Kazakistan'daki krizin perde arkası (Tercüme- Analiz)

Kazakistan'daki mevcut isyan, Ukrayna’yı Washington'un yörüngesine yerleştiren “turuncu devrim” ve Belarus rejimini istikrarsızlaştırmaya yönelik son girişimlerle açık bir paralellik gösteriyor.

Büyütmek için resme tıklayın

Brezilyalı analist Marcelo Zero, ‘Brezilya, Kazakistan ve Büyük Satranç Tahtası’ başlıklı analizinde Kazakistan’daki gelişmelerin iç yüzüne ışık tutuyor:

Orta Asya'da yer alan ve 2,7 milyon kilometrekarelik bir ülke olan Kazakistan, bir yanda ABD ve müttefiklerini, diğer yanda Rusya ve Çin'i içeren Avrasya'ya hâkimiyet anlaşmazlığının kilit bir parçasıdır.

 Kazakistan'ın dünyanın en büyük mineral ve fosil yakıt rezervlerinden bazılarına sahip olduğunu hatırlamak önemlidir. Güncel verilere göre Kazakistan dünyanın en büyük çinko, tungsten ve barit yataklarına sahiptir; uranyum, krom, kurşun ve gümüş rezervlerine sahiplikte dünya ikincisi; manganez ve bakırda üçüncü; altında bir numara; kömürde sekizinci ve petrolde ise on ikincidir.

 Özellikle geniş petrol ve doğal gaz rezervleri, büyük miktarda yabancı yatırım çekmiş ve Kazakistan ekonomisinin temelini oluşturmuştur.

 Bununla birlikte Kazakistan'ın en büyük önemi; Doğu Asya, Orta Doğu ve Avrupa arasında doğal bir köprü olarak kapladığı ayrıcalıklı coğrafi konumunda yatıyor. Avrasya'nın merkezinde yer alan Kazakistan, her zaman en eski uygarlıklar ve ilgili ticaret yolları arasında bir köprü görevi görmüş ve bu kıtalararası bölgenin sayısız halkı arasında sosyal, ekonomik ve kültürel alışveriş için bir alan sağlamıştır. Antik İpek Yolu’nun merkez noktası günümüz Kazakistan'ındaydı ve Çin'i dünyanın geri kalanına bağlayan büyük kervanların hepsi oradan geçti.

 Çin'in ana stratejik kalkınma projesi olan Yeni İpek Yolu da Kazakistan'a dayanmaktadır ve aslında birkaç yıldır Kazakistan'da fiilen faaliyet göstermektedir. Ülkedeki Yeni İpek Yolu'nun ana ekseni, Kazakistan ve Çin sınırındaki Korgos kara limanı ile Hazar Denizi kıyısındaki Aktau limanı arasındaki demiryolu bağlantısıdır. Korgos, Çin ile Orta Asya arasındaki bağlantının ana merkezidir ve Ağustos 2015'ten bu yana faaliyet göstermektedir. Bu bağlantının bir başka kolu da Çin'i bölgedeki bir başka stratejik ülke olan İran'a bağlamaktadır. Şubat 2016'da, Çin Denizi'ndeki Zhejiang’dan kalkan ilk tren Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan'dan geçtikten sonra Tahran'a ulaşmıştı.

 Kazakistan'ın ayrıcalıklı coğrafi konumunun, uluslararası doğal gaz taşımacılığı için de stratejik olduğunu belirtmek gerekir. Türkmenistan ve Özbekistan'dan çıkan gazın Kazakistan'dan geçmesi kaçınılmazdır ve bu malın ana varış noktası Çin'dir.

 Kazakistan, Çin için çok önemli olmasının yanı sıra Rusya için de büyük önem taşıyor. Bir zamanlar Sovyetler Birliği'nin bir parçası olan Kazakistan'ın şu anki nüfusunun %23'ü Rus kökenlidir. Haziran 2014'te Kazakistan, Rusya ve Beyaz Rusya ile birlikte, daha sonra Ermenistan ve Kırgızistan'ın da katıldığı Avrasya Ekonomik Birliği'ni (EAEU) kurdu. EAUE, 1 Ocak 2015'te bir gümrük birliği ve 170 milyondan fazla tüketiciyi kapsayan ortak bir pazar kurarak işe başladı. Bu birliği diğer eski Sovyet cumhuriyetlerini de kapsayacak şekilde genişletme planları var ki bu durum Washington'un hoşuna gitmiyor. Kazakistan'da sürmekte olan iç çatışmalar işte bu jeopolitik bağlam içinde analiz edilmelidir.

 Tokayev hükümetine yönelik protestolar, Kazakistan'da genelde otomotiv yakıtı olarak kullanılan sıvılaştırılmış gaz fiyatlarındaki artış nedeniyle barışçıl bir şekilde başlasa da, silahlı grupların eylemleriyle özellikle Almatı'da hızla dejenere edildi. Kamu binalarında işgaller ve yangınlar başladı, radyo istasyonlarını ve bir havaalanını ele geçirme girişimleri oldu. Düzinelerce “gösterici”ye ek olarak en az 18 polis memuru öldürüldü.

Bu gruplar, Sovyet döneminden bu yana Kazakistan siyasetine hâkim olan Nursultan Nazarbayev'e karşı derhal ekonomik, bölgesel ve siyasi reformlar talep ettiler, ancak bu talepler jeopolitik alanına da yayıldı. Talepler, mevcut hükümetin koşulsuz istifasına ek olarak, Rusya ile tüm bağları koparacak ve Kazakistan'ı EAEU'dan çıkaracak bir geçici hükümetin kurulmasını da içeriyordu.

 Bu nedenle Kazakistan'daki mevcut isyan, Ukrayna’yı Washington'un yörüngesine yerleştiren “turuncu devrim” ve Belarus rejimini istikrarsızlaştırmaya yönelik son girişimlerle açık bir paralellik gösteriyor. Ancak bu hareket geri tepebilir gibi de görünüyor. Zira silahlı grupların eyleminden endişelenen Kazakistan hükümeti, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü'ne (CSTO) yardım çağrısında bulundu. Rusya, durumu kontrol altına almak için yaklaşık 2 bin asker gönderiyor. Diğer bir deyişle, Rusya'nın Kazakistan'daki etkisi azalmak yerine artabilir.

 Kazakistan'ın dış politikasının oldukça dengeli olduğunu belirtmek önemlidir. Kazakistan, Rusya ve Çin ile yakın ilişkilere sahipken, ABD ve Avrupa ile de iyi ilişkiler kurmaya çalışıyor. Nazarbayev'in 2019'da istifa etmesi ve petrol ve gaz üreten bölgelere daha fazla yetki veren siyasi ve idari reformun başlaması, Kazakistan'ın Batı ile bağlarını derinleştirmeye yönelik kılavuz ilkelerin bir parçası. Bununla birlikte, ABD stratejisinin, Washington'a düşman olmasalar bile Rusya ve Çin'e dost tüm rejimleri sürekli istikrarsızlaştırmaya çalışmak olduğu belli.

 ABD, Ukrayna'da olduğu gibi Kazakistan’a da Rusya ve Çin'e düşman ve kararlı bir şekilde Washington yanlısı bir rejim yerleştirmeyi başarırsa, Moskova'nın eski Sovyet cumhuriyetlerini birleştirme stratejisi ve Çin'in Yeni İpek Yolu ile nüfuzunu genişletme stratejisi önemli ölçüde tehlikeye girecektir.

 Başarı şansı az olmasına rağmen, Washington'un bu çabası özellikle Biden yönetimi altındaki ABD dış politikasının saldırganlık derecesini ortaya koyuyor. Her şey gösteriyor ki, Washington için bir hükümetin ABD ile iyi ilişkilere sahip olması yeterli değil, aynı zamanda Rusya, Çin, İran ve “düşman” saydığı diğer tüm ülkelerle mesafeli hatta hasımca bir ilişkiye girmesi de gerekiyor. Bu, çatışma ve jeopolitik dışlama üzerine kurulu, küresel krize bir son vermeyi zorlaştıran bir dış politika stratejisidir.

 Orta Asya'da bu politika yürütülüyorsa, ABD’nin 19. yüzyıldan beri kendi “arka bahçesi” olarak gördüğü Latin Amerika için durumun ne kadar kötü olduğunu bir düşünün. Dilma Rousseff görevden alındı ​​ve Lula, esasen Washington ve müttefiklerine düşman olmayan, ancak egemen bölgesel entegrasyona ve gelişmekte olan ülkelerle stratejik ittifaklara vurgu yapan bağımsız Brezilya dış politikası yüzünden ABD Adalet Bakanlığı tarafından tetiklenen bir operasyonla tutuklandı.

 Amerika Kıtası'ndaki Brezilya'nın sorunu, Kazakistan'ın Orta Asya'daki sorunu kadar önemlidir. Bunun sonucuna bağlı olarak, Brezilya ya bölgemizi entegre egemenliğe doğru yönlendirecek ya da onu bağımlılığa batıracak.

 Başka bir deyişle, Kazakistan ve Brezilya jeopolitik satranç tahtasındaki oyunun kurallarını değiştiren parçalardır.

 Brezilya'nın 2022 seçim yarışı sırasında bunun dikkate alınması gerekiyor. Dış politika tartışması, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde merkezi bir konu olmak zorunda. Brezilya halkı, kimin ulusal çıkarları diğer şeylerin üstünde tuttuğu konusunda net bir fikre sahip olmalıdır. Ve herkesin bilmesi gerekir ki geçmişte ulusa ihanet edenler yine aynısını yapacaktır.

Kaynak: Medya Şafak

12 Oca 2022 - 14:13 - Türkiye



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.