'55. hükümeti düşüren Türkbank kasetini cemaat sızdırdı' iddiasına Fikri Sağlar'dan cevap

Emniyet İstihbarat eski Daire Başkanı Sabri Uzun’un, 55. Hükümet’in düşürülmesini sağlayan Türkbank’ın özelleştirilmesiyle ilgili ses kasetinin cemaat tarafından kendisine ulaştırıldığını iddia ettiği CHP Parti Meclisi üyesi Fikri Sağlar, “O kasetin bana geliş biçimini saklamış değilim” dedi.

Emniyet İstihbarat eski Daire Başkanı Sabri Uzun’un, 55. Hükümet’in düşürülmesini sağlayan Türkbank’ın özelleştirilmesiyle ilgili ses kasetinin cemaat tarafından kendisine ulaştırıldığını iddia ettiği CHP Parti Meclisi üyesi Fikri Sağlar, “O kasetin bana geliş biçimini saklamış değilim” dedi. “Yüce Divan’daki tanık ifademde de o kasetin bana nasıl teslim edildiğini ayrıntılarıyla açıklamıştım” diyen Sağlar, şunları söyledi:

“Belgeler bana bir kamu görevlisi tarafından ulaştırıldı. Posta yoluyla gönderildi. Kaynağın kim olduğu önemli değil, önemli olan yapılan hırsızlıklardır. Sabri Uzun, bugün ile o günü karıştıran bir kafa yapısı içerisinde. Bazı şeyleri çok berrak aktarmıyor. O konuya dair ayrıntılar “Kod adı Susurluk” adlı kitabımda var.”

Sabri Uzun’un geçen hafta çıkan “İn-Baykal kaseti, Dink cinayeti ve diğer komplolar” adlı kitabı yakın geçmişle ilgili iddiaları yanı sıra artık gündemde olmayan bazı konuları da yeniden tartışmaya açtı. Kitapta yer alan bu iddialardan birisi de, 55. Hükümet’in düşürülmesini sağlayan Türkbank yolsuzluğuyla ilgiliAlaatin Çakıcı ve Korkmaz Yiğit arasında geçen ses kasetinin, CHP Milletvekili Fikri Sağlar’a Cemaat tarafından ulaştırıldığı iddiası. Konu hakkında BirGün gazetesinden Uğur Koç’un sorularını yanıtlayan (12 Ocak 2015) Sağlar’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

O kasetin bana geliş biçimini saklamış değilim. “Kod adı Susurluk” kitabımda da, Yüce Divan’daki tanık ifademde de o kasetin bana nasıl teslim edildiğini ayrıntılarıyla açıklamıştım. Belgeler bana bir kamu görevlisi tarafından ulaştırıldı. Posta yoluyla gönderildi. Kaynağın kim olduğu önemli değil, önemli olan yapılan hırsızlıklardır. Sabri Uzun, bugün ile o günü karıştıran bir kafa yapısı içerisinde. Bazı şeyleri çok berrak aktarmıyor. O konuya dair ayrıntılar kitabımda var.

Kasetin açıklanması için Deniz Baykal’dan izin almadık. Söz konusu kaseti o zaman CHP içinde bulunan bir avuç cesur insanla beraber açıkladım.

O gün de büyük bir yolsuzluk vardı ve ortaya çıkarılmıştı. Yolsuzluğu örtmeye çalışanlar da -Sabri Uzun içinde miydi dışında mıydı bilmiyorum- o günkü istihbarat dairesi ve diğer polislerdi. Bu gün de 4 eski Bakan’ın yolsuzluğunu kamufle etmeye çalışan benzer bir güç var.

Türkbank yolsuzluğunu “paralelciler” söylemiyle küçültmek yanlıştır. Müthiş bir yolsuzluk vardı. Ortaya çıktı ve bir hükümet devrildi. Bugün 4 Bakan’ın yaptığı yolsuzluklarla hükümet devrilmiyor. Bunu yapanlara kıdem veriliyor. Aradaki fark bu. O günlerde hükümet düşüyordu, bugün Sabri Uzun gibi insanların sayesinde hükümetler ayakta duruyorlar.

Bir gerçek var; hırsızlık. Hırsızlık belgelerinin kimden geldiği, nasıl elde edildiği tartışılarak hırsızlıklar Türkiye’den saklanıyor. İktidarın değirmenine bilerek ya da bilmeyerek su taşıyan insanlar usulde kafa karıştırarak sorumluları akladıklarının farkında olmuyorlar. Gerçekleri çarpıtmak, ya da bugünkü benzer olayların muhataplarına fayda sağlayacak şekilde düzenlemek de ülkeye zarar vermekten başka bir şey değildir.

Dün Ergenekoncu diyerek, bugün ise ‘paraleci’ diyerek hırsızlıkların yolsuzlukların üzerini örtmeye çalışıyorlar. ‘Paralelciler’ kimlerse, iddialar gerçekse onları bulmak hükümetin görevidir. Ancak Hükümet’in en önemli görevlerinden biri de yolsuzluk yapanları Yüce Divan’a sevk etmektir. Aksi taktirde inandırıcı olamazsınız.

Bir hırsızlık olayı vardı, belgeler de elimdeydi. Ben de açıkladım bunları. Vicdanım da rahat. Dün yaşanan olaylarla bugünkü olayları irtibatlandırıp olayların üzerini örtmeye çalışanların vicdanı ne kadar rahat onu bilemem.

Keşke kamuda çalışan her dürüst insan gördüğü yolsuzluğu ve hırsızlığı bir yolla amirlerine, yargıya intikal ettirebilecek cesarette olabilseydi. Uğur Mumcu kaynaklarına yıllarca bu dürüst insanlar sayesinde ulaştı. Bizler de yine aynı biçimde ulaştık, böyle mücadele ettik.

Türkbank, 1998’de Mesut Yılmaz’ın Başbakanlığı döneminde satış için ihaleye çıkarıldı. İhaleyi, 600 milyon dolarlık fiyatla işadamı Korkmaz Yiğit kazandı. Ancak,Alaattin Çakıcı’nın da devreye girdiği Fikri Sağlar tarafından bir ses kasetiyle ortaya çıkarılınca ihale iptal edildi. Skandalla birlikte Yılmaz Hükümeti sarsıldı ve düştü.

Sabri Uzun, “İn” adlı kitabında konuyla ilgili, “Kaset, polis memuru Çetin Y. tarafından kopyalanarak, amiri S.’ye verilmişti. S. bu kaseti Ankara’da görevli B.A.’ya vermiş, B.A. da bir ağabeyi vasıtasıyla, CHP Milletvekili Fikri Sağlar’a ulaştırmıştı. Ses kasetini dinleyen Fikri Sağlar, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a bilgi vererek, onun da onayını alarak, kamuoyuna duyurmuş, ANAP Hükümeti’nin düşmesine sebep olmuştu” ifadelerine verdi.

12 Oca 2015 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.