İlhami Güler yazdı: “Kur’an’da Siyasi İktidarın ‘Tağut’ ve ‘Hikmet’ Olarak İki Farklı Tezahürü”

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İlhami Güler, Kur’an’da siyasi iktidarın iki farklı tezahürünü ele aldığı yazısında, ‘Tağut’ ve ‘Hikmet’ kavramlarını somut örnekler üzerinden açıklayarak, İslamî siyaset ve iktidar modellerine dair görüşlerini dile getirdi.

İslamî Analiz/Köşe Yazıları

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İlhami Güler, Kur’an’da siyasi iktidarın iki farklı tezahürünü ele aldığı yazısında, ‘Tağut’ ve ‘Hikmet’ kavramlarını somut örnekler üzerinden açıklayarak, İslamî siyaset ve iktidar modellerine dair görüşlerini dile getirdi.

Yazıdan bir kesit şöyle:

Yahudilerin Firavun krallığından Hz. Musa öncülüğünde kurtarılmaları ve tarihte kendilerinin de Krallık kurmaları, Kur’an tarafından yorumlanmıştır. Yahudilerin Firavun tarafından köleleştirilmeleri ve ezilmelerine müsaade etmeyen Tanrı, onları Hz. Musa’nın politik öncülüğünde Mısır’dan çıkarmıştır. Hz. Musa, Filistin’de peygamber olmuştur. Yahudilerin iki kralını (Hz. Süleyman ve oğlu Hz. Davut), uyguladıkları erdemli siyasetten dolayı da övmüştür. Onlara “Hilafet/Mülk(iktidar)” verilmiştir(38/26, 2/251). Örneğin, Davut nitelenirken onun iktidardaki uygulamalarının adil ve hikmetli olduğu belirtilmiş(2/251); iyi bir hükümdar olduğu kadar aynı zamanda “Zebur”daki ilahileri inşad edecek kadar “içli/mistik” bir şahsiyet(38/17) olduğu vurgulanmıştır. Hz. Davut’un askeri komutanı olan Talut’un ise, hem cüsseli/güçlü, hem de “ilim sahibi” olduğu belirtilmiştir(2/248). Kral Davut ve komutanının mücadele ettikleri “Calut” ise, zorbalık-güç istenci ve hile olarak Tağut’u temsil etmektedir.  Hikmetin karşıtı olan dini-siyasi uygulamalar, salt gücün hileli uygulamaları olarak “Tağut” olarak nitelenip lanetlenmiştir(2/256, 4/67,76). Tağut, “şeytani güçler”, yani istiğna-istikbar, hile ve desise demektir. “Ta-ğâ: haddi aşmak” fiilinden türeyen “Tağut”, ahlaki/vicdani sağduyu-mantık kurallarını aşan özne-nesne demektir. Tanım ve teori gereği olmasa da, fiili olarak Müslüman-gavur ayrımı yapmaksızın herkesin içine düşebileceği ahlaki bir konumdur tağutluk. Uhud Savaşı’na katılmamak için sahte mazeretler ileri sürerek: “Eğer savaşmayı bilseydik sizinle beraber gelirdik” diyen müminleri, Allah: “Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar.”(3/167) diye değerlendirebilmiştir. Tağutluk da, bunun gibidir; yani sadece “kafirler”e has bir ahlaki nitelik değildir. Firavunların bazıları bu sıfatla nitelenebilir. Makyavelli’nin “Prens” adlı kitabında teorisini yaptığı “ahlaklı olmak iyidir; fakat, iktidarda kalmak, iktidarını güçlendirmek ve uzatmak isteyen için işe yaramaz” anlayışı, hile ve gücün birleşmesi olarak “Tağutluk” siyasetidir.

Siyasette “Hikmet” demek, adalete-hakkaniyete dayanan ideoloji ve uygulama demektir. Toplum ile organik ilişki içinde olup zulme müsaade etmemek ve zulmetmemektir. Adalet ilkesi gereği teba/vatandaşlar arasında -Firavun’un yaptığı gibi- etnik veya dini-mezhebi ayrım yapmamaktır. Karşıtı ise, içgüdüsel-istiğna ve güç istenci ile “Yakaladığını zorbaca yakalamaktır”(26/130).  Yani “Polis Devleti” kurmaktır veya hukuksuz/hakkaniyetsiz “Kanun Devleti”, “Parti Devleti” kurmaktır.

İslam Tarihinde İlk üç halife, Hikmet siyaseti uygulamışlardır. Dördüncü halife Hz. Osman’ın yaşlılığı ve akraba düşkünlüğü, onu hikmet siyasetinden uzaklaştırmıştır ve trajik sonunu hazırlamıştır. Muaviye, meşhur hileleri ve gücü esas alması ile “Tağut” siyaseti gütmüştür. Ömer b. Abdulaziz, “II. Ömer” lakabı ile hikmet siyasetine dönmüştür. Emevi ve Abbasi sultanlarını tek tek bu kritere göre değerlendirmek ve takdir etmek mümkündür.

Yirminci yüzyılda Stalin, Mussolini, Hitler, Nasır, “Tağut” siyasetinin örnekleridir. İslam dünyasında Şah Rıza Pehlevi, Saddam Hüseyin, Hüsnü Mübarek, H. Burgiba, M. Kaddafi…, Tağutluk içeren siyasetin örnekleridir. Başka örnekler de sayılabilir. Kur’an, açıkça bir peygambere “hile yapmak” yakışmaz dediği halde(3/161); bazı Müslümanlar, peygambere atfedilen “Harp hiledir” hadisini delil göstererek, siyaseti de “harp” olarak yorumlayarak “takiyye” yapmayı yani “hile”yi İslami siyasetin parçası yapmışlardır. FETÖ, bunun bir örneğidir. Oysa siyaset, İslami bağlamda Allah’ın Rahmaniyyetinin tecellisi olarak görülmek zorundadır. Yeryüzünde Rahman’a -O’nun adını kullanmaksızın, eylemleriyle- vekalet(hilafet) etmektir. Düşman olunacak olanlar da, -kriter olarak- kendi dininden olmayanlar(gayri müslimler-kafirler) değil; zalim, zorba, katil ve gasıp olanlardır. Hikmete dayalı siyaset, hakkaniyete dayalı uzlaşma; Tağut siyaseti ise, ne pahasına olursa olsun hileciliktir.

Fransız Marxist düşünür Althusser’in geliştirmiş olduğu “organik aydın”, “ideolojik iktidar” ve “iktidarın/devletin ideolojisi” kavramları bu bağlamda değerlendirilebilir. Bir toplum, kendi organik aydınlarını yaratırsa; onlar, toplumun kültürel kodlarına dayalı olarak -Hikmete dayalı olarak- bir ideoloji üretirler ve devlet, bu ideolojiye göre şekillenir. Topluma yabancılaşmış suni aydınlar ve siyasi elitler ise, devleti hile veya güç yolu ile ele geçirip yukardan aşağıya bir “devlet ideolojisi” pompalamaya çalışırlar. Siyasi ekip, eğer toplum ile uyumlu bir “toplum sözleşmesi” yaratamaz ise, sürekli olarak tepeden aşağıya totaliter ve hileye dayalı “siyaset” yapmaya çalışırlar.

Hz. Yusuf peygamberi Firavun’un kabinesinde “Maliye Bakanlığı”na atamayı uygun görmesi ve Hz. Yusuf’un da bunu kabul etmesi(12/54-56), hikmete dayalı(liyakat ve hakkaniyet) evrensel İslami siyasetin iyi bir örneğidir. Marifet, sadece herhangi bir mezhebin üyelerini kendine bağlamak değil; toplumun tümünü(gayri müslimler dahil) kucaklayabilmektir. Ailede miras dağılımını kılı kırk yararcasına hakkaniyetle dağıtan(feraiz) Allah(4/11-12), kamu kaynaklarının da halka hakkaniyetle dağıtılmasını siyasal erkten bekler/ister.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

19 Nis 2017 - 00:00 - Türkiye



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.