Hüseyin Akın: STK'lar devlet ricaline ulaşma ve boy gösterme alanlarına dönüştü

Milli Gazete yazarı Hüseyin Akın, bugün kaleme aldığı "Bilselerdi Mekânın İmkânlaşması" başlıklı yazısının bir kısmında Sivil Toplum Kuruluşları'nı ele aldı.

İslami Analiz/Haber Merkezi

Milli Gazete yazarı Hüseyin Akın, bugün kaleme aldığı "Bilselerdi Mekânın İmkânlaşması" başlıklı yazısının bir kısmında Sivil Toplum Kuruluşları'nı ele aldı.

Akın, birçok şeyde olduğu gibi STK'larda da ''niyet bozulması'' yaşandığını belirtirken, STK'ların iyilik ve fedakarlık seferberliği olmaktan çıkıp, devlet ricaline ulaşabilmek için basamağa, kişilerin çeşitli çevrelere kendini göstermesi için fırsata dönüştüğünü vurguladı ve mevcut durumun, gidişatın böyle devam etmemesi için STK'lara üç uyarıda bulundu.

Hüseyin Akın'ın bahsi geçen yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

Sivil Toplum Kuruluşlarının ne denli sosyal dağınıklığı düzenlemede etkin olabileceği tartışmaya mahal bırakmayacak bir gerçek. Bir tür iyilik ve fedakârlık seferberliğidir çünkü bu kuruluşların varlık nedeni. Her şey gibi burada da niyetlerdeki bozulmalar işin seyrini değiştiriyor. Amelleri boşa çıkaracak türden kendini ispat, çevreye nüfuz, devlet ricaline ulaşabilmede basamak, başka kapıların açılabilmesi için yüksek çözünürlüklü fotoğraflar verme, fırsattan istifadeler, konumunu kullanarak bir yerlere gelme arzusu ne yazık ki dernek ve vakıf gibi kuruluşları asli varoluş gayesinden uzaklaştırmaktadır. Tabi burada kaideyi bozmayan istisnaları bir kenarda tutuyor ve onlara teşekkür ve takdirlerimizi sunuyoruz.

Bir dernek ya da vakfın zihniyet dönüşümüne direnmek için verilen mücadeleyi anlayabilirim, fakat aynı dünya görüşündeki insanların kavga gürültü ve tezviratla kıran kırana seçime gitmelerini, olmadık katakullilere başvurmalarını anlayabilmem mümkün değil.

STK’lar elini taşın altına koyma, fedakârlık yapma yerleri olmaktan çıkıp devlet imkânlarını en rahat biçimde kullanma ve protokollerde yer kapma mekânları haline geleliden beri bu kuruluşların gürültüsü hiç eksik olmadı. ‘Mekânın imkânlaşması’ diyebileceğimiz bir durumla karşı karşıyayız. Siyasettekiler için bu kavgayı çok görmeyiz, mal, mülk, miras ve arazi davalarında da böyle şeyler olabilir. Ama ‘dava’ uğruna bu işlerin içerisinde yer alıyorsa bir insan benlik davasına dönüştürmeden insanların ve bütün canlıların hizmetinde olmalıdır.

Toparlayacak olursak, Sivil Toplum Kuruluşlarının üç meseleye dikkat etmeleri gerekmektedir:

Bir; İhtiras derecesinde istekli kişilere STK görevleri vermemeye gayret göstermeli.

İki; Very İmportan Person (Çok Önemli Kişi) olma peşinde koşanlara değil hadim (hizmetçi) olabilecek gönüllere bu emanetler tevdi edilmelidir.

Üç; Devlet ve hükümetlerin STK’larla aralarına mesafe koymaları, Sivil Toplum Kuruluşlarının ‘sivil’ ifadesine işlerlik kazandırmalarına fırsat tanımaları hayırlı olacaktır.

01 Şub 2018 - 01:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.