Yeniden Refah Partisi’nden Boğaziçi çıkışı

Yeniden Refah Partisi, Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşanan rektör protestolarına dair açıklama yaptı.

Fatih Erbakan liderliğindeki Yeniden Refah Partisi, ‘Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eylemleri başka amaçlar için kullanmak isteyenleri, bu protestoları farklı noktalara taşımak isteyenleri tasvip etmiyoruz. Her türlü talep ve muhalefetin anayasal sınırlarda yapılmasının, ülkemizin hayrına olacağı kanaatindeyiz. Aynı zamanda iktidarın klasik yöntemiyle her türlü eleştiriyi terör ve vatan hainliği kategorisine sokmasına da karşıyız’ açıklamasını yaptı.

Partinin Genel Başkan Yardımcısı Bayram Sakartepe tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Boğaziçi Üniversitesi, rektör atamasına karşı yapılan gösteriler ile gündemimize oturdu. Eylemciler rektörün istifasını istediklerini ifade etmektedirler.

Bu eylemlere katılan bazı grupların Kabe’mize karşı yaptıkları saygısızlığı ise şiddetle kınıyoruz. Bu ülkede yaşayan herkesi milletimizin ortak değerlerine saygılı olmaya davet ediyoruz. Gösterilerde LGBT görsellerinin kullanılması ise ayrıca vicdanları kanatmıştır.

Ülkemiz, yakın tarihimizde, müttefikimiz dediğimiz, batılı dostlarımızın sayısız psikolojik harp teknikleri ile saldırılarına maruz kalmıştır. Ülkemizi 28 Şubat Darbesine götüren ve gerekçe yapılan olaylar, Gezi Parkı olayları ve 15 Temmuz Darbe girişimi öncesi denemeler, bunlara bazı örneklerdir.

Bölgemizde, önce renkli devrimlerle tanıştık, bunları isimlerine Bahar dedikleri, ardından soğuk ve karanlık kış günlerini getiren devrimler izledi. Ülkemizin jeostratejik konumu maalesef, bu saldırılara maruz kalmamıza sebep olmaktadır. Batılı, sözde dostlarımızın, birbiri ardına eylemleri destekleyen açıklamalarda bulunmaları da söylediğimiz hususu doğrulamaktadır.

Millî Görüşçüler olarak, yıllardır, milletin egemenliğinin, ülke yönetimine hâkim olmasını arzu ettik ve bunu savunduk. Halkın oylarıyla seçilen hükümetlerin de ancak halkın oylarıyla değişebileceğini söyledik. Dolayısıyla, hükümete muhalefet etmek başka bir şey, Hükümetin değişme yöntemini zedelemek başka bir şeydir. Mevcut iktidarın eleştirdiğimiz pek çok icraatı bulunmaktadır. Bu yanlışlıkları da her platformda, yapılması gereken doğrularıyla birlikte ifade ettik. Fakat, emperyal güçleri arkasına alarak, sokak hareketleri ile iktidar değişimini de tasvip etmemiz asla mümkün değildir. Bu eylemlere destek veren siyasi partilere de milletimizin sorunlarına çözüm üretmelerini, Yeniden Refah Partimiz gibi çözüm odaklı çalışmalarını tavsiye ediyoruz. İktidara gelmek, ancak ve ancak halkın desteği ve oyları ile olur. Bunun dışındaki yöntemlerin hepsi, çıkmaz sokaktır. Yakın tarihimiz bu örneklerle doludur.

Köklü devlet geleneğine sahip aziz milletimiz, geçmişte olduğu gibi, bugün de dış güçlerin ve onların uzantılarının kirli emellerine izin vermeyecektir. Bundan dolayı, seçimle gelen iktidarlar ancak seçimle gitmelidir. Aksi davranışlar, sadece hükümete değil, milletin egemenlik hakkına ve iradesine de saldırıdır.

İktidara ise, daha önce yapmış olduğumuz, ikazlarımızı tekrar hatırlatmak istiyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nin işaret fişeklerini, daha yeni görmekteyiz. Ülkemizin başına nasıl bir belayı musallat ettiğinizi üzülerek ifade etmek istiyoruz. Önümüzdeki günlerde acı olaylarla bu hususu korkarım ki, tecrübe edeceğiz. Suyun akışı aşağı yöndedir; yukarı yöne akmaz. Vakit geç olmadan, nesillerimizi ve geleceğimizi zayii etmeden, gelin bu yanlıştan dönün. Hükümet olarak, ülkemiz adına, bu sözleşmeden imzanızı derhal çekin. Aksi halde, sapkınlığı meşrulaştıran bu sözleşme, yürürlükte olduğu sürece, sıfır çarpan etkisiyle, tüm artılarınızı götürmektedir.

Buna ilaveten iktidara muhalif, iktidarın icraatını eleştiren herkesi vatan haini ve terörist sınıfına sokmak kolaycılıktır, siyasi bir manevradır ve toplumu kutuplaştırıp gerilimi artırmaktadır. İktidarın uzun zamandır kullandığı bu yöntem artık inandırıcılığını yitirmiştir ve halkımızda karşılık bulmamaktadır.

Ayrıca ülkemizde 2016 yılında yayımlanan bir KHK ile yürürlüğe giren ve rektörlerin üniversite öğretim görevlilerinin seçimi olmadan, YÖK tarafından önerilen 3 aday arasından doğrudan Cumhurbaşkanı’nın belirlemesiyle atanması yöntemi de problemli, anti-demokratik ve üniversitelerin özerkliğine gölge düşüren bir yöntemdir.

Sonuç olarak, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eylemleri başka amaçlar için kullanmak isteyenleri, bu protestoları farklı noktalara taşımak isteyenleri tasvip etmiyoruz. Her türlü talep ve muhalefetin anayasal sınırlarda yapılmasının, ülkemizin hayrına olacağı kanaatindeyiz. Aynı zamanda iktidarın klasik yöntemiyle her türlü eleştiriyi terör ve vatan hainliği kategorisine sokmasına da karşıyız. Üniversitelerin ilim ve araştırma merkezleri olmasını, siyasi müdahalelerden uzak tutulmasını ve rektörlerin öğretim görevlilerinin seçimi ile belirlenmesini savunuyoruz. Yeniden Refah Partisi olarak “Milletimizin Sesi“ olmaya devam edeceğiz.

09 Şub 2021 - 12:40 - Türkiye



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.