Kurdaş'tan hükûmete McKinsey soruları: Düşman ABD'nin şirketi Türkiye ekonomisini niye düzeltsin ki?

Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, Türkiye'nin ekonomi yönetimi için McKinsey Danışmanlık Şirketi ile anlaşmasını değerlendirdiği bir yazı kaleme aldı.

İslâmî Analiz/Haber Merkezi

Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, Türkiye'nin ekonomi yönetimi için McKinsey Danışmanlık Şirketi ile anlaşmasını değerlendirdiği bir yazı kaleme aldı.

Kurdaş'ın "Yerinde Duramayan McKinsey Soruları" başlıklı yazısı şu şekilde:

Çoğumuz ismini yeni duydu…

Neymiş, kimmiş dedikçe; yazılıp çizildikçe, açılan her yeni sayfasında “nasıl olur böyle bir şey” şaşkınlığını yaşıyor Türkiye.

Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından düzenlenen 9. Türkiye Yatırım Konferansı’nda ilk kez tanıştırıldık kendileriyle…

“Yeni program bünyesinde kurulan Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için uluslararası yönetim şirketi McKinsey ile çalışmaya karar verdik. 16 bakanlıktan temsilcilerin bulunduğu bu ofis, tüm hedeflerimizi ve sonuçlarımızı her çeyrekte kontrol edecek.”

İşte bu cümlelerle takdim edildi bize McKinsey. Anlaşılan kimse memnun kalmamıştı bu tanışmadan... Öyle ki, “güzellemelerle” görevli gazeteler, televizyonlar, internet portallarını hiç mi hiç heyecanlandırmamıştı McKinsey bombası. Oysa Amerika’da böylesine bir toplantıda bir bakan “McKinsey” diyecek, övgüler havada uçuşmayacak... Televizyon yorumcuları şak-şak şakımayacak anında… “Son dakikalar” bütün ekranları kırmızıya boyamayacak öyle mi! Malum koro, “coşuyoruz, uçuyoruz, kaçıyoruz, kurtuluyoruz” diye tepinmeyecek öyle mi!? Evet, duymazdan gelmek en iyisiydi…

DAHA DÜN “AMERİKA’NIN PİS OYUNLARI”YDI HER ŞEY…

Daha dün “Amerika’nın oyunları bunlar” diye avazı çıktığı kadar bağıranlar için “Yaşasın McKinsey” nakaratına bağlanmak çok da kolay bir şey değildi belki de. Bu profesyonellikte şakşakçılar için bile en azından “kıvırma payı” ölçeğinde zamana ihtiyaç vardı.

Herkes duymazdan gelemezdi… Çoğunluk sustu ama, herkes susmadı tabii. McKinsey ile yapılan anlaşma Türkiye’de infiale neden olabilecek sürece doğru ilerlerken işaret fişeği bakanlık tarafından atıldı. Bakanlığın “tepkileri dindirecek” bir açıklama yapması ve saldırıya geçmesi artık elzemdi… Zira her şartta “gözü kapalı” AK Parti’yi destekleyenler bile McKinsey olayına bozulmuştu. Artık kendilerine oy verenler de “Ne oluyor?” diye sormaya, “Bunlar ne yapıyor?” diye düşünmeye başlamıştı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı adına “saldırı tonlu” açıklama sanırım dört gün önce yapılmıştı. Açıklama adeta “hücum” emrini veriyordu. Bakan Berat Albayrak’ın McKinsey anlaşmasını övemeyen, haber bile yapamayan gazeteler, televizyonlar ve internet portalları harekete geçmekte gecikmedi. “McKinsey’in icra fonksiyonu olmayacak” başlıklarıyla millete derin bir nefes aldırılmaya çalışıldı. Her yerde aynı başlık: “McKinsey’in icra fonksiyonu olmayacak! Oldu olacak; bi de gelsin bakanlık koltuğuna otursun Bay Kinsey’in oğulları.

MESELE İCRA DEĞİL, İCRA EDİLECEK POLİTİKALAR MESELESİ

Tabii ki, McKinsey’in irca fonksiyonu olamazdı. IMF’nin icra fonksiyonu var mıydı!?.. Mesele, onların “istemesi”, “gerekli görmesi” ve “söylemesi”, devletimizin yüce büyüklerinin de “icra” etmesi zaten! Hiçbir devlet büyüğü bakımından endişeye kapılacak mahal yok aslında: koltuklar yerinde, icra sizde. Yoksa McKinsey’e onca para niye dökülsün ki! Danışılacak; ama dedikleri yapılmayacak mı!?. IMF pratiğinde işleyecek her şey. Onlar söyleyecek, icra yapacak.

Yabancı yatırımı bunlar getirecekse, krediyi bunlar alacaksa, borç parayı bunlar bulacaksa…. Tarlayı da bunlar ekecek ve bunlar sürecektir. İcracılara da onların işini kolaylaştırmak düşecektir. McKinsey de imzaları atayım, emirleri vereyim demeyecektir. Tavsiye etsinler diye para ödeniyorsa, o tavsiyeler çok kıymetli olacaktır! Tavsiyelerin altına imza atması gerekenler de imzalarını atacaktır. Mesele icra meselesi değil, mesele politikalar kimin olacak meselesidir.

EKONOMİYİ İYİ YÖNETİN, ALGILARI DEĞİL

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıklaması üzerine McKinsey ile anlaşmaya anlam veremeyen, konuşamayan, yazamayan, içine sindiremeyen kadrolu “habercilerimiz-yorumcularımız ve trollerimiz” kılıçları hemen kuşandı. “Hücum” emrini duymayan kalmamıştı. McKinsey anlaşmasına yapılan yerden göğe haklı eleştiriler “art niyetli ve tek amacı provokasyon” olan değerlendirmeler olarak gösteriliyordu. Açıklamaya göre McKinsey konusunda konuşanlar, yazanlar yine her zamanki gibi (!) iftira atıyor, provokasyon yapıyordu.

Görevi ekonomiyi yönetmek olan ama yönetemeyen bakanlığın açıklaması bunlar ha! Okuyan duyan da zanneder ki, bütün işlerini çok iyi yapmışlar, sıra açıklamaya gelmiş. Ekonomi çöküyor, gemi batıyor, bakanlık da uyaranlara saldırıyor… McKinsey’den bu ülkeye fayda gelmeyeceğini söylemenin neresi art niyetli, neresi provokasyon. Lütfen ekonomiyi yönetin, algıları değil.

YALIN ve SAKİN SORULAR…

Biz yine de “yüksek müsaadelerle” akla takılanları soralım…

Önce, “yalın” ve “sakin” sorular:

McKinsey’e neden ihtiyaç duyuldu?

McKinsey ile yapılan anlaşmanın detayları neden saklanıyor?

McKinsey’e ne kadar ücret verilecek?

McKinsey’den hangi hizmet veya hizmetler alınacak?

McKinsey ile anlaşma sürecine nasıl gidildi, danışman şirket olarak neden McKinsey seçildi?

McKinsey’in geçmişte veya bugün danışmanlık yaptığı başka bir devlet var mı?

YERİNDE DURAMAYAN SORULAR…

Şimdi biraz da kafa karıştıran, biraz düşündüren biraz da yerinde duramayan sorular:

- McKinsey’e ekonomik kriz yaşıyoruz diye mi gidildi veya McKinsey Türkiye’yi ekonomisi çok güçlü diye mi seçti?

- Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Fitch Ratings, Moody’s ve Standard&Poor’s gibi kuruluşlar kara listemizdeyken McKinsey’i bize sevimli kılan yönleri nelerdi?

- McKinsey’i bize hangi nedenler güvenilir saydırdı?

- Amerika Birleşik Devletleri düşmanken, uluslararası arenada küresel aktörlük yapan bir asırlık Amerikan şirketi McKinsey neden dost?

- McKinsey, Türkiye’ye üretmenin kapılarını mı açacak?

- McKinsey’i Türkiye’ye kim tavsiye etti, hangi referanslarla aklımıza sokuldu?

- Devlete sızmış, paralel devlet kurmuş bir FETÖ tecrübesini iliklerimize kadar yaşarken; milli ekonomiyi dilimizden düşürmediğimiz bir zamanda McKinsey politikalarını nereye koyacağız?

- Yüzlerce, binlerce yıllık kadim müktesebata sahip devlet olmamızla iftihar ediyorken neden McKinsey? Bizim iktisatçıları, ekonomi uzmanları, güçlü kamu kurumları, iktisat fakültelerimiz ve profesörlerimiz yok mu? Bizim Sayıştay’ımız, Danıştay’ımız yok mu?

- McKinsey ile anlaştıktan sonra yaşamakta olduğumuz ekonomik krizin bir dış müdahaleden ibaret olduğunu nasıl savunacağız?

- Türkiye’de “kendi düşündüklerinden” farklı şeyler de söyleyebilen muhalefete sürekli ateş açılıyor, hücum ediliyorken, McKinsey’den acaba nasıl bir “farklı düşünüş” bekleniyor?

- İsrail şirketlerini uluslararası dünyaya taşıyan, Irak’ı bölen anayasa taslağını hazırlayan, Türkiye’nin 1980’lerde AB yolunu tasarlayan McKinsey, Türkiye’nin ekonomisini neden düzeltsin ki!?.

- Milli ekonomi mi diyorsunuz? McKinsey ile milli ekonomi kurulmaz. Yoksa Coca-Cola gibi Türkiye’de bu milletin ambargo uyguladığı yabancı markaları Yerli Üretim logosu ile şereflendirdiğiniz gibi, McKinsey’e de “milli ekonomi maskesi” mi giydireceksiniz?

McKinsey ile anlaşan devlet yöneticilerimizin arasında bu sakin ve yerinde duramayan soruların cevabını bilen var mı? Daha doğrusu açıklayacak var mı! Yine bile bile bir uçuruma yönelmeden soralım, düşündürtelim ve bu “saçmalıktan” vazgeçelim diyeydi bütün bu sorular.

MCKINSEY SADECE BİR DANIŞMANLIK ŞİRKETİ DEĞİLDİR

Hemen belirtelim ki, McKinsey gibi şirketler için “danışmanlık” gibi görevler çoğu zaman maskedir. Bu gibi şirketlerin üstlendiği başka başka roller vardır. Şirket faaliyet alanı başka, amaçlar başkadır. Küresel sömürü sisteminin çarkındaki dişlilerinden birisi de işte zor durumlarda desteği talep edilen bu şirketlerdir. IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların izdüşümü olan bu şirketler aracılığıyla kapitalizmin kutsal görevleri ifa edilir. Ne IMF, Dünya Bankası’dır ne de Dünya Bankası IMF’dir. Ama IMF ile Dünya Bankası “ikiz kız kardeş” olarak bilinen kutsal görevlerini yaparlar. McKinsey de bir IMF değildir elbette. Ama “ikiz kız kardeşlerin” de bulunduğu sömürü sisteminin diğer enstrümanlarından birisidir. Bu sistemde her şey fonksiyonel kullanılır. Herkes biliyor ki bu şirketler çok amaçlı şirketlerdir. McKinsey sadece bir danışmanlık şirketi değildir. Kuzu postunu giydirerek McKinsey’i ekonominin dümenine geçirirseniz bu millete bugünleri de aratırsınız…

Son söz yerine son soru:

Türkiye’de danışmanlara bile danışılmıyorken, niçin McKinsey’e danışılıyor?..

03 Eki 2018 - 00:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.