ESAM’ın düzenlediği Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi’nde “Küresel Tehditler ve İslam Dünyası” ele alınıyor

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından bu yıl 23üncüsü gerçekleştirilen Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi, Küresel Tehditler ve İslam Dünyası başlığıyla, 50 ülkeden yüzü aşkın siyasetçi, âlim ve akademisyenin katılımıyla dün başladı.

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından bu yıl 23’üncüsü gerçekleştirilen Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi, “Küresel Tehditler ve İslam Dünyası” başlığıyla, 50 ülkeden yüzü aşkın siyasetçi, âlim ve akademisyenin katılımıyla dün başladı. 3 gün sürecek kongrede, İslam dünyasının yaşadığı sorunlar tespit edilip, çözüm önerileri masaya yatırılıyor.

KONGRE, ESAM Genel Başkanı Recai Kutan’ın yaptığı konuşmayla açıldı. Kutan konuşmasında” Bu toplantımız insanlık tarihinin en büyük ve en mutlu hadiselerinden biri olan İstanbul’un fethinin 561. yıldönümüne rastlamaktadır” diyerek başladı. Kutan konuşmasının devamında “Üç gün sürecek olan bu toplantımızda Türkiye ve kardeş Müslüman ülkelerden değerli ilim, fikir ve siyaset adamlarımızla; İslam dünyasının içinde bulunduğu durumu, ortak sorunları ve hedefleri ele alacağız. Yine tespit edilen sorunların çözümüne yönelik de argümanları tartışacağız. 2011 yılına kadar bu toplantılarımızın ev sahipliğini ESAM’ın kuruluş talimatını veren Muhterem Necmettin Erbakan Hocamız yapmakta idi. Bu toplantılarda hep bizlere emperyalistlerin hilelerini anlatarak yol gösteriyordu. Yüreği İslam ve mazlum milletler için çarpan bir sevda insanı Erbakan Hoca, 27 Şubat 2011 günü Allah’ın rahmetine kavuştu. Allah’ın rahmeti üzerine olsun” dedi.

“Savaş değil barış, sömürü değil adalet, zillet değil izzet”

Kutan, “29-30-31 Mayıs’ta düzenleyeceğimiz toplantının bu yılki teması olarak ‘Küresel Tehditler ve İslam Dünyası’ olarak belirlenmiştir. Dünyanın dört bir tarafından teşrif ederek bu salonda oluşturduğumuz muhteşem tabloyu mutlulukla seyrediyorum. Mutluyum, çünkü bu salonda kalbi mazlum İslam coğrafyası için çarpanları, insanlık âleminin saadeti için çırpınanları ‘Savaş değil barış, sömürü değil adalet, zillet değil izzet’ için çalışanları görüyorum. Sizler gittikleri her yere barış, huzur, özgürlük, adalet ve refah götüren ecdadımızın torunlarısınız. Üç gün sürecek olan bu toplantımızda Türkiye ve kardeş Müslüman ülkelerden değerli ilim, fikir ve siyaset adamlarımızla; İslam dünyasının içinde bulunduğu durumu, ortak sorunları ve hedefleri ele alacağız. Yine tespit edilen sorunların çözümüne yönelik de argümanları tartışacağız. 2011 yılına kadar bu toplantılarımızın ev sahipliğini ESAM’ın kuruluş talimatını veren Muhterem Necmettin Erbakan Hocamız yapmakta idi. Bu toplantılarda hep bizlere emperyalistlerin hilelerini anlatarak yol gösteriyordu. Yüreği İslam ve mazlum milletler için çarpan bir sevda insanı Erbakan Hoca 27 Şubat 2011 günü Allah’ın rahmetine kavuştu. Allah’ın rahmeti üzerine olsun” ifadelerini kullandı.

Ümmet Organize Olmuş, Hedefi Olan Topluluğun Adıdır

“MİLLİ Görüşçüler bir ümmettir.” diyerek konuşmasına başlayan Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk “Ümmet organize olmuş, hedefi olan topluluğun adıdır. Cemaat başka şeydir, ümmet başka şeydir. Bunu idrak etmeden hiçbir şey başarıya ulaşamaz. Milli Görüş’ün en üst kuruluşu Saadet Partisi’dir. Çünkü cihadı onlar yapıyor. Çünkü Hakk ve adaleti üstün kılacak bir siyaset mecliste yapılabilir. Bunların yanında sivil toplum kuruluşlarımız var. Biz bunları yaparak ayakta duruyoruz. 4 partimizi kapattılar ama yine de biz çalışmalarımıza devam ettik. Milli Görüş’ün 40 adet kuruluşu var. Bunlardan biri de ESAM’dır. Anadolu Gençlik Derneğimiz var. Her ülkede bunlar kurulabilir, çalışmalar gerçekleştirilebilir. Biz kaç tane ihtilal yaşadık yine de ayakta duruyoruz. Çünkü sağlam bir tabana sahibiz” dedi.

Batı, işgallerine gerekçe uyduruyor

SAADET Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, son yıllarda İslam aleminin işgaller, iç çatışmalar, çekişmeler ve katliamlarla sarsıldığını söyledi. Kamalak, “Suriye’de, Libya’da, Mısır’da ve daha birçok ülkedeki gelişmeleri endişe ve çaresizlik içinde izliyoruz. Dünyada gelmiş geçmiş en yüksek medeniyete, toplumsal ve uluslararası barışın teminatı durumundaki ahlaki değerlere sahip olan İslâm alemi, ne yazık ki kısır çekişmeler ve dış etkiler sebebiyle, bir türlü kendine gelemiyor” dedi. Genel Başkan Kamalak, son yıllarda İslam alemi, işgaller, iç çatışmalar, çekişmeler, katliamlarla sarsıldığını söyledi. Kamalak, “Önceleri sadece Afganistan ve Irak gündemimizi işgal ederken, bugün Suriye’de, Libya’da, Mısır’da, Bangladeş’te, Arakan’da, Nijerya ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nde ve sayamayacağım kadar daha birçok ülkelerdeki gelişmeleri endişe ve çaresizlik içinde izliyoruz. Çok şerefli bir tarihe, dünyada gelip geçmiş en yüksek medeniyete, toplumsal ve uluslar arası barışın teminatı durumundaki ahlaki değerlere sahip olan İslâm alemi, ne yazık ki, kısır çekişmeler ve dış etkiler sebebiyle, bir türlü kendine gelemiyor” diye konuştu.

İsrail’in işlediği cinayetlere, hukuk ve insan hakları ihlallerine dünyanın seyirci kaldığını belirten Kamalak, şöyle devam etti: “Kudüs işgal edilip, Mescid-i Aksa yıkılma tehdidi atına sokulurken, bütün dünya sadece seyretti. Gazze ambargosunu kırmak, oradaki insanlara yardım etmek için yola çıkan gemilere el kondu, silahsız ve masum insanlar katledildi, dünya devletlerinin kılı bile kıpırdamadı. Avrupa’da işbaşına gelen her hükümet, İsrail’in güvenliğini, kendi ülkesinin güvenliğinden çok daha önde tutmayı bir görev saydı.” Dünyanın her yerinde Müslümanlara karşı şiddet uygulandığını aktaran Kamalak, “Batı kapitalizmi, gerçekleştirdiği işgallere gerekçe olarak, demokrasi, özgürlük gibi sahte bahanelere sığınıyor. Ancak, askeri müdahaleler hem itibarlarını zedeliyor, hem de çok pahalı. Ayrıca bu sahte gerekçeler, bırakın uluslararası kamuoyunu, kendi halkları nezdinde dahi inandırıcı bulunmuyor” ifadeleri kullandı.

“Mevcut dünya düzeni sorun üretmektedir”

KONGREYE katılan Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler de, mevcut küresel sistemin sürekli olarak sorun ürettiğini söyledi. Dünyanın yeniden soğuk savaş döneminde evrildiğinin altını çizen İşler, “Batı toplumunda giderek artan İslamofobi ve ırkçılık İslam dünyasını tehdit etmektedir. Bugün sadece İslam dünyası değil bütün beşeriyet sömürgeci mevcut dünya düzeninin baskısı altındadır. Başta az gelişmiş dünya ülkeleri olmak üzere dünyanın büyük bölümü giderek yoksullaşmaktadır. Reel değerler artırılmadan sembolik değerler üzerinden yapılan ticaret, yoksulluğa küresel boyut kazandırmaktadır. Irkçı ve tekelci mihraklar bir yandan ülke içindeki çatışmaları tetiklemiştir. Uluslararası uyuşturucu ve insan ticareti bütün beşeriyeti tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Mevcut dünya düzeni sorun çözememektedir. Sorun üretmektedir” şeklinde konuştu.

Erbakan’ın İlkeleri İslam Dünyasının Reçetesidir

MİLLİ Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın çok önemli çalışmalara imza attığını kaydeden D-8 Genel Sekreteri Seyid Ali Musavi, D-8’in İslam dünyasının kurtuluşuna vesile olacak bir kuruluş olduğunu söyledi. Musavi “D-8, İstanbul’da sayın Necmettin Erbakan’ın önderliğinde 1997 yılında kuruldu. Soğuk savaştan sonra dünyanın yeni ekonomik düzeninde sorunlar olduğunu gösterdi. Eşitlik adalet ve demokrasi gibi kavramların yeniden şekillenmesi gerektiğini ortaya koydu. Buradaki amaç katılım sağlayan ülkeler arasındaki ekonomik işbirliği sağlamaktır. Üyelerimiz ve şirketlerimiz arasında ciddi bir işbirliğine ihtiyacımız var. Bunu biz 2015 yılına kadar 250 milyar dolara çıkartmayı hedefliyoruz. D-8’in önceliği ticaret, tarım, gıda güvenliği, endüstri, kobiler, enerji olacaktır. Erbakan’ın kurmuş olduğu ilkelere bağlıyız. İslam dünyasındaki tüm sorunların çözümünde bu reçetenin merhemimiz olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Sömürgeciler Geldikten Sonra ‘Hristiyan Ülke’ Olduk

Filipinler İslami Özgürlükler Partisi Genel Başkanı Dr. Elhaj Maurad Ebrahim de “Bu önemli forumun bir parçası olduğumuz için Allah’a hamd ediyoruz. Emperyalist sömürgecilerin bize dayattıklarını anlatma fırsatı bulduğumuz için mutluyuz. Ama bu acılar anlattığımız içinde üzgünüz. Filipinler Hristiyan ülkesi olarak bilinir. Ama geçmişe baktığımızda İslami bir ülke olarak bilinir, anılırdık. Sömürgeciler geldikten sonra İslam isminin yerini Hristiyanlık aldı. İslam varken çok mutlu ve huzurluyduk. Ne zaman Hristiyanlık egemen oldu, işte o zaman hüzün kapladı milletimizi. Tüm insanlığa model olan ve örnek olan bir hayat yaşayan Hz. Muhammed (S.A.V)’i  ve Allah’ın dediklerini yani Kur’an-ı Kerimi örnek almalıyız. İstanbul tüm ümmetin şehri ümmete yol göstermiş olan bu şehirde Allah’ın izniyle daha da ileriye gideceğiz.  Emperyalist güçlerin bize çektirdiği zulümlere sesimizi yükseltmeliyiz. Sessiz kalmamalıyız. Müslümanlar üzerine oynanan oyunlar artık şekil değiştirmiş savaşın bile şekli değişmiş, artık politik savaşlar yapılmaktadır. Müslümanlar üzerine psikolojik harp uygulanmaktadır” dedi.

Cehalet Ümmeti Parçalıyor

Malezya İslam Partisi Genel Başkanı Hacı Abdul Hadi Bin Hacı Awang da “İslam âleminin her alanında İslami hareketler kurulmuştur. Reform ve yenilenme anlayışıyla İslam’ın aslına dönüşünü benimsemiştir. Yine gayri Müslimlerin haklarını da gözeten hareketler olmuştur. Özellikle eğitim alanında engeller ve tehditlerle karşı karşıyayız. İslam’ın önerdiği İslami eğitim yerine bağımsızlık sonrası sömürgecilikten kurtulan topraklarımız sömürgecilerle karşı karşıya kalmıştır. Büyük devletlerin kurduğu yeni dünya düzeni devam etmekte ve ümmetimiz gerek manevi gerek maddi kaynaklarını kullanamaz hale getirilmiştir. Öte yandan Arap baharı sürecine girilmiştir. İslam baharı bu param parçalığı yok edecek. İslami partiler ve farklı siyasi duruşlara rağmen mezhepsel ırkçılığın yoğunlaştığı detaylarda boğulmaya yol açan sorunlarla karşı karşıya kalınmıştır. Bizler etnik ve mezhepsel ırkçılıkla karşı karşıyayız. Modern cahiliye ideolojiler ve bazı ilim sahipleri şeytana uyuyorlar. Düşman partilerin birbiri arasında çatışmaları devam ediyor. Ümmet arasında cehaletten kaynaklı parçalanma devam etmektedir. Buna dışarıdan kışkırtma da devam etmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Ümmet Olarak Büyük Fırtınalarla Karşı Karşıyayız

Ümmet olarak büyük fırtınalarla karşı karşıya olduğumuzu işaret eden Müslüman Kardeşler Genel Başkan Vekili Mahmud Hüseyin de, Mısır halkının 60 yıl boyunca cuntayla yönetildiğinin altını çizdi. Mısır halkının cuntaya son vermek için meydanlara indiğini belirten Hüseyin “Mısır halkı bu devrimde sosyal adalet, sosyal kaynak ve adalet taleplerini ortaya koymuştur. Müslüman Kardeşler hareketi 25 Ocak devriminde ön sıralarda yer almıştır. Müslüman Kardeşler olmasaydı devrim gerçekleşemezdi. Bu devrim, bu rejimin yıkılmasını sağlamadı. Sadece rejimin başı düştü. Fakat diğer kurumlar düşmemişti. Askeri konsey devrimi gerçekleştiren harekete karşı darbe yapmıştır. Askeri konsey seçim döneminde gerekli olan mali destekleri azaltmasına rağmen 5 bin yıllık Mısır tarihinde ilk kez Mısır halkı kendi yöneticisini seçebilmiştir. 21 milyon kişi devlet başkanı seçimlerinde oy kullandı. Mübarek rejiminin partizanları bir araya gelerek ilk seçilen devlet başkanının başarısız olması için çabalamışlardır. Maalesef tüm yalanlar medya yoluyla yaygınlaştırıldı” dedi.

“Önce dağıtıldık ve görünmez hale getirildik”

“Düşmanımız olan Siyonistlerin oluşturduğu sorunlarla mücadele ediyoruz” diyen Pakistan Cemaat-i İslami Genel Başkan Yardımcısı Hafız Muhammed İdris  de “Her şeyden önce sorunumuz kendi içimizde kalıyor. Mısır’ın Suriye’nin Bangladeş’in Myanmar’ın Filistin’in şehitlerini nasıl unutabiliriz. İslam düşmanı Budistler ve Myanmar’da Müslümanları silmeye çalışan dış düşmanlarımız. Mısır’da Suriye’de de Müslümanlar katlediliyor. Önce dağıtıldık ve görünmez hale getirildik. Bir arada olduğumuz sürece başarılı olabilir. Kendi aramızda birliği sağlayabilirsek dış düşmana karşı olabiliriz. Kardeşlerimizin Mısır’daki, Suriye’deki Bangladeş’teki, Keşmir’deki kardeşlerimizin sorunlarını unutmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Mezhepsel ayrılıklara izin vermemeliyiz”

Sudan İslami Hareket Genel Başkanı El Zurbier Ahamed İdris de “Müslümanlar olarak kendi aramızda ayrılıkçı davranmamamız gerekmektedir. Kafirlerin Allah’ın aziz kılacağını zannetmeyin. Değerli kardeşlerim İslam’a yapılan bu tehditleri Rabbimize tövbe ederek mücadeleye devam etmeliyiz. Bu tehditler bizim daha azimli çalışmamızı sağlamalıdır. İslami gruplar istişare etmeli ve yekvücut olmalıyız. Mezhepsel ayrılıklara izin vermemeliyiz. Bundan dolayı yeni bir manevi ruh ortaya koymalıyız. Yeni bir kardeşlik tanımı yapıp kardeşliği tesis etmeliyiz. İslam bizlerin daha güçlü olmamızı ve düşmanlarımıza karşı güçlü kılmamızı sağlıyor. Yahudi ve müşriklere karşı birlik olmalıyız. Birlikteliğimizi güçlendirip düşmanlarımıza karşı koymalıyız. Mısır’da Müslüman kardeşlerimiz seçimlerde başarılı olmasına rağmen devrildiler. Şimdi de idam edilmeye çalışılıyorlar. Müslümanlar olarak buna izin vermemeli ve karşı durmalıyız. Bu yaşananlardan çok iyi bir ders çıkarmalıyız. Çünkü vahşi bir düşmana karşı savaşıyoruz. İslam’a yönelik kötü kampanyalar yürütülüyor. Bizde birlik olup buna karşı İslam’ın barış dini olduğunu herkese anlatabilmeliyiz. Bunu da ancak kardeşlik ruhu çerçevesinde yapabiliriz” görüşünü savundu.

Bm’nin Kanunları Müslümanlar İçin Tehdit

Cezayir Değişim Cephesi Partisi Genel Başkanı Abdulmecit Münasara da “İslam dünyasına karşı olan tehditleri dış güçlere atarak kurtulmak istiyoruz. Evet, bu doğru. Dış güçlerin etkisi var. Ama bunda bizim pasif olmamız da etkili. Biz İslam âlemi olarak İslam’ın birleştirici unsurunu ön plana çıkararak birleşip bize karşı olan tuzakları bertaraf etmeliyiz. İslam dünyası olarak paramparça bir durumdayız. BM’nin kendi yandaşlarını korumaya yönelik koyduğu kanunlar aslında bize büyük bir tehdittir.  Ve ABD’deki büyük ekonomik yapı bizi tehdit etmektedir. ABD İslam âlemine karşı İsrail’i korumaya yöneliktir. Yaşanan bu devrimlerde en büyük zararı Filistin görmüştür. Bizler kendi devrimlerimizle uğraşırken onları unuttuk. Biz tekrar bir araya geldiğimiz şu günlerin kıymetini bilmeliyiz. Bugün Arap baharı olarak duyduğumuz süreç hızlı bir şekilde son bahara dönmüş vaziyette” dedi.

“Şiddete barışla karşılık vereceğiz”

İngiltere Müslüman Kardeşler Genel Sekreteri İbrahim Münir, “Mısır’da bir askeri darbe yapıldı. Müslüman Kardeşler terörist olarak ilan edildi. Ne olursa olsun Allah bize yardım eder. Zalim olan despotik rejimlere silahla karşı koyanları terörist olarak görmek yerine düşünceleriyle karşı koyanları terörist olarak görüyorlar. İslam’ı yok etmeye ve Amerikan İslam’ını var etmeye çalışıyorlar. İslam birliğini oluşturmamız gerekiyor. İyi niyetler yeterli olmuyor. Merhum Erbakan hocanın başlattığı proje devam etmelidir. Erbakan hoca, hem Türkiye hem de başka ülkelerde Allah’ın dini için çalışanlar olduğunu gösterdi. Dünyanın değişik yerlerinde terörist eylemler yaptırıp Müslümanların üzerine atıyorlar. Silah taşımayacağız. Şiddete şiddetle değil barışla karşılık vereceğiz. Ancak büyük bir olay yaşıyoruz. İnşallah bizler bu topraklarda Allah’ın emrettiği gibi yaşanmasına muvaffak olacağız” şeklinde konuştu.

“Birbirimizle çatışıyor ve savaşıyoruz”

Irak eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el Haşimi, “Fikirsel ve mezhepsel alanda ümmet olarak parça parçayız. Hatta birbirimizle çatışıyor ve savaşıyoruz. İslam’ın özünden uzaklaşmış durumdayız. Diyalog ve uzlaşma konusunda farklı düşünüyoruz. Tehditlere karşı koymak noktasında farklı düşünüyoruz. Uzlaşma kültürünün olmayışı da bunda etkili. Hepimizi bir araya getirecek bir reform yapmalıyız. Paramparça halimiz sorunlarımızı daha da artıyor ve düşmanlarımızın bizi kullanmasına teşvik ediyor. Sayımızın fazlalığına ve zenginliğimize rağmen oluyor. Bu dine müntesip olmamız dolayısıyla zulümlere uğradık ve bu zulüm artmakta. Bölünmüşlükten bir araya gelmeye, hasımlıktan kardeşliğe gelmemiz gerekiyor. Bir dayanışma ve işbirliği olması ve bunun gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak biz bunu kaybetmiş durumdayız. Müslümanlar bir aradayken ve Allah’ın ipine sımsıkı sarıldıklarında güçlülerdi. Bizler de bir araya gelip Kur’an’a sımsıkı sarılmalıyız” dedi.

Zenginliğimizi Kullanamıyoruz

Tunus Nahda Partisi Genel Başkan Yardımcısı Abdelfettah Mourou de “Bu İslam’ın izzeti ve onurunu tekrar kazandıracak olanlar biziz. Tek yaralının ben olmadığını gördüm. Bizler dava sahibiyiz. İslam bizim davamızdır. Ama görüyoruz ki ümmet ayrılmış durumda. Yeraltı zenginliğimiz var ama bunu kullanamıyoruz. Emperyaller bunu kullanıyor. Bizim yeraltı zenginliğimizi bize çıkartıp sonra bize satıyor. Müslümanlar, ümmet artık uyanık olmalıdır. Ümmet artık birlik ve beraberlik içinde olalım. Biz İstanbul’a gelince mutlu oluyoruz. Gelip çaresizliklerimizi konuşuyoruz ama buradan çözüm bulmadan gitmeyelim. Bunu bir gezi haline getirmeyelim. Aktif bir hâl alalım. Kişisel ibadetlerimizi yapalım ama birliğimiz ve beraberliğimiz içinde elimizden geleni yapmalıyız. Üniversitelerimizin seviyesini yükseltmek için geleceğimizi görebilecek gençler yetiştirmeliyiz. Okumaya, eğitime önem veren cemaatlere sahip olmalıyız. Eğitim çok önemli. İslam ancak yeni ve şuurlu gençlerle şahlanabilir. Uyanık olan gençlere ümmete ihtiyacımız var” çağrısında bulundu.

Batı Medeniyeti Sadece Müslümanları Değil İnsanlığı Tehdit Ediyor

Cezayir Toplumsal Barış Hareketi Genel Başkanı Abdurrezzak el Mukri de “Karşı karşıya kaldığımız tehditleri Batı medeniyeti ortaya koymuştur. Sadece Müslümanları değil tüm insanlığı tehdit etmektedir. Sanayi devrimiyle ortaya çıkan kapitalizm toplumların kaderini belirlemiştir. Bu durum insanlığın karşı karşıya kaldığı bir krizdir. Dünyanın neredeyse tüm kaynakları az sayıda kişilerin eline geçmiştir. Arap âlemi tamamen kayıp halindedir. Birçok başarı var aslında Türkiye, Malezya ve Endonezya örneği gibi. Arap baharı sürecinde büyük değişim yaşadık ve yeni konjonktür oluştu. Arap baharının getirdiği en önemli prensip özgürlüktür, korku duvarının yıkılmasıdır.” dedi.

23 Mar 2015 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.