Münir Özkul’un bilinmeyen röportajı

Münir Özkul, 1986 yılının Haziran ayında Zafer Dergisi’nde yayınlanan röportajında kendi deyimiyle inkar ve karanlıktan nasıl çıktığını ve Allah inancına nasıl eriştiğini anlatıyor.

Büyütmek için resme tıklayın

Münir Özkul, 1986 yılının Haziran ayında Zafer Dergisi’nde yayınlanan röportajında kendi deyimiyle inkar ve karanlıktan nasıl çıktığını ve Allah inancına nasıl eriştiğini anlatıyor.

Vehbi Vakkasoğlu’nun sorularına tüm samimiyetiyle yanıtlayan Özkul, 30 yıl önce kendisi için “huzursuzluğu” şöyle tanımlıyor: “Huzursuzluk, tek kelimeyle inançsızlıkta. Çünkü inanacak hiçbir şeyim yoktu. Ben o zamanlar bugün inandığım şeyleri inkar etmek istiyordum. Çünkü, yine o zamanlar bize şöyle telkinler yapılıyordu: “ Müsbet kafalı olun. Görmediğiniz şeylere inanmayın. Herkesin kafası ve bilinci var. Bunun için de anlamadığınız şeye inanmayın.” Sonra ilkokul sıralarında da bu telkinleri destekleyen icraatlar yapıldı. Tam hatırlamıyorum, camiler mi kapatıldı, namaz mı yasaklandı, bir şeyler oldu yani…”

Vakkasoğlu’nun “Arayış” başlığını koyduğu Münir Özkul söyleşisini okuyucusuna şu cümlelerle takdim ediyor: “Hangi durumda olursa olsun, gerçeği arayan insan eninde sonunda düzlüğe çıkıyor. Kurtulmaz sanılan nice kimseler, bu arzuya samimi olarak taşıdıkları için aydınlığa kavuşuyor. Tiyatro sanatçısı Münir Özkul da bu bahtiyarlardan biri. İbret ve heyecanla takip edeceğinizi inandığımız bu sohbetini sunuyoruz. Ünlü sinema ve tiyatro oyuncusu Münir Özkul, bütün samimiyeti ve candanlığı ile karşımızda… Geçirdiği değişimin de güçlendirdiği hisli bir sesleniş ta yüreğinden, yüreğinin tam içinden konuşuyor. Bu, binbir çileyle ve ıstırapla yaralı bir yürek… yarım asra yaklaşan bunalımlardan silkinme hamlesi yapan ve bu hamle gücünü de imandan, yani doğrudan doğruya Allah’tan alan bir sanatçı yüreği… Evet, karşımızda konuşan insan baştan aşağıya, tepeden tırnağa kalp kesilmiş…. Sorularımıza cevap olan sözler kelimeler mi, yoksa bir duygu coşkunluğu içindeki kalbin ürperişleri, titreyişleri ve seğirişleri mi?”

İŞTE 1986 YILINDAKİ O RÖPORTAJDAN BAZI PASAJLAR:

Vehbi Vakkasoğlu: Münir Bey, içinde bulunduğunuz, inanç, fikir ve anlayış değişmesi bizi çok sevindirdi. İnşaallah hayatınız da yansıyacak olan bu iç değişmesi devam edecek ve tamamlanacaktır.

Münir Özkul: İnşallah Efendim, çok teşekkür ederim…

Vehbi Vakkasoğlu: Ben sizdeki bu değişmeyi sormak istiyorum. Niçin değişmek istediniz? Bunu gerektiren huzursuzluklarınız, bunalımlarınız dertleriniz nelerdi?

Münir Özkul: Huzursuzluk, tek kelimeyle inançsızlıkta. Çünkü inanacak hiçbir şeyim yoktu. Ben o zamanlar bugün inandığım şeyleri inkar etmek istiyordum. Çünkü, yine o zamanlar bize şöyle telkinler yapılıyordu: “Müsbet kafalı olun. Görmediğiniz şeylere inanmayın. Herkesin kafası ve bilinci var. Bunun için de anlamadığınız şeye inanmayın.” Sonra ilkokul sıralarında da bu telkinleri destekleyen icraatlar yapıldı. Tam hatırlamıyorum, camiler mi kapatıldı, namaz mı yasaklandı, bir şeyler oldu yani… Ya da o zamanki biz gençlere mi öyle geldi bilemiyorum. Bütün bunların sonunda bizim kafamıza sokulan temel fikir şöyle oldu: Dindarlık ve inanç sahibi olmak gericiliktir. İnançsızlık ise ilericiliktir. Bu da ne demektir pek derinlemesine anlamamıştık ama içimizde beliren sonuç yorum oldu. Bunun tesiriyle hepimiz yavaş yavaş o yönde ve anlayışta yetiştik. Ve beni KÜÇÜK SAHNE’de tiyatro oyuncusu iken, bilinçli olarak “hiçbir şeye inanmıyorum” dedim. (1961) Ve böyle demeyi de, babamı geçmek zannettim. Somut olarak bunu buldum.

Ulaştığım hiçbir şey doyum vermiyordu

Ben o dönemlerden sonrasını bir karanlık olarak nitelendiriyorum. İçkiler, bunalımlar ve hayatım kapkaranlık… Hiçbir ışık ve ümit yok… Ne şöhret, ne para ne diğer zevkler hiçbiri beni ilgilendirmiyordu. Ulaştığım hiçbir şey, huzur ve doyum vermiyordu. Psikolojik ve şahsi etkenlerin de rolü olmakla beraber, hep devam eden bir kapkaranlık bunalım devresi… Ve müthiş bir boşluk…

SECDEYİ ÇOK SEVİYORUM

 “Secde sırasında, başımı eğince galiba kan da başa geliyor, ve insanda bir küçülme, bir teslimiyet, bir mahviyet doğuyor… Bu bakımdan ben de secdeyi çok seviyorum.”

05 Oca 2022 - 18:30 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.