Kıllıoğlu: ABD’ye beddua edenler de ''stratejik ortak'' sayanlar da aynı kişiler; hangisi doğru?

Milli Gazete köşe yazarı Burak Kıllıoğlu, "Her Şey Doğru, Her Şey Gerçek" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İslami Analiz/Haber Merkezi

Milli Gazete köşe yazarı Burak Kıllıoğlu, "Her Şey Doğru, Her Şey Gerçek" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Kıllıoğlu, iktidarın politikalarındaki tutarsızlıkları somut örnekler vererek ele aldığı yazısında, bu durumu "Dün söylenen bir söz, 'üzerinde tartışılması teklif dahi edilemez' kabilinden değerlendirilirken, bir de bakıyorsunuz bugün o sözü en sert eleştiren 'o sözün sahibi' oluyor." diyerek tasvir ederken, bu kafa karışıklığı neticesinin de korkunç bir istikametsizlik ve kandırılımışlık olduğunu ifade etti.

Yazının tamamı şu şekilde:

Her yapılan doğru, her söylenen gerçek kabul ediliyor ama bu eylemlerin ve sözlerin birbiriyle çelişmesi nedense göz ardı ediliyor. Dünkü eylem, o zamanlar “en iyinin de iyisi” olarak halkın önüne konup en ufak bir tenkide bile tahammül edilemezken, bir de bakmışsınız ki değişen koşullarla birlikte o eylem “tu kaka” edilir oluveriyor. Bu seferki “tek gerçek”, bugünkü eylem oluyor bir anda.

Dün söylenen bir söz, “üzerinde tartışılması teklif dahi edilemez” kabilinden değerlendirilirken, bir de bakıyorsunuz bugün o sözü en sert eleştiren “o sözün sahibi” oluyor. Gerçekler zamana ve koşullara göre değişiyor demek ki… O zaman “dün dündür bugün bugündür” sözünü kendimize rehber edinmemiz gerekiyor anlaşılan o ki.

Mesela ekonomiyi “inşaat odaklı büyüme” patikasına sokup, onu da kentsel dönüşüm başlığı altında ve mümkün mertebe en yüksek imar rantı oluşturacak şekilde (yani kat yüksekliklerini artırdıkça artırarak) yapıp, sonra da “şehirlerimiz heder oldu”, “yüksek binaları biz de sevmiyoruz” demek bu duruma bir örnek sayılabilir. Dünkü eylem yüksek binayı, imar rantını, şehrin canına okumayı beraberinde getirirken, “aman ne kadar güzel, şehir şantiyeye döndü” övgülerine mazhar oluyordu. Bugünkü tenkit de, “aman ne kadar doğru, şehir yaşanmaz oldu zaten” övgüsüyle karşılaşıyor. Birbiriyle çelişen iki tavır ve kimseler de bundan rahatsız değil.

Benzer bir misal, İsrail’le olan ilişkide gizli. İsrail, “çocuk öldürmeyi iyi bilen bir terör devleti” ama aynı zamanda da Doğu Akdeniz doğalgazı için de muhtemel ortağımız. Vatandaşlarımızı katleden askerleri Meclis kararıyla “aklıyoruz” ama miting meydanlarında “terör devleti” demeyi de ihmal etmiyoruz. “Her söylenen doğru” ya ne de olsa!

AB ile olan ilişkilere baksak, aynı durum söz konusu değil mi? Arada sırada AB’ye nizamat verme seansları gerçekleşse de son tahlilde “Ey AB!” tavrı, dönüp dolaşıp “AB’ye girmek istiyoruz”a bağlanıveriyor. Avrupa’nın dillere destan çifte standardını her fırsatta unutup hayallere dalıyoruz ve her seferinde de “AB’ye almayacağız” ifadesine tosluyoruz. Ama baktığınız zaman, “Ey AB!” diye “ayar” verirken de haklıyız, AB’ye girmek “boş hayali” için tavizler verirken de… Gerçi, ne söylense doğru kabul eden, sorgulamayan, kafa yormayan kitleler olduğu müddetçe biraz da normal belki.

Amerika meselesi de aynı durum. Dost meclislerinde, sohbetlerde, miting meydanlarında, ABD’nin ne kadar da emperyalist, ne kadar da işgalci olduğundan bahsedip beddualar yağdıranlar da, ABD’yi “stratejik ortak”, “ebedi müttefik” sayanlar da aynı kimseler. Hatta daha da ileri gidip “ABD ile ortak çıkarlara sahibiz” cümlesi bile alkışlanıyor. Birkaç cümle sonra “katil ABD” denince o da alkışlanıyor tabi. Enteresan bir kafa karışıklığı, çok acı bir fikirsizlik…

Suriye meselesinde, ta en başından bu meseleyi bölge ülkeleriyle çözmeyi ve ABD’yi bölgeye sokmamayı söyleyenler, Suriye iç savaşının başladığı tarihlerde de “doğruyu söylemiyordu”(!) ve bugün haklılıkları ortaya çıktığı halde yine “tenkit ediliyorlar”. Yanlış yaptıkları tarihle sabit olmuş olanlar, o tarihte de “doğruydu”, bugün yanlışta ısrar etseler de “doğru” bulunuyorlar.

Bu nasıl bir hikmetse, dün söylenen bugün tekzip ediliyor ama yine de “her söylenen doğru” kabul ediliyor. Neticede korkunç bir istikametsizlik ve kandırılımışlık oluyor.

Yine de her yapılan, her söylenen doğru!

17 Şub 2018 - 01:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.