetle, fedakârlıkla, ölüme gülerek gitmekle, şehidini öperek uğurlamakla, sabırla... Evet, bu ayet Filistin’de yeniden tefsir ediliyor. İzzet’in gerçek tefsiri olduğu için, hakkın ve haklı olmanın ne demek olduğunu anlattığı için tüm dünyayı böyle etkiliyor.

Allah’ın “el Aziz” sıfatının mazharı olmuş bir avuç Müslümanın, izzet sahibi bir avuç insanın neler yapabileceğini tüm dünya seyrediyor. Onun içindir ki; ehl-u Gazze ehl-ul İzzedir. Yani Gazze’liler  izzet ehlidir.

Aksa Tufan’ı adına yakışır yakışır bir tufan gibi esti. Hem Siyonistlerle, hem büyük şeytan ABD ve onların paralı askerleri ile savaşıyorlar. Siyonist İsrail’in yenilgi ve yok oluş sürecine girdiği Aksa Tufan’ı ile müjdelenmiştir. Biz bu olayı böyle anlıyoruz. Hiçbir yorum, İsrail ve batıl/ı destekçilerinin zulümlerini cinayetlerini örtmeye ve çizilen karizmalarını düzeltmeye yetmez. Yetmeyecektir.

Bu hareket bizlerin de yeniden dirilmemize vesile oldu. Üzerimize ölü toprağı serpilmişti. Bu toprak uzlaşmacılığın, Muhafazakâr demokratlığın ölü toprağıdır. Bu ölü toprağına rağmen, cılız da olsa, polisin izin verdiği yerlerde de yapılsa genel bir uyanış ve öfke de ortaya çıktı. Bu Tufan ülkemizde olsun Müslüman dünyadaki diğer batıcı rejimlerde olsun herkesin gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koydu. Kim Siyonist Yahudi ve batılı destekçilerinin katliamına karşı bir şeyler yapıyor, kim yapmak istiyor, kim “..mış gibi” yapıyor ya da bir şey yapmak istemiyor; bunların hepsi ortaya çıktı. Maskeler düşüyor. Hakikatin ve hakkın safında mücadele etmenin, haklı olmanın böyle bir özelliği var. “…mış gibi” yapanların, münafıkların, korkakların maskelerini düşürür.

İslam ülkelerinin başındaki işbirlikçi yönetimler ne yapıyorlar? Bir şeyler yapmayı düşünüyorlar mı? Bu soykırıma karşı bir şeyler yapmak istiyorlar mı? Bir şeyler yapıyorlar mı, yapmaya güçleri var mı, yok mu? Ya da bunlar aslında münafık olup da bizleri mi kandırıyorlar?

Bu soruların hangisine ne cevap vereceğimizi bilemiyoruz. Ancak şunu biliyoruz ki herkesin yapabileceği bir şey var. Gücü nispetinde Siyonist İsrail ve batının yaptığı bu katliamlara karşı; mazlumdan yana, haklıdan yana kurulmuş bir cümle bile değerli. Bir cümle de olsa tavır almak, safımızı belli etmektir.

Safı haktan yana olanlara selam olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Talip Özçelik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.

01

Gülü Sevene Yeşilim - makale çok güzel yerinde

şunu açıkça görüyorum ki hamas filistin bütün alemi tufana kattı olması gerektiği yere fırlattı.... bu şu manaya geliyor siyonizm batışa geçti kudüs hürriyete kavuşacak bizlerde elimizden geleni yapmalıyız her müslüman az çok elinde olandan kardeşine ve onun güçlenmesine ayırmalıdır her müslüman kardeşini lazım gelirse annesine babasına karşı bile savunmalıdır her müslüman her yerde haması haykırmalı ve onun işlerini halletmesinde ona yapabileceği her desteği sağlamalıdır her müslüman helal lokma yemeli ALLAH a ve Resulüne itaat ederek kardeşleri cihaddayken dua etmeli ve hata yapan müslümanları da kötülükten sakındırıp iyiliğe çağırmalıdır..... ALLAH bize zafer verdi verecekte.... lakin yaptığımız günahlar o kadar ağır ki bunun içinde Rahmet tokadı olarak iyileşme belirtisi olarak müsibetlere maruz kalacağız.... bu kefaret bizim dirilmemize ALLAH a ve Resulüne itaat etmemize vesile olsun inşâALLAH diye dua edeceğiz.... hikmeti gören için olup bitenler nimettir..... şehidlerimiz şerefimizdir

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 09 Aralık 15:29