Nasrallah'tan Hizbullah'la İlgili İddialara Yanıt!

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, Lübnan ve bölgedeki gelişmelerle ilgili dün halka seslendi.

İslâmi Analiz/Haber Merkezi

El-Menar kanalında yayımlanan bant kaydında Nasrallah, patlamanın yaşandığı günden beri Hizbullah’ın devletle iletişime geçtiğini, ancak devletin sorumluluğu üstlenmek için “zamana ihtiyaçları olduğunu” söylediğini dile getirdi ve “Bu bizim başarısızlığımızın sonucu değildir. Böyle büyük bir mesele tahammül sınırlarımızı zorluyor” dedi.

Ayrıca Nasrallah iki patlamadan beri Hizbullah’ın sorumluluğu üstlendiğine dikkat çekti ve özel güvenlik oluşturmanın bir sonuç getirmediğini; bunun en başından beri karşısında yer aldıklarını, ancak patlamalardan sonra buna mecbur kaldıklarını belirtti.

Devamında “bazıları Hizbullah’ı özel güvenlik isteyerek küçük devletçiğini kurmakla suçluyorlar. Ancak bugünkü durum bu söylenenleri yalanlıyor. Eğer söylenildiği gibi olsaydı bu devletçik, bugünkü yaşananlara karşılık bile vermezdi” dedi.

Güney Beyrut’un halkına da seslenen Nasrallah, güvenlik görevlileriyle yardımlaşmaya çağırdı.

Devletin patlamaların getirdiği sorumluluğu üstlenmesi gerektiğini ifade eden Nasrallah, devlet görevlilerinin her fırsatta Hizbullah’a bu sorunu çözeceklerine dair konuştuklarından söz etti. Yine Hizbullah’ın Güney Beyrut’taki çalışmalarını eleştirenlere de seslendi ve “Bu kişilerin Güney Beyrut, Trablus ya da diğer bölgelerdeki ölümler karşısında hoşnut olduklarını hissediyorum. Maalesef düşmanlıkları bu seviyeye ulaşmış durumda…” dedi.

Araştırmaların açık bir sonuca doğru ilerlediğini ifade eden Hasan Nasrallah, “Ruveys’teki patlamaların arkasında kimin olduğu, bunların nerede oturduğu, neyle meşgul oldukları tespit edildi. Bu kişiler Suriye topraklarından gelen, Suriye muhalefetine çalışan tekfirci gruplardır. Nitekim aynı sonuca resmi kaynaklar da ulaştı” dedi.

Kimyasal silahların Hizbullah’a teslim edildiği iddiası

Suriye rejiminin Hizbullah’a kimyasal silahlarını teslim ettiği yönündeki iddialar karşısında da “Bu iddialar çok gülünç… Sanki kimyasal silah değil de un, buğday gibi bir şeyin aktarılmasından söz ediyorlar. Maalesef bu mesele, basın piyasasına sürüldü ve herkes Hizbullah’ın eline kimyasal silah geçtiği endişesine kapıldı. Ancak Hizbullah Suriye’den asla böyle bir talepte bulunmadı ve bulunmayacak da. Nitekim ortada İslami emirler var. Ayrıca Hizbullah’ın da böyle bir silahı hiçbir savaşında kullandığı görülmüş de değil…” dedi.

Yine Hizbullah düşmanı bazı siyasileri de bu meseleyi üstlenmeye hazır olmaya çağırdı. Ellerinde onlar için tehlike oluşturabilecek iddialar olduğunu belirtti.

Zahle’ye telefon hattı

Nasrallah, basında Hizbullah’ın Zahle’ye telefon hattı çektiği yönündeki söylentiler karşısında böyle bir şeyi planlamadıklarını ve gelecekte de böyle bir planlarının olmadığını ifade etti. “Beka ve Baalbek düşmanla çatıştığımız savaş bölgelerinden biridir. Bundan seneler önce Zahle’nin içine değil Zahle şehrinin sınırlarına telefon kablosu çekilmişti. Kimsenin de bu kabloların yapımıyla herhangi bir ilgisi olmadı” diyerek söz konusu iddiayı yalanladı.

İran Devrim Muhafızları, 1982’den bu yana Suriye’deler

Yine Nasrallah 1982 senesinden beri Devrim Muhafızları’nın Suriye’de bulunduğuna dikkat çekti ve “Bugün orada bulunanların sayısı yüzü aşmaz” dedi.

Lübnan içi diyalog

Lübnan’da gerçekleşmesi söz konusu olan diyalogla ilgili olarak da “Hizbullah, Cumhurbaşkanı tarafından davet aldığı diyalog masasına katılacak. Bu görüşmede Suriye’ye müdahaleyi tartışmak istiyoruz. Nitekim bu müdahalenin Suriye’nin yanındaki ülkeler, özellikle de Lübnan için ciddi tehdit anlamına geldiğini düşünüyoruz. Bu müdahalenin gerçekleşmesi mi, yoksa gençlerimizin gidip Suriye’de savaşması mı tehlikelidir sorusunu orada yöneltmek istiyoruz” dedi.

Bu diyalogu engelleme çabasında olanları bertaraf etme noktasında da hazır olduklarını belirtti.

Yine yeni hükümetin kurulmasıyla alakalı olarak, ülkenin maslahatı için 14 Mart grubunun çıkarılması gerektiğine ve herkesi temsil edebilecek, ulusal birliği sağlayabilen bir hükümetin kurulması gerektiğine vurgu yaptı.

Körfez ülkelerine Suriye uyarısı

Nasrallah; Körfez ülkelerinin, özellikle de Suudi Arabistan’ın Hizbullah’ı ısrarla Suriye’yi işgal etmekle suçlamasına karşılık Suriye’de yaşananların basit bir kavga olmadığını, bilakis Suriye’yi işgal edenler karşısında bir direniş oluşturduklarını ifade etti. Ayrıca Arap ülkelerini de işgalcilere destek verenler olarak tanımladı. Yine Hizbullah’ı bunu bahane ederek hedef alan ve intikam planları yapanlara dönerek, 14 Mart Hareketi’nin hükümette Hizbullah ile koalisyon oluşturmayı reddetmesini Suudi Arabistan’ın işi olarak niteledi ve “Hizbullah’ı cezalandırma adı altında Lübnan halkını cezalandırdılar” dedi.

“Ayrıca Hizbullah’ı Suriye’yi işgal etmekle suçlayanlar dış güçleri Suriye’yi işgal etmeye davet edenlerin bizzat kendileri değil miydi? Suriye Ulusal Koalisyonu neden Suriye’yi ele geçirme derdine düşmüş olan bu kişileri suçlamıyor acaba? Bu işgal değil midir?”

“Suriye’de tavrınızı değiştirin” daveti

Ayrıca Seyyid Nasrallah Suriye’de, bölgede ve dünyada yaşananlar ve bölgenin yaşadığı son tecrübeler ışığında Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve Türkiye’ye tavırlarını değiştirmeleri noktasında samimi bir davet yöneltti. “Askeri müdahaleye sığınmak bir çözüm getirmez. Tüm kin ve nefretinizi bir kenara koyup bölge halklarının, Suriye halkının ve diğer tüm halkların kurtuluşunu düşünün. Fitnenin önünü kesmenin yollarını arayın” diyerek de ekledi.

Bahreyn meselesi

Ayrıca Nasrallah Müslüman âlimleri, tüm hükümet ve devletleri Bahreyn’de yaşananlarla ilgili olarak tavır almaya çağırdı. “Orada yaşananlar gerçekten korkunç… Âlimler vatandaşlıktan çıkarılıyorlar. Camiler yıkılıyor. Birçok âlim de hapiste… Bahreyn halkının bunca zulüm karşısındaki tahammül seviyesine şaşırıyoruz. Bu yüzden bu şerefli halk kazanacak, hükümetin başındaki zelil insanlar da ancak hayal kırıklığı yaşayacaklar.”

“Birçok devlet Bahreyn’de hiç kimsenin askeri bir yola başvurmadığını, sürekli olarak barışçıl bir tavır içerisinde haklarını talep ettiklerini görmesine rağmen hükümetin halkına yaptıkları karşısında suskun kalıyor.”           

Yine Seyyid Hasan Nasrallah, Bahreyn Hükümeti’nin Hizbullah’ı terörist oluşum olarak tanımlama ve Hizbullah’la oluşacak her türlü iletişimi engelleme noktasındaki ısrarına dikkat çekti. Bunun sebebinin ise Bahreyn halkının direnişine dünyada çok az grubun destek vermesi, özellikle Hizbullah’ın siyasi ve basın anlamında ses getirmesi olduğunu söyledi.

“Bahreyn hükümeti Hizbullah’la alakası olmayan Lübnanlıları ülkesinden kovdu. Uçak seferlerini durdurdu. Bu da Bahreyn hükümetinin ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Bahreyn hükümetine sesleniyorum, biz siyasi ve dini olarak Bahreyn halkının yanındayız. Bahreyn halkını kimin destekleyip desteklemeyeceğine de kimse karışamaz. Bu onların kabul etmesine bağlıdır. Ancak siz o kadar zelil düştünüz ki halkınıza karşı dış müdahaleyi çağırıyorsunuz” diyerek sözlerini tamamladı.

24 Eyl 2013 - 00:00 - Dünya



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.