Nasrallah’tan Suriye, Filistin ve Lübnan Hakkında Önemli Açıklamalar!

Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah Filistin halkının ve mültecilerinin tehlike altında olduğunu; İsrail ve Amerika’nın Filistin’i “öncelikler” listesinden çıkarmak için çaba sarf ettiğini dile getirdi.

İslamî Analiz/Haber Merkezi

Seyyid Hasan Nasrallah; Şehid Ragıp Harb, Şehid Abbas Musavi ve Şehid Hac Rıdvan İmad Muğniye’nin anıldığı programda yaptığı konuşmada Filistin davasının tasfiye edilmesi tehlikesine karşı uyardı. Ayrıca İsrail’in yalnızca Filistin için değil, Lübnan ve tüm Arap dünyası için tehdit unsuru olduğuna da dikkat çekti. Bölgede baş gösteren tekfirci terörün İsrail’le eşit derecelerde tehdit unsuru olduğunun da altını çizdi.

İsraillilere seslenen Nasrallah, “Direniş tecrübe ve güç bakımından daha da artıyor. Bugün düşmana karşı koymak için her türlü imkâna sahip…” dedi ve Lübnan’la ilişkili olan herkesi Lübnan’ı çevreleyen tehlike karşısında uyardı; herkesin bu tehlikenin hedefinde olduğuna dikkat çekti. “Hizbullah’ın Suriye’deki çatışmalara katılmasının sebebi Lübnan halkının maruz kaldığı tehlikeleri bertaraf etmektir” dedi.

Ayrıca Nasrallah, Suriye’de IŞİD, Nusra Cephesi ve diğer gruplar arasında olup bitenleri yakından takip etmeye çağırdı.

“Suriye’den Militanları Çekin; Biz de Suriye Sahasından Çekilelim!”

Filistinlilere ve Lübnanlılara seslenen Nasrallah, şunları söyledi: “Bugün hedeflerine ulaşma yolunda Filistin’i kullananlar var. Eğer İsrail’in fırsatlarını yok etmek, bölgede fitnenin körüklenmesine engel olmak istiyorsanız, Suriye’deki savaşı durdurun ve savaşçıları tasfiye edin. O zaman biz de asla Suriye’de kalmayız. Lübnan, Filistin, Suriye ve ümmet için Suriye’deki savaşın durması gerekiyor.”

Lübnan’ın içişleri ile ilgili alakalı olarak ise Nasrallah, Lübnanların ortak hareket etmesinin önemine vurgu yaptı: “Biz müzakereci bir hükümet istiyoruz. Biz hükümete düşmanca niyetlerle yönelmiyoruz. Bilakis diyalogun, müzakerenin olduğu, sokaktaki sorunların azaltıldığı bir hükümet istiyoruz.”

“Filistin Davası Önceliğimiz Olmaktan Çıkarılıyor”

Nasrallah konuşmasını, “İsrail; Bölgedeki mevcut çatışmalar ve tehlikeleri; Lübnan’da yeni hükümet” olmak üzere üç kısma ayırdı. Konuşmasının başında Arap devletlerini İsrail’e karşı koyma yolunda gayret sarf etmemeleri yönünde eleştirdi. İsrail’in İslam ve Arap devletleri için özellikle de Amerika’nın yardımıyla ciddi bir tehlike unsuru olduğuna dikkat çekti.

“Filistin halkı ve mültecileri ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya… Filistin davası Amerika’nın ve İsrail’in talebi sonucu önceliklerimizden çıkarılmaya çalışılıyor. Hatta Filistin’e bir takım noktalarda kendi kendilerine tercihte bulunma sorumluluğu yüklenerek vicdanlardan ve akıllardan da uzaklaştırma çalışmaları yürütülüyor.”

“Arapların ve İslam âleminin yokluğunda, her devletin kendi işleriyle meşgul olduğu böylesi bir dönemde Filistin’i bitirmek istiyorlar. Nitekim bugün Amerika ve İsrail’e kimsenin baskı yapmıyor olmasını da fırsat biliyorlar. Hatta kendi devletlerinin menfaati için bugün Filistin’e bizzat baskı yapan devletler var.”

“Suriye’ye Yabancı Savaşçıları Gönderenler, Bugün Kendi Ülkeleri İçin Tedirgin”

İntihar eylemleriyle alakalı olarak Lübnanlılarla aralarında dönen tartışmaya dikkat çeken Seyyid Hasan Nasrallah “Bazıları Suriye’deki savaşa katılımı dolayısıyla Hizbullah’ı suçladı ve tüm yaşananların sorumluluğunu Hizbullah’a yükledi. Ancak tekfirci zihniyet Suriye’deki olaylar yaşanmadan önce de orduyu hedef almıştı zaten. Suriye’den sonra Lübnan’a geçiş yapmanın planları da yapılıyordu. Onları Lübnan’a karışmaya iten sebep yalnızca zihniyetleridir” dedi.

Diğer yanda Nasrallah Suriye’deki yabancı savaşçıları finanse eden, cesaretlendiren ve Suriye’ye gönderenlerin, bugün bu kişilerin zafere ulaşıp ülkelerine geri dönmeleri durumunda başlarına geleceklerden endişe duyduklarına değindi. “Fransa ve Arap ülkelerinin istihbarat güçleri bugün bu alanda çalışıyorlar. Tunus gibi birkaç ülke bugün Suriye’ye savaşa katılmak üzere gidenleri engellemek üzere uyarıcı kanunlar çıkardılar” diye ekledi.

“Hizbullah, İsrail İçin Önemli Bir Tehdit”

İsrail’in Lübnan toprakları, petrolü ve suyu için ne büyük bir tehdit unsuru olduğuna dikkat çeken Nasrallah İsrail’in Lübnan için bir tehdit değil kurtarıcı olduğu yönündeki yanlış algıya değindi ve “FKÖ zamanında Lübnan’dan çekildi. Hemen arkasından İsrail Sabra-Şatilla Katliamını gerçekleştirdi. Lübnan’ı işgal etti. Öldürmeye ve tutuklamaya devam etti. O gün de tespit edildiği üzere işgal etmek üzere Güney Lübnan’a yönelmişti ki direniş ayağa kalktı ve İsrail denen tümörü engelledi. Bu anlamda bakıldığından tüm Lübnanlıları İsrail’le yaşadığımız tecrübeler noktasında uyanık olmaya çağırıyoruz. İsrail hala bir tehdit… Temkinli olmak gerekiyor. Ancak bugün Hizbullah onun bölgedeki menfaatleri için ayrı bir tehdit unsuru…” dedi.

“Bu düşman bizi korkutamaz. Bizim irademize asla dokunamaz. Direnişin Lübnan’da ve Suriye’deki olaylara rağmen hala ne kadar güçlü olduğunu biliyor. Direnişin Suriye’deki şehitleri direniş için bir onurdur ve direnişi gücüne güç katar. Bugün İsrail’in üzerinde düşen yalnızca endişe duymaktır” diyerek ekledi.

Lübnan ordusunun Lübnan’ın savunmasında tek güç olduğuna değinen Nasrallah orduyu desteklemeye çağırdı.

Lübnan’ın hala kendi geleceğiyle baş başa bırakıldığına dikkat çeken Nasrallah Lübnan’ı korumak için devletin bir ordu oluşturmasını ümit ettiklerini dile getirdi. 82’den 2006’ya kadarki süreçle alakalı olarak bazılarının İsrail’in Lübnan’a saldırmasından direnişi sorumlu tutmalarına işaret etti ve “Bu kimseler şehit olanlara ‘şehit’ bile diyemeyen kimseler… Eğer onların dediğini yapmış olsaydık bugün İsrail kuzeye ulaşır, hükümeti kendisi kurar, sularımızı ve petrolümüzü gasp ederdi” dedi.

“Direniş ve Lübnan halkı buna izin vermediler. Bu uğurda şehit verme yolunu tercih etiler ve özgürlüklerini elde ettiler” diye ekledi.

Tekfirci Terör

Tekfirci teröre değinen Seyyid Hasan Nasrallah, kan akıtmayı ve her türlü işkenceyi mübah görme anlayışını reddetti ve “Bugün bu terör neredeyse tüm bölge devletlerinde yayıldı. Sadece Hıristiyanları değil Sünni mezhebin dışında kalan tüm mezhepleri hedefine oturttu” dedi.

IŞİD Nusra Cephesi’ni yönetmiyor muydu? Aynı fikre, aynı hedefe ve aynı zihniyete sahip değiller miydi? Ancak sıra ganimetlerin bölüşmesine ya da herhangi bir başka meseleye gelince ayrılığa düştüler. Bugün Suriye’de IŞİD ve Nusra Cephesi arasında yaşananları iyi okumak ve tecrübe edinmek gerekiyor.”

Diğer yanda muhalif Suriye İnsan Hakları Örgütü Mirsad’ın muhaliflerin kendi aralarındaki çatışmada 2000 civarında kişinin öldürüldüğü, köylerin yakıldığı, intihar eylemlerinin gerçekleştirildiği, tutuklarının öldürüldüğü, toplu katliam suçunun işlendiğini açıklayan raporuna değinen Nasrallah “Birbirinden ayrı hareket eden bu grupları herkesin iyi gözlemlemesi gerekiyor” dedi.

Afganistan ve Cezayir’de Aynı Tuzağa Düşüldü

Afganistan’daki cihadî grupların kendi aralarında çatışma halinde olduklarına değinen Nasrallah; “Bu gruplar SSBC’yi ardından da Amerika’yı yenilgiye uğratmışlarken, onların Afganistan’dan çıktıkları günden beri silahlı gruplar kendi aralarında savaşarak oyalanıyorlar. Benzerine Cezayir’de silahlı gruplar ve ordu arasında da tanık oluyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

17 Şub 2014 - 00:00 - Ortadoğu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.