İnsanı insan yapan en önemli etkenlerden biri de okumaktır. Okumak, yazıda iletilen mesajı anlamak demektir. Bir şeyi anlamak için önce düşünmek, sonra da sentezlemek (düşünülen konuları bir araya getirip sonuca ulaşmak yani tümevarım yöntemi) gerekir. Düşünmek ve sentezlemek ikisi bir arada olmalıdır. Düşünmek toprağa tohum atmaya benzediği gibi, sentez ise toprağa atılan tohumlardan yeşeren meyveleri toplayıp satışa hazır hale getirmeye benzer. Bu ikisi bir arada olmadığında insanın bir kazancı olmaz, bilakis masrafı olur. Yani vakit ayırıp kitabı okumuş oluruz ama anlamış olmayız.

Kitap okuyan insan, değirmen taşı misali hem çalışır hem de üretim yapar. Kitap okumayan insan ise verimsiz tarla gibidir, susuz ağaç gibidir. Bedenen varlar ama bir fonksiyonları, ürettikleri bir şeyleri yoktur. Kitap okumak insana nasıl düşünmesi gerektiğini, muhatabını dinlemeyi, anlamayı öğretir. Kitap okumayanlar ise kendilerini ‘allame-i cihan’ olarak görürler ve kendileri gibi düşünmeyeni dışlarlar, konuşunca hakaret ederler. Kısacası kitap okuyan insan kendisini ifade eder, kitap okumayan ise hakaret eder.

Bu kadar önemli olan bir konuda müslümanın okuması nasıl olmalıdır? Bu konuda ‘‘dini karıştırmaya gerek var mı?’’ şeklinde düşünenler elbette olacaktır. Ama ben bir müslümanım ve hayat ile ölüm arasındaki her şeyi Rabbimin razı olacağı şekilde yapacağıma iman etmişim.(1) Bundan dolayı her amelimi Kur’an’ ve Sünnet’e arz etmek zorundayım. Okumalarım materyalist bir şekilde mi olmalıdır, Rahmani bir şekilde mi olmalıdır? Bu sorunun cevabını Alak suresinde buluyoruz ve Rabbimiz ‘Yaradan Rabbinin adıyla oku’ (2) diye emrediyor.

O halde okumalarımız materyalist bir bakış açısıyla yüzeysel olmamalıdır. Okuma yaparken hem düşüneceğiz hem sentez yapacağız. Okuduklarımıza hem sebep-sonuç açısından hem de hikmet açısından bakacağız. Okumak zihnin bir ameli olduğu için insan zekasını hem çalıştırır hem de güçlendirir. Ama sadece zihinde kalan bir şey değildir. Hikmet nazarıyla yapılan okumaların hayata yansıması olur. ‘‘Bakıldığında Allah’ı hatırlatan mü’min’’ (3) olmanın yolu, hayata yansıma yapan okumalardan geçmektedir.

Okuma yaparken kelimeleri bağlamından koparmadan tefekkür (sistematik düşünce) edip sentezleyerek yapmalıyız. Bu okuma şekli insana hikmeti öğretir. Hikmeti elde eden insan az okuma ile çok şey öğrenir. Kelimeleri bağlamından kopararak yapılan okuma, nefsi bir okumadır. Cemil Meriç’in de dediği gibi ‘her tarif bir tahriftir.’ Her yanlış okuma yanlış bir düşünceyi doğuracaktır. Bunun olmaması için kelimeleri bağlamından koparmadan hikmet nazarıyla okumalıyız.

Materyalist okuma soyut okumadır, rahmani okuma somut okumadır. Buna sigara örneğini verebiliriz. Sigaranın zararlı olduğunu en iyi sağlık çalışanları bilir ama en çok onlar sigarayı tüketenler arasında yer alır. Buna materyalist soyut okuma denir. Hayata yansıması olmayan okuma şeklidir. Rahmani okuma yapan insan Rabbinin razı olmadığını anladığı an bu ameli terk eder, bu da somut okumadır.

Edmund Burke’nin de dediği gibi ‘‘düşünmeden yapılan okuma çiğnenmeden yenilen yemeğe benzer.’’ Okuduklarımız yiyecek misali kaliteli olmalıdır, vitamini yüksek olmalıdır. Her vitamini bünyesinde barındıran kitaplar okumalıyız. Okumalarımız düşünce dişlerimizden geçmelidir. Midenin zararlı olanları ayıklayıp, faydalı olanları da organlara dağıttığı gibi okuduklarımızı sentezleyerek zararlı olanları atıp faydalı olanlardan da istifade etmeliyiz.

Rahmetli Ali Küçük Hoca, Alak suresinin ilk 2 ayetinin tefsirini yaparken ‘okumak sadece kitabı okumak değildir, okuduğun, gördüğün her şeyi tefekkür ederek okumalıyız’ derdi. Okumayı kitap ile sınırlandırmak onu daraltmak olur. Geniş manada bakacak olursak kainat kitabını tefekkür ederek yapılan okuma ‘gerçek okumadır.’ Bu okuma çeşiti insanı insan yapar. Baktığın her yerde yüce Yaradanın sanatını görürsün, onun sevgisi ile hemhal olursun. Onun razı olmayacağı işlerden ise uzak durursun ve onun razı olacağı işleri yapmakta aceleci davranırsın.Rabbim bizleri gereği gibi düşünüp amel edenlerden eylesin.

1- En’am Suresi 162. ayet

2- Alak Suresi 1 ve 2. ayetler

3- Ahmed, VI, 409; İbn-i Mâce, Zühd, 4; Beyhakî, Şuab, XIII, 445/10596