Arif Özel: İmam-ı Azam, zalimlerin iktidarına boyun eğmediği için şehid edildi ( Foto)

Bursa'da 15 Mayıs 2015 Cuma günü EDEB Platformu tarafından düzenlenen İmam-ı Azam Ebu Hanife konulu seminerin konuşmacısı Arif Özel idi.

Haber albümü için resme tıklayın

İslami Analiz/Haber Merkezi

Bursa'da 15 Mayıs 2015 Cuma günü EDEB Platformu tarafından düzenlenen İmam-ı Azam Ebu Hanife konulu seminerin konuşmacısı Arif Özel idi.

Seminer öncesinde EDEB Platformu’nun “İmam-ı Azam Ebu Hanife Haftası” etkinlikleri kapsamında düzenlediği bilgi yarışmasında dereceye girenlere ödülleri takdim edildi. Yarışmada birinci Kübra Karakaya olurken; İkinci Elif Güner; üçüncü ise Mehdi Ağaoğlu oldu. İncirli Kültür Merkezi’nde gerçekleşen seminer yaklaşık 2 saat sürdü. Konuşmacı Arif Özel, Ebu Hanife’nin hayata, iktidara, İslami konulara bakışına ilişkin önemli konulara değindi.

Arif Özel, İmam-ı Azam Ebu Hanife (Hayatı, Düşüncesi ve Mücadelesi) başlıklı sunumunda özetle şunları söyledi:

İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin ölümü üzerinden 1248 yıl geçmiş olmasına rağmen adı hâlâ varlığını sürdürmektedir. Böyle bir âlimin adı yüceltilmiş, Allah tarafından mübarek kılınmıştır. Tarihin zalim ve fasıkları ne kadar büyük olursa olsunlar bugünün zalim ve fasıkları tarafından sahiplenilmemişlerdir. Onun hakkında duyduğumuz şeyler genelde menkıbe tarzındadır. Ebu Hanife denilince insanların aklına keramet ehli ve olağanüstü bir şahsiyet gelir. Tarihte ve günümüzde genel olarak; insanların, iktidarın işine gelmeyen şahıslar susturulmaya çalışılmış, eğer nuru çok fazla ise ışığını kapatamadıkları için o şahsın sadece bir yanı yüceltilmiştir. Ebu Hanife’nin hayata, iktidara bakışından insanların haberdar olmaması için zararsız yönlerini abartarak onu efsanevi bir hale getirmişlerdir. Böylelikle bu şahısların yüceliği iktidar sahiplerini rahatsız etmemektedir.

İslam’ın İnsan-ı Kamil Tanımına Örnek Bir Şahsiyet

Ebu Hanife dünyaya tenezzül etmeyen, “Beni gasp edilmemiş bir toprak parçasına gömün.” diye vasiyet ederek ölümü ile de insanlara yol gösterici olan bir âlimdir. Ebu Hanife İslam’ın insan-ı kâmil tanımına örnek bir şahsiyettir. Asıl adı Numan’dır. Dedesi ve babası Kerbela gibi bir takım olayları, Müslümanların başkaldırışlarını görmüş ve bu dönemde Hz. Ali tarafında yer almıştır. Küçük yaşta babasını kaybeden Ebu Hanife akrabaları tarafından Kuran’ı hıfz etmek üzere Kûfe’ye gönderilmiştir. Hocası meşhur Asım Kıratı’nın imamı olan İmam-ı Asım’dır. Ebu Hanife Gençliğinde Kûfe’de, babasının mesleği olan ipek tüccarlığı yapmıştır. 16 yaşında Hacc’a gidip oradaki ilim halkalarını görüp içinde bir ilim aşkı oluşmuştur. Orada birçok farklı konunun konuşulduğu ilim halkalarından Ebu Hanife’nin daha çok ilgisini çeken kelami konular olmuştur. İmam-ı Şabi ile tanıştıktan sonra ticareti bırakıp kendini ilime vermiştir.

Hakk’ın Ortaya Çıkmasını Değil Bizim Galip Gelmemizi İstiyoruz

Ticareti bıraktıktan sonra Kûfe’deki ilim halkalarında İslam’ın orta yolunda onları ikna etmeye çalışmıştır. Bir süre sonra oradaki halk tarafından tanınmaya başlamıştır. Ebu Hanife ikna kabiliyeti güçlü, birleştirici rolü yüksek olan birisidir. Bir müddet sonra kelami tartışmaların bir sonu olmadığını düşünüp, fıkıh meclislerine katılmaya karar vermiştir.

Ebu Hanife fıkıh meclislerine geçmeyip, bu alanda kendisini geliştirmemiş olsaydı fıkıh tamamen iktidarın eliyle, onların istedikleri gibi gelişecekti. Temiz bir kalple kelama yaklaşılmazsa bu insanın kibrini artırır. Bu yüzden Ebu Hanife oğlu Hammad’a kelam meclislerine katılmaması öğüdünü vermiştir. Çünkü insan tartışmalarda doğrunun ortaya çıkmasını değil, hep kendi söylediklerinin doğru olmasını ister.

Ebu Hanife 18 yıl boyunca Hammâd bin Süleyman’ın yanında ders görmüş ve hocasının vefatından sonra yerine geçmiştir. Ebu Hanife ilim tahsil ederken bir akademisyen gibi değildir. Çünkü tahsil ettiği ilmin aslının Allah’tan geldiğinin bilincindedir. Hocalar, kitaplar ya da akıl değildir bize ilmi öğreten bunlar yalnızca araç, Allah’ın önümüze çıkardığı fırsat ve vesilelerdir.

İnsan Öğrendiği Her Şeyi Allah’ın Yol Göstermesi Olarak Görmelidir

Ebu Hanife ilme böyle yaklaşmıştır. İnsan ilim öğrenme yolunda ne kadar samimiyse Allah karşısına doğru kaynaklar çıkartır. Gerçekte öğreten Allah’tır. Ebu Hanife bazen içinden çıkamayacağı karmaşık konularla karşılaştığında Allah’a tevbe ederdi. İlim ehli dünyaya yönelmemelidir; eğer dünyaya meylederse onun ilminden zulüm çıkar. Ebu Hanife zengin olmasına rağmen para biriktirmemiş kazancını ilim için harcamıştır.

Ebu Hanife siyasal olaylara da kayıtsız değildir. Emevi idaresine tamamen karşı olmuş, tavrını Ehli Beyt’ten yana almıştır. Zalimin ve fasıkın idareci olmaya layık olamayacağını, olursa da onlara itiraz edilmesi gerektiğini söylemiştir. Ebu Hanife müzmin bir Emevi muhalifiydi. Emevi yönetimi zamanın âlimlerini saraya çağırıp onlara çeşitli görevler teklif etmiştir. İsteyerek veya istemeyerek herkes görevleri kabul etmiştir. Ebu Hanife’ye ise başkadılık görevi teklif edilmiştir. Ebu Hanife bu görevi reddetmiştir. Ulema onun bu görevi alması için çok dil dökmüştür. Fakat o “Sultan bir mazlumun ölüm fermanını yazacak ve ben altına imza atacağım öyle mi” deyip bunun mümkün olmadığını, bunun şirkten sonraki en büyük günah olacağını söylemiştir. Kendisine yapılan türlü işkencelere rağmen kararından vazgeçmemiştir. Çünkü onun başkadılıkta olması sarayda yapılacak zulümleri meşrulaştıracaktır.

Üzerine Pislik Bulaşmayan Bir Kişi Olursa Bütün Dünyanın Pis Olduğu Anlaşılır

Pislik herkese bulaşırsa artık o pislik olmaz, insanlar ona pis demez. Ama üzerine pislik bulaşmayan bir kişi olursa bütün dünyanın pis olduğu anlaşılır. Ebu Hanife Kûfe’de üzerine pislik bulaştırmayan bir kişidir. Hicri 121 yılında İmam Zeyd bin Ali’nin Emevi iktidarına karşı kıyamı gerçekleşmiştir. Zeyd bin Ali on beş ay boyunca kapı kapı dolaşıp 40 bin kişiden biat almıştır. Âlimlere haber göndermiştir. Âlimler ona kime güvenerek böyle bir şeye kalkıştığını, Kûfe ehlinin onu satacağını, bundan dolayı katılmayacaklarını söylemişlerdir. Ebu Hanife de yönetimin zalim ve fasık olduğu konusunda aynı fikirdedir. Kıyama kendi gerekçelerinden dolayı katılmasa dahi bu harekete katılınması yönünde fetva vermiş, onu maddi açıdan desteklemiştir. İmam Zeyd’in kıyamına biat eden 40 bin kişiden yalnızca 218 kişi katılmıştır. İmam Zeyd şehid edilmiş ve bedeni Kûfe meydanında yakılmıştır.

Abbasiler iktidarı ele geçirince, Emevi zulmü ortadan kalkar umuduyla Ebu Hanife, Abbasi iktidarına ses çıkarmamıştır. Abbasilerin ilk hükümdarına Hakk’tan ayrılmadıkları sürece biat edeceğini söylemiştir. Daha sonra Abbasi yönetiminin de Emevi yönetiminden farklı olmadığı ortaya çıkınca, zalim yönetime karşı Hz. Hasan’ın torunlarından birisi kıyama kalkışır. Ebu Hanife bu kıyamı destekler. Yapılacak olan kıyam başlamadan bastırılır. Ebu Hanife tekrar iktidara karşı tavır almıştır, çünkü değişen sadece isimlerdir. Bu olaylardan sonra Abbasi hükümdarı Ebu Hanife’yi takip altına almıştır ve ona başkadılık teklif etmişlerdir. Ebu Hanife başkadılık teklifini kabul etmediği zindana atılmıştır. Ebu Hanife’ye zindanda her gün on fazlalaştırılarak kırbaç vurulur. Bu zulüm esnasında yanına gelenlere Ebû Hanîfe’nin cevabı şu şekilde olmuştur:

Eğer vali benden Vasıt Mescidi’nin kapılarını saymak gibi sıradan bir iş istesin, yine kabul etmem. O bir insanın katline hükmedecek, ben mühür basacağım ha? Allah’a yemin ederim ki bu mümkün değil! Bu dünyada kırbaç yemek ahirette ceza görmekten daha iyidir. Valinin beni öldürmeğe gücü yeter fakat tekliflerini kabul ettirmeğe asla!

Ölümüne kadar zindanda kalmıştır. İmam-ı Azam, zalimlerin iktidarına boyun eğmediği için yetmiş yaşında işkenceler altında şehid edilmiştir.

17 May 2015 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.