Radikal yazarı: “Başbakan da Gülen’i teslim etmeyeceklerini biliyor”

Radikal gazetesinde bugün “Amerika’da Türkiye’nin nasıl tartışıldığına” yönelik Fuat Keyman imzalı bir yazı yayımlandı. Başbakan Erdoğan’ın da Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iade edilmeyeceğini bildiğini söyleyen Keyman, Gülen’in iade talebinin bir algı operasyonu olduğunu söyledi.

İslâmî Analiz/Haber Merkezi

Fuat Keyman bugün Radikal gazetesinde yayımlanan yazısında Amerika’da Türkiye’nin nasıl tartışıldığını anlattı.

Keyman, “Gülen, Türkiye’ye iade edilmeyecek. Konuştuğum herkes bunu söylüyor.” dediği yazısında Fethullah Gülen’e ilişkin algının artık dinsel alandan siyaset-yargı alanına doğru kaymış göründüğünü belirtti. Keyman “Burada Gülen’in büyük itibar kaybettiği, dini liderden yargılanması istenen bir suçlu konumuna düştüğü de bir gerçek. (...) Erdoğan, Amerika’nın Gülen’i iade etmeyeceğini biliyor ama bu hamlesiyle Washington’daki, hatta dünyadaki, Gülen algısına büyük zarar veriyor.” dedi.

Ermeni sorununda taziyenin, İsrail’le normalleşmenin başlama olasılığının ve Kıbrıs sorununda çözüme desteğin Washington’da olumlu görüldüğünü ifade eden Keyman yine de 'Demokrasiden giderek sapan Türkiye algısı'nın, Washington’da çok güçlü olduğunu belirtti.

Yazının tamamı şu şekilde:

Washington’dan Türkiye iyi görünmüyor. Buradaki Türkiye tartışması, 'demokrasi-haklar/özgürlükler sorunu' ve 'Erdoğan-Gülen kavgası'na odaklanmış durumda. Önemli ama sorunlu bir ülke algısı var Türkiye tartışmasında.

Amerika, Gülen sorunu yaşamak istemiyor. Ama Gülen de Amerika’da yaşıyor. Gülen, ılımlı İslam söylemi ve ekonomiden eğitime çok boyutlu hareket tarzıyla Amerika için bir kazançtı; şimdiyse, giderek 'taşıması güçleşen bir sorun'a dönüşüyor. Gülen algısında odak, dinsel alandan siyaset-yargı alanına kaymış durumda.

Gülen iade edilecek mi?

Erdoğan ile Gülen arasındaki kavga nasıl başladı? Gülen, Türkiye’ye iade edilmeyecek. Konuştuğum herkes bunu söylüyor. Ama Amerika, Gülen(i)le, ne yapacak? Bu sorular, Washington’da bindiğim taksilerde bile soruldu. İkisinde üçünde bile bu sorular soruldu.

Başbakan Erdoğan, ünlü televizyoncu Charlie Rose’un konuğuydu, bu program burada ilgiyle izlenmiş. Ben de izledim. Rose, Başbakan’a, “Dostlar arası bu kavga nasıl başladı” sorusunu sordu. Başbakan, bu soruya, “Oslo sürecinde başlayan, 12 Eylül 2010 referandumundan sonra giderek esas niyetlerin ortaya çıktığı ve 17 Aralık ve 25 Aralık’la tepe noktasına çıkan bir süreç” yanıtını verdi. Burada da aynı soru soruluyor. Benzer yanıtlar veriliyor. Ama yanıtlar yeterli görülmüyor.

Yeni Washington Büyükelçimiz Sn. Serdar Kılıç’ın konutunda yapılan 'Sakıp Sabancı Anma Toplantısı Resepsiyonu'nda, Washington’un önemli simaları vardı. Onlara, “Gülen iade edilir mi” sorusunu soruyorum. Genel yanıt, “Hayır, bu hiçbir zaman olmaz” oluyor. Fakat, burada Gülen’in büyük itibar kaybettiği, dini liderden yargılanması istenen bir suçlu konumuna düştüğü de bir gerçek.

Erdoğan’ın Gülen’i Amerika’dan istemesi, sonuç elde edemese bile, kendi hanesine bir artı puan olarak yazılıyor. Erdoğan’ın Rose’a söylediği; “Biz Amerika’ya, onlara ulusal güvenlik tehdidi yaratan suçluları iade ettik; şimdi de Amerika’dan, bizim ulusal güvenliğimizi tehdit eden kişiyi istiyoruz” tümcesi, Gülen’i, 'yargılanması gereken suçlu' konumuna sokuyor.

Erdoğan için Gülen algısının değişmesi, Gülen’in iadesi kadar önemli. Erdoğan, Amerika’nın Gülen’i iade etmeyeceğini biliyor ama bu hamlesiyle Washington’daki, hatta dünyadaki, Gülen algısına büyük zarar veriyor.

Demokrasi:

Haklar, 1 Mayıs

Washington’da, 'Erdoğan-Gülen kavgası', “Türkiye demokrasisi nereye gidiyor” sorusuyla birlikte tartışılıyor. Her yıl demokrasi endeksi yapan Özgürlükler Evi’nin 2014 raporunda Türkiye’yi, (15 yıl sonra) ilk defa, 'kısmen özgür ülke' konumundan 'özgür olmayan ülke' kategorisine indirmesi; 1 Mayıs’ta göstericilere, gençlere, çocuklara ve milletvekillerine uygulanan polis şiddeti; Gezi’den bugüne konuşulan 'otoriterleşme' söylemi, buradaki Türkiye’ye bakışı belirliyor. 'Demokrasiden giderek sapan Türkiye algısı', Washington’da çok güçlü.

Erdoğan-Gülen kavgası ve demokrasiden sapma: Washington’da Türkiye tartışmak, eskinin tersine, bugün iç karartıcı. Hoş ve rahat değil…

Türkiye’nin bölgesi, Suriye, Mısır, Irak, ve özellikle buranın gerçek gündemi olan Ukrayna, çok riskli ve sancılı. Türkiye vazgeçilecek ya da masanın dışına itilecek bir ülke değil. Aksine, bölgesel ve küresel istikrar için önemli ve kilit ülke konumunu Washington’da koruyor.

Ermeni sorununda Başbakan'ın olumlu bulunan taziyesi; İsrail’le normalleşmenin başlama olasılığı, Kıbrıs sorununda çözüme destek: Bu girişimler, Washington’da olumlu görülüyor.

Yeterli mi? Hiç değil.

Anahtar, Türkiye’nin otoriterleşen ülke görüntüsünden çıkartılıp, tekrardan demokratikleşme patikasına sokulması…

Mümkün mü? Bu noktada, Washington’da hava karamsar.

03 May 2014 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.