Cola yazısından bu yana dualarıma bunu da katıyorum.

Şunu anladım ki, taassup mizahı öldürüyor.

Biraz mizah gücümüz olsaydı FETÖ ve IŞİD olmayabilirdi.

Biraz mizah gücümüz olsaydı, o adamın gözyaşlarına gülüp geçecektik.

Biraz mizah gücümüz olsaydı, karanlığın merkezinden beslenip dünyaya "ışık" dağıttığını söyleyen o adamın söylediklerinin bir ironi olduğunu anlayacaktık.

Biraz mizah gücümüz olsaydı, İsrail'e dokunmayan ama Müslüman coğrafyayı kana bulayan o adamlar kendilerine "mücahid" diyemeyecekti. Tarihin en büyük ironisinin IŞİD ve FETÖ olduğunu anlayabilecektik.

FETÖ'nün baştan sona bir ironi olduğunu anlayabilseydik, kanmayacak, kandırılmayacak ve 15 Temmuz gibi bir ihaneti yaşamayacaktık.  

Eğer biraz mizah gücümüz olsaydı, o hocanın anlattığı en komik fıkranın "yanmayan kefen" fıkrası olduğunu anlayabilecektik.

Eğer birazcık mizah yeteneğimiz olsaydı bütün umutlarımızı cifre, ebced hesabına bağlamayacaktık. Şeyhlerimiz zırt pırt tarih verip "Buradan açıklıyorum 2012 yılında her şey düzelecek. Dünyada kafir mafir kalmayacak.", "Hocaefendi'nin doğum tarihine dikkat ettin mi: 1938. Yaa.. Demek ki, Mehdi." filan gibi açıklamalar bizi zerre kadar heyecanlandırmayacaktı.

Eğer birazcık mizah yeteneğimiz olsaydı, kumarı Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlayan; faizin, zinanın ve alkolün legal olduğu bir ülkede "Dünya bizi bekliyor. Suriye bizi bekliyor. Mogadişu bizi bekliyor." denildiğinde cûşa gelmeyecektik; buradaki ironiyi anlayıp, tebessüm edecek ve geçip gidecektik.

Biraz mizah yeteneğimiz olsaydı, Kur'an'ın bir tek hükmüne bile referans veremediğimiz bir ülkede "Kur'ancılar-Hadisçiler" savaşı olmayacaktı.

Televizyonlarda salt bir reyting konusu haline gelmeyecektik.

Gülüp, geçecektik. Ama biz durduk ve ciddiye aldık; ağladık, umutlandık, öfkelendik, tartıştık ve kavga ettik.

Bütün bunların hepsini ciddiye aldık. Bizler gülmediğimiz için zamanla onlar da yaptıkları şakayı gerçek zannettiler. Biri şakayı anlamıyorsa, buradaki asıl sorun o kişinin şakayı anlamaması değildir; bu, şakayı yapan kişinin de kendi şakasına inanmaya başlamasına neden olabilir.  Atasoy Ağabey'in deyimiyle şeyhlerimizi "klinik" duruma getiren şey budur. İçimizden "Allah'la konuşan şeyhler" çıkıyorsa, buna biz sebep oluyoruz. Çünkü, gülmemiz gereken yerde ya hüngür hüngür ağlıyor ya da slogan atıyoruz. Böylelikle yeni yeni komiklikler üretiyoruz.  Gülünecek halimize ağlıyoruz!

***

Mizaha hepimizin ihtiyacı var; bütün bir ülkenin.

Örneğin,

Mizah yeteneğimiz yeteri kadar gelişmiş olsaydı,

Topraklarını NATO'nun güvenliğine teslim etmiş bir ülkede "misak-ı milli"nin bir ironi olduğunu kavrayabilecektik. "Bağımsızlığımızı" konu edinen bin tane komedi filmi çekilecekti.

Eğitim fakültelerinde tamamen Batılı kuramlarla yetişen öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı'na atanıyor olmalarından derin bir hüzün duyacaktık.

Hiç kimse sorunlarını çözmek için AİHM'ye gidemeyecekti; bunun ne kadar komik bir şey olduğunun farkında olacaklardı.

AB Bakanlığı açıldığı gün gülmekten kırılacaktık.

Liberal demokrasi demenin "helvadan bir put" demek olduğunu anlayacak, onlar putlarını her yediklerinde karikatür dergilerimize yeni malzemeler çıkacaktı (Bu arada bizim mizah dergimiz var mı? Allah'tan bu dergilere de mizah gücü vermesini niyaz ediyoruz.).

Eğer birazcık mizah yeteneğimiz olsaydı, kadın hakları konusunda İzlanda'yı örnek almayacaktık. Her iki kadından birinin şiddet gördüğü İsveç'in bize efelik taslamasına, ağız dolusu gülecek, onlara "ironi ödülleri" verecektik.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın adındaki "aile" ile bu bakanlığın yaptıkları arasındaki farkı görecek ve en komik "yerli kurum" ödülünü de ona verecektik.

İsrail'in var olduğu bir dünyada Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin tahtını kimse sarsamayacak, dünyanın en komik örgütü ödülünü her yıl BM alacaktı.

*

Erbakan Hoca ve 28 Şubat bu dünyanın baştan sona bir ironi olduğunun kanıtı değil miydi?

***

Neyse... Açılış Töreni'yle ilgili bir sırrı daha ifşa ediyorum.

Aslında orası Cola fabrikası değil; nükleer füze fabrikası. Orada üretilen füzelerle İsrail'i vuracağız. Peki bunu açıktan yapabilir miydik? Dünyanın gözünün içine baka baka "İsrail'i yok edecek füze fabrikasının açılışını yapıyorum. Hayırlı olsun." mu diyecektik. Saçmalık. Tabi ki Cola fabrikası, diyeceğiz. Bu bir maske. Yakında İsrail'e bombalar yağmaya başlayınca, yazıp söylediklerinizden utanacaksınız.

Başka sırlar da var... Takipte kalın :)