Bekir Bozdağ yaptığı açıklamayla, iktidarın Erbakan Hoca'nın kemiklerine olan duyarlılığını bir kez daha gösterdi.

Uzun zamandır, iktidar mecralarında Hoca'nın kemiklerine olan duyarlılık biliniyordu. Ancak seçim sathı mailine girilmesiyle birlikte bu duyarlılık adeta bir davaya, bir misyona dönüştü: "Hocamızın kemiklerini sızlattırmayacağız!"

Hakkaten, iktidarın "kemik hassasiyeti" vefanın sadece bir semt sanıldığı şu günlerde hepimizin suratına şamar gibi indi; bizi kendimize getirdi. Kemik konusunda oldukça tecrübeli olan yazar, çizer ve bir kısım sosyal medya hesapları, bizde bir "kemik bilinci" oluşturdu. 

Bazıları "nerden çıktı bu kemik meselesi" diyebilir; iktidarın tepkisini abartılı bulabilir.

Ancak olay sadece sıradan bir kemiğin sızlatılması meselesi değil...

Mevzu aslına bakılırsa sadece Erbakan Hoca'nın kemikleri meselesi de değil. İktidarın ve şu sosyal medya hesaplarının olaya ilkesel yaklaştığı çok açık.

Bunu kemiklere bugüne kadar ilgi göstermemiş bir zihniyetin anlaması çok zor.

Olayın önemini ancak "kemik hassasiyeti" yüksek bir bilinç seviyesi kavrayabilirdi. Özellikle, "kemiğin" çok önemli olduğu şu günlerde, bu arkadaşlar bütün bir Türkiye'ye kemik dersi veriyor. Şüphesiz bu, uzun bir kemik tecrübesine sahip olmaktan kaynaklanıyor.

Kemik hassasiyeti gelişmemiş bir toplumun geleceğinin olmadığını biliyorlar. Kemiksiz kalmanın ne demek olduğunu yeni nesiller yaşamadı.

Şunu biliyorlar: Bugün Erbakan Hoca'nın kemiklerine saygı göstermeyen, yarın hiç bir kemiğe saygı göstermez.

O zaman n'olur? Neler olmaz ki... Tek Parti döneminde neler çektiğimizi, 28 Şubat'ta neler yaşadığımızı kaç defa anlattı adamlar.

Bugünlere kolay gelinmedi.

Kaldı ki, zaten ortada yaşlanmışlıktan/yıpranmışlıktan/yorgunluktan kaynaklanan bir "kemik erimesi" riski mevcut. Bilim bile bunu teyid ediyor; osteoporoz diye bir şey var...

Sen kalk böylesine riskli bir zaman da Hoca'nın kemiklerini sızlat...

Kimileri mevzuyu basite alıyor.

Halbuki, kemiksiz kalan bir toplumun atar (toplar mıydı yoksa) damarlarından biri kesilmiş demektir.

Söylediğim gibi, Hoca'nın kemiklerine yapılan saygısızlık, bütün kemiklere yapılan bir saygısızlıktır.

Kim olursa olsun buna izin verilmemelidir.

Eğer bugün Bekir Bozdağ, Hoca'nın kemiklerine sahip çıkmamış olsaydı, yarın başkaları da çıkıp hepimizin kemiklerine göz dikebilirdi.

Buna, izin vermemiz düşünülemez.

Herkes haddini bilecek. Kemiğe saygı gösterecek.

Bugün, bütün bir Türkiye olarak hepimizin bir "kemik ahlakına" ihtiyacı var.

Evet, kemik ahlakı.

Bazıları çıkıp diyor ki, bütün kemikleri mi sızlatmayacağız?

Evet, gerekirse bütün kemikleri...

Fakat yine de bazı kemikleri sızlatmamız gerekebilir. Ama bunun nerede, ne zaman, nasıl olacağını kemik tecrübesi yüksek, kemik ahlakıyla donanmış büyüklerimiz bize söyleyecektir.

*

Kimse bizi kemikle test etmesin...