Çalışkan: Gazetecilikte yeni dönem(!); Farklı düşünmeyin... Farklı yazmayın...

Milli Gazete köşe yazarı Necmettin Çalışkan, 'Gazetecilikte yeni dönem(!): Farklı düşünmeyin... Farklı yazmayın...' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İslami Analiz/Haber Merkezi

Milli Gazete köşe yazarı Necmettin Çalışkan, 'Gazetecilikte yeni dönem(!): Farklı düşünmeyin... Farklı yazmayın...' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Çalışkan'ın yazısını iktibas ediyoruz:

Gazetecilikte yeni dönem(!): Farklı düşünmeyin... Farklı yazmayın...

Devirler değişiyor, her dönemde birileri aynı köşeleri tutuyor. Gazetecilik mesleği açısından da ironik bir durumla karşı karşıyayız.

Geçenlerde usta bir gazeteci, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun İstanbul’da düzenlediği toplantısına katıldı. Köşesinde, Saadet Partisi’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde etkili rol oynayabileceğine dair bir yazı yazdı. “Vayy! Sen misin bunları söyleyen” birtakım kalemşorlar anında saldırıya geçti.

Şunu üzülerek söylemeliyiz ki bizim mahallenin gazetecisi olarak bilinen bazıları, Ak Parti karşıtı herkese saldırıyı kendisine bir vazife addediyor.

Efendiler sanki ombudsman gazeteci, içerde ve dışarda yaşanan her konuda tek yetkili gibi davranılıyor.

Bir işin doğru veya yanlış olduğuna karar verecek merci gazeteciler değildir. Gazetecilerin yorum yapma özgürlüğü vardır. Ancak hiç kimse başkası gibi düşünmek zorunda değildir.

Hele birinin maşası gibi davranıp başkalarına kara çalmaya kimsenin hakkı yoktur. Hele de hükümetin yaptığı her hatasında onları temize çıkarmak ve yanlışlarını örtbas etmek! Bunu yaparken de sağa sola saldırmak!

***

Bunlara sormak gerekir: Madem milli ve manevi meselelerimizde bu kadar duyarlısınız! Neden Irak'ta Müslümanları katleden ABD askerlerine ülkelerine sağ salim dönsünler diye dua edenlere tek bir kelime lafınız olmadı?

ABD askerleri askerimizin başına çuval geçirirken, Irak’ta çocukları katlederken, kadınların iffetini kirletirken, İncirlik’ten kalkan uçakların bombaladığını neden görmezden geldiniz?

Coniler ülkemize davet edildiğinde, BOP’a imza atılıp İsrail’in etrafı kaosa sürüklendiğinde,

Çözüm sürecindeki yanlışlıklara,

ABD ve İsrail ile "stratejik müttefik model ortak" olunduğunda,

İsrail Cumhurbaşkanı Mecliste alkışlandığında,

AB Bakanlığı kurulup, Fırat-Dicle havzasının uluslararası konsorsiyuma devri imzalandığında neden hiç oralı olmadınız?

Siyonist lobisi "Üstün Cesaret Madalyası" verdiğinde neden bu Müslümanlara ihanettir diyemediniz?

‘Kudüs İsrail’in başkenti’ imzasıyla Mavi Marmara davası 20 milyona satıldığında neden umursamadınız?

***

Ne hikmetse yandaşı olduklarınızın, "FETÖ" ile iş tutmalarını, onları bu hale getiren bağlantılarını zerrece gündem getirmediniz?

Soruyoruz, bu ihanetleri görmüyorsunuz da hükümete karşı iyi niyetle yapılan tüm muhalefet ve eleştirilerde neden bir bit yeniği arıyorsunuz?

Elinizde "hain" damgası hazır, bekliyorsunuz. Günü birlik konjonktürel tiplersiniz, yanıltılmaktan bıkmadınız anladık; biz de haklı çıkmaktan bıkmadık.

Siz durmadan yalanlara muhatap olup çıkarlarınız için yanıltılmaya can atarken; biz hakikatleri söylemekten mi vaz geçelim?

Tarih sizi her zaman çamur adamlar ve siyasetin yardakçıları olarak anacak. Seleflerinize bakarsanız akıbetinizi anlarsınız.

Bu ülkede tribünlere oynamadan hak ve hakikatin temsilcisi olmak ve bunu seslendirmek bir vecibedir.

Toplumun çıkarlarını ön planda tutup kişiler üstü bir siyaset mutlaka olmalıdır ve muhalefet yapabilme hakkının korunması gerekir.

Demokrasinin cilvelerinden biri de iktidarların da bir gün muhalefet durumuna düşmesidir.

Seçim Barajı, Reel Siyaset, Küresel Güçler, Yedi Düvel, Diriliş Ertuğrul, Güncelleştirilmiş Payitaht Kavgaları ve Yükselen Milliyetçilik Dalgası, insanları boğmaya çalışırken, Saadet Partisinin sözleri çeşitli kesimlerden insanlara can simidi gibi geliyor.

Hak ve hakikatin parıltıları, doğruları ve istikamet üzere yaklaşımları olduğu gerçeği Genel Başkan tarafından hatırlatılıyor.

Üsluptaki asalet, bilgelik ve seçicilik kan emicilerin iştahını kapatsa da ülkenin geleceğini düşünen, zihnini kiraya verememiş kesimleri rahatlatıyor. Ümitvar olmamız gerektiğini hatırlatıyor.  

Mesele; doğruyu eğip bükmeden, ama incitmeden, karalamadan söyleyebilmektir. Temel Başkan'ın yumuşak ve kuşatıcı söylemleri kargaşa ortamını çok seven birilerini gelecek kaygısına mı düşürdü acaba?

Gerçeklerin er geç ortaya çıkmak gibi bir alışkanlığı var…

06 Şub 2018 - 01:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.