Suudi Arabistan, 2006 Hizbullah-İsrail savaşında İsrail’e nasıl destek oldu?

İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad, 2000’li yıllarda Körfez rejimleri ve İsrail arasındaki gizli ilişkileri yürüttü. Bu ilişkilerde dikkat çekici bir detay olarak Suudi Arabistan’ın 2006 savaşında İsrail’e desteği yer alıyor.

İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad, 2000’li yıllarda Körfez rejimleri ve İsrail arasındaki gizli ilişkileri yürüttü. Bu ilişkilerde dikkat çekici bir detay olarak Suudi Arabistan’ın 2006 savaşında İsrail’e desteği yer alıyor.

Son aylarda İsrail yönetimi, başta Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere Arap ülkeleriyle bir normalleşme sürecine girdi. İsail’in Arap ülkeleri tarafından resmi olarak muhatap alınması, bölgedeki İran karşıtı cephenin güçlendirilmesi yönünde bir adım olarak beliriyor.

Kanal 10 muhabiri Barak Ravid’in iddiasına göre, dönemin İsrail Başbakanı Ariel Şaron, uzun bir süre boyunca Mossad Başkanı Meir Dagan’dan Körfez ülkeleriyle ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesini istemesiyle İsrail ve Suudi Arabistan arasında istihbarat düzeyinde seyreden ilişkiler ivme kazandı.

Bu süreçte yer alan eski kıdemli danışman Dov Weisglass, Ravid’e bildirdiği görüşte, “[Ariel Şaron] Başbakan, [Mossad şefi] Dagan’a siyasi iklimdeki değişikliği dedikleri gibi kullanmaya çalışmanın uygun olduğunu açıkça belirtti.” ifadelerini kullandı.

Muhabir Ravid ise, “Bu, Mossad’ın Körfez ülkeleriyle, özellikle Suudi Arabistan ile ilgili kapsamlı gizli diplomatik faaliyetinin açılış vuruşuydu.” yorumunu yaptı.

Ravid’in haberine göre, İsrail’in 2006 yılında Lübnan’a karşı başlattığı savaşta İsrail’e gizli mesajlar yoluyla desteğini ileterek, İsrail’den Hizbullah’ı var gücüyle vurmasını istedi. Ancak krallık, savaşın savaşın sonucunda hayal kırıklığına uğradı.

Savaşın sona ermesinden 1 ay sonra, 13 Eylül’de, Mossad şefi Dagan ve dönemin İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Ürdün Kralı Abdullah ve Suudi istihbarat şefi ve krallığın eski Washington büyükelçisi Bender bin Sultan ile görüşmek üzere Amman’a uçtu.

Olmert ve Prens Bender, İran ve Suriye’nin durumu ve Lübnan’dako savaş hakkında görüşmeler yaptı. Prens Bender, Olmert’in ABD ile Suudi Arabistan arasındaki büyük silah anlaşmalarına karşı çıkmamasını talep etti.

Olmert’in Bender bin Sultan ile yaptığı görüşme İsrail medyasına sızdırıldı ve bu da bir buçuk yıl boyunca gizli ilişkilerde sorunlara yol açtı.

İsrail Başbakanı Binyamin Natanyahu ve dönemin ABD Başkanı Barack Obama arasında 2009 yılında gerçekleşen bir toplantıda Netanyahu, Suudilerle açık ilişkiler kurma isteğini dile getirdi.

Ravid’e göre Netanyahu, İran üzerindeki baskıyı artırmak; Obama ise barış sürecini ilerletmek istedi. Ravide konuşan Obama döneminin İsrail büyükelçisi Dan Shapiro, “Suudiler İsrail ile kamuoyuna açık bir ilişki kurmak isteseydi bu konuda ilerleme kaydedilecekti.” yorumunu yaptı.

Dan Shapiro şöyle devam etti:

Belki Netanyahu ile Kral Abdullah arasında bir toplantı… Bu gerçekleşmedi, ancak ülkeler arasındaki gizli ilişkiler devam etti.

Habere göre 2009 ve 2012 yılları arasında İsrail yönetimi, İran’ın nükleer tesislerine birkaç kez saldırmayı düşündü. Shapiro, konuya dair şunları söyledi:

İsrail’in İran’a saldırı olasılığını düşündüğümüzde, elbette Suudi Arabistan’ın veya başka bir ülkenin hava sahasını kullanma olasılıklarını ve iki hükümet arasında belirli kanallar aracılığıyla hazırlık yapmak için görüşmelerin olabileceğini düşündük.

İran ve ABD dahil olmak üzere 6 ülkenin, İran’ın nükleer programına ilişkin geçici bir anlaşma imzalamasının ardından Suudi Arabistan ve İstail’in üçüncü bir taraf arabulucuya ihtiyacı kalmadı. O dönem Mossad şefi Tamir Pardo, Prens Bender ile görüşmek üzere Riyad’a uçtu.

Ravid’in haberine göre Bender bin Sultan, Pardo’dan Netanyahu’ya şu mesajı iletmesini istedi:

Altı Gün Savaşı’nın İsrail’i mi yoksa İkinci Lübnan Savaşı’nın İsrail’i misiniz?

Bu mesajın anlamı açıktı: 1967 yılında yaşanan Altı Gün Savaşı’nda İsrail güçlü taraf olarak öne çıkıyordu; oysa 2006’da İsrail, İran’ın elini güçlendirecek şekilde Hizbullah karşısında aşağılayıcı bir yenilgiye uğramış olarak görülüyordu.

2014’e gelindiğinde İsrail yönetimi, Suudi Arabistan’ın İran’a karşı 'ortak çabayı' güçlendirmeye dönük bir planını geri çevirdi.

İsrail’in 2014 yılının yaz aylarında Gazze Şeridi’ne yönelik 51 gün süren yıkıcı saldırılarının son gününde Suudi Arabistan, Gazze’nin 'rehabilitasyonunu' da içeren bir ‘barış’ girişiminin güncellenmiş bir versiyonunu İsrail’e sundu.

Bu saldırı neticesinde yaklaşık 2 bin 250 Filistinli hayatını kaybetti. Söz konusu plan, Netanyahu ve Suudi Dışişleri Bakanı tarafından bir ay sonra düzenlenecek BM Genel Kurulu’nda sunulmak üzere hazırlanmıştı.

Eylül 2014’e gelindiğinde Netanyahu, «ismi bilinmeyen ya da açıklanmyan» bir ülkede Suudi Kralı Selman’ın bir temsilcisiyle bir araya geldi.

Ravid’in haberine göre Netanyahu, görüşmenin başında hevesliydi — iki ülkenin takip eden günlerde BM’de sunacakları bir öneri hazırlanmaya başladı.

İsrail tarafı kendi taslağını sunduktan sonra Suudiler, birçok noktada hemfikirdiler ancak İsrail’in daha esnek olmasını istediler. Netanyahu’nun ise bunu reddediği, sonuç olarak anlaşmanın düştüğü belirtildi.

Bu olay Prens Bender’i kızdırdı; Ravid’e göre Prens, Netanyahu’ya “Sen bir yalancısın.” şeklinde bir sözlü mesaj gönderdi.

Tüm bunlar taraflar arası gizli ilişkilere onarılması uzun bir zaman alacak şekilde zarar verdi. Suudi-İsrail ilişkilerin yeniden rayına oturması Kral Abdullah’ın ölümünden sonra Muhammed bin Selman’ın, savunma bakanlığından veliaht prensliğe terfi etmesiyle mümkün oldu.

Emre Köse/medium

Kaynak: İsrail Kanal 10 Televizyonu- https://www.10.tv/news/181999

01 Mar 2019 - 01:00 - Ortadoğu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.