“Belki de en büyük sorunumuz hep barış için eğitilmemiz ve içimizdeki ve dışımızdaki düşmanlara karşı olan savaşımızda eksik ve zayıf kalmamızdır.” [1]

Önceki yazılarımızda insanlığa düşman olanların ve kötülük odaklarının olmadığı bir dünyanın mümkün olmadığını gerekçeleriyle ifade etmeye çalışmıştık. Ardından düşmanların ve kötülük odaklarının özelliklerini tanıtmaya başlamıştık. Düşmanı ve kötülük odaklarını tanımaya devam edelim.

Sinsi Düşman, Saldırgan Düşmandan Tehlikelidir.

Saldırgan düşman baskı, işkence, hapis, küçük düşürme ve alay gibi yöntemleri kullanır. İsrail’in Filistinlilere, Suud’un Yemenlilere, 28 Şubat sürecinde kindarların dindarlara karşı tavrı buna örnektir. İslam tarihinde bu tür düşmanın karşılığı Ebu Leheb ve Ebu Cehildir. Amerika’nın Cumhuriyetçi Neo-Con ekibinin tarzı daha çok saldırgan düşmana örnektir.

Libya, Irak, Afganistan, Somali gibi ülkelerde yapılan katliamlar Neo-Con ekibinin “düşman”larını Rambo yöntemleriyle yok etmeye çalıştıkları saldırgan politikaların örnekleridir. Guantanamo ve Ebu Gureyb cezaevleri, Diyarbakır cezaevi, başörtüsü ikna odaları, Gazze Kurşun Dökme operasyonları saldırgan düşmanlık tarzının kara lekeleri olarak tarihe geçmiştir.

Ancak akıllı düşman yani sinsi düşman daha tehlikelidir. Kuran’da Velid Bin Muğire örneğinde anlatılan bir olay vardır. V. B. Muğire, Hz. Muhammed’in doğru olduğunu bildiği halde O’nu toplum içinde “sihirbaz” ilan ederek küçük düşürmeye çalışan kişidir. Müddesir suresinde: “Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti. Kahrolası, ne biçim ölçtü biçti! Sonra yine kahrolası ne biçim ölçtü biçti!” şeklinde bir tanımlama vardır. Bu ayeti müfessirler akıllı-sinsi düşmanı tanımlamak için kullanmışlardır. Çünkü sinsi düşman sağ gösterip sol vurur.

Saldırgan düşman bedenleri, sinsi düşman aklı, kalbi ve duyguları esir etmeye çalışır.

Modern zamanlarda sinsi düşmanın bazı taktikleri şunlardır:

§  Özgürlük kavramı her türlü ahlaksızlık ve yanlışı meşrulaştırma amacı olarak kullanılır. Özgürlük adı altında içki, erotizm ve kumarın yaygınlaştırılması buna örnektir.

§  Ergenlik Döneminde gençlerin bunalmaması için ailelerin gençlere “karışmaması” gerektiği hatırlatılır. Ama endüstriyel kapitalizmin, reklam sektörünün, TV ve internetin, avmlerin gençlerde neden olduğu esaret ve taktikler göz ardı edilir.

§  Popüler psikoloji ve pedagoji değer ve ahlaktan arınmış, bireysel ve haz merkezli bir gençlik yaratmanın Truva atı olarak kullanılır.

§  Kadın hakları kadını erkekten ayırmanın, çocuk hakları çocuğu aileden ayırmanın aracı olarak kullanılır.

§  Haramlar helal şirinliğinde gösterilir.

§  Kof ve kuru dindarlık, gerçek dindarlığı perdeleyecek şekilde ön plana çıkartılır.

§  Dış saldırı ve müdahale (Irak’a, Libya’ya vs.) yerine soft power, smart power (BOP, Arap Baharı vs.) gibi taktiklerle rakiplerin birbirini yemesi sağlanır. Böylece asıl düşmanı görememeleri sağlanır.

§  Kötü müzik, sanat, kültür ve edebiyat zihinleri ve duyguları köreltmenin aracı olarak kullanılır. Pop ve rock müziğin pek çok türü, akıl ve ahlak dışı romanlar, Hollywood filmleri bunun örnekleridir.

N. Tusi’nin çocuğuna nasihati tam yerinde bir uyarıdır.

“ Ey Oğul! Bilgi değil, bilinç güçtür. Bil ki kim zayıf ve güçsüzse, haksız ve adaletsizlerin suçlayıcı parmakları hep onun karşısındadır. İnsanlar onun cesaretini aptallık, cömertliğini saçıp savurma ve akılsızlık, sabrını zayıflık, kararlılığını inatçılık, güzel konuşmalarını gevezelik, sessizliğini ise kafasızlık olarak adlandırırlar…”  

Kavramlar ve Sistemler de Düşman – Kötülük Odakları Olabilir

Son iki yüzyılda dünya hangi kavramlar ve sistemler etrafında re-organize ediliyor.

Demokrasi, kapitalizm, komünizm, liberalizm, sekülarizm, özgürlükçülük, bireycilik, milliyetçilik, kadının değeri, çocuk merkezlilik…

Sonuç;

Son 150 yılın kavram haritasını çıkarmaya kalktığımızda karşımıza şöyle bir manzara çıkıyor.

Artan boşanma oranları, ailenin parçalanması, anlam krizleri, ahlaksızlık, davranış bozuklukları, alkolizm, fuhuş, uyuşturucu, duygusal yoksunluklar, empati azlığı, zihinsel gerileme, haksızlık, zulüm, gözyaşı, savaş…

Başka;

Kadının haz simsarlarının ve kapitalizmin elinde metalaşması, çocukların yalnızlaşması, gençlerin yabancılaşması, küresel adaletsizlik, haksız kazanç, haksız bölüşüm, suni sınırlarla halkların birbirinden ayrılması…

Bu işte bir yanlışlık yok mu? Adı geçen kavramlar büyük şeytanların kullandığı, yönlendirdiği ve manipüle ettiği küçük şeytanlar haline getiriliyor. Yani yeryüzü, kavramlar ve sistemler aracılığıyla kötülük odaklarının imparatorluğu haline getiriliyor.

Görünen o ki şeytan ve kötülük odakları tanımının altına oldukça fazla sayıda başlık giriyor. Elimizden geldiğince kötülüğün yaygınlaşmasının alt başlıklarını ifade etmeye çalıştık.

Bir sonraki yazı da kötülük odaklarıyla mücadele etmek ve kötülüğü yok etmek için yapılması gerekenler hakkında olsun.

Selam ve dua ile…


[1] R. Greene,33 Stratejide Savaş Kitabından.