IŞİD militanıyla röportaj: IŞİD, Suriye’de Baas’a karşıyken, Irak’ta neden Baas’la beraber? Yeni hedef Lübnan mı? (Özel Haber)

Kendisini IŞİD askeri olarak tanımlayan Ebu Bekir El-Cenabi, Kuveyt’te yayınlanan Er-Re’y Gazetesi’nden Elijah J Magnier’e bir röportaj verdi.

İslamî Analiz/Haber Merkezi

Kendisini IŞİD askeri olarak tanımlayan Ebu Bekir El-Cenabi, Kuveyt’te yayınlanan Er-Re’y Gazetesi’nden Elijah J Magnier’e bir röportaj verdi.

Söz konusu röportajı Sena Duman’ın tercümesiyle İslamî Analiz okuyucularının istifadesine sunuyoruz:

“Devlet”in(Irak Şam İslam Devleti askerleri kendilerine IŞİD’in Arapça kısaltması olan “Daiş” yerine “Devlet” denilmesini istiyorlar. Bu yüzden biz de “Devlet” diyeceğiz) bir askeri ilk defa bir Arap gazetesine röportaj veriyor. Cenabi Bağdat’ta yaşıyor ve Irak’ta tanınmış El-Cenabi sülalesine mensup…

Cenabi, Musul’a nasıl saldırıldığını anlatıyor. Irak’ın mevcut haritası üzerinden konuşan Cenabi, Bağdat’a saldırmaktan söz ediyor ve “Lübnan’a yönelik saldırılara hazırlıklı olun” diyor. Ayrıca hedeflerinin Kerkük’ü ele geçirmek ve Bağdat yönünde ilerlemek olduğunu da ifade ediyor. Şunları söylüyor: “Amerikan Başkanı Barack Obama’nın Amerika’nın Irak’a müdahale edeceği yönündeki kararı bizim açımızdan gayet olumlu bir karar… Böylece Irak’taki durum Amerika ve Maliki’nin koordine bir şekilde Ehli Sünnet’e saldırması olarak tanımlanabilecek. Tüm bu olanlar karşısında Suriye’deki cephe asla etkilenmedi. Çünkü Suriye’nin ayrı, Irak’ın ayrı askerleri var.”

Röportajın tam metni:

S:Irak’ta her gün yaşanan çatışmalarda “devlet”in ana faktör olduğunu düşünüyor musun? Yoksa çatışmalarda başka gruplar mı daha aktif?

C: “Devlet” çatışmalara Nakşibendi Ordusu, Mücahidin Ordusu ve İslam Ordusu’nun başı çektiği bazı gruplarla anlaşarak girdi. Bu gruplar hiçbir zaman “devlet”e savaş ilan etmediler. Her zaman tek ortak düşmanımız oldu. Ancak bugün bu gruplarda da ciddi bir dönüşüm gözlemliyoruz. Bu yüzden bu gruplardan ayrılıp bize katılan çok kişi var. Mesela bundan birkaç gün önce Diyale’de İslam Ordusu “devlet”e katıldığını açıkladı. Yine mesela İzzet El-Duri’yi konuşacak olursak, o da benzer hedefler üzerinden bize yardımcı oluyor. Ama temelde “devlet”in ana faktör olduğunu söyleyebiliriz.  Şu anda Beyci, Tikrit ve diğer bazı şehirlerde “devlet”in bayrağı dalgalanıyor.

S: “İslam Devleti”(IŞİD) nasıl oluyor da Irak Baas Partisi’yle bir arada çalışabiliyor? Ortada ciddi manada bir yaklaşım farkı yok mu?

C: Mevcut Irak Hükümeti Irak’ta bulunan Sünnileri, kendilerinin “devlet”e savaş açtığı iddiasıyla engellediler ve susturdular. Öte yandan Irak Baas Partisi ile Suriye Baas Partisi arasında ciddi ayrımlar var. Suriye Baas Partisi İslam’ı bilmiyor. Ancak Irak Baas Partisi, Arapçılığa ve İslami fetihlere inanıyor. Suriyelilerin aksine İslami gereklilikleri yerine getiriyor.  İçlerinden çok kişi “devlet”e katıldı. Bu yüzden mesela Nakşibendi Ordusu, Suriye Baas Partisi’nden farklılar… Onlar namazımızda ve orucumuzda bize eşlik ediyorlar. İslami gelenekleri bizimkilerle aynı… Zaten şu günlerde her iki taraf için de farklılıklara takılmamak hayırlı bir adım olacaktır.

S: Amerikan Başkanı Obama’nın Irak Hükümeti’ne “devlet”i vurma hususunda yardım edecek olmasını nasıl yorumluyorsunuz?

C: Bu bizim için gayet olumlu bir karar… Çünkü bu sayede Irak’ta yaşanan savaş Amerika ve Maliki’nin Ehli Sünnet’e açtığı bir savaş olarak görülecek. Ancak bu karar bizim tavrımızda hiçbir değişikliğe yol açmayacaktır. Zira Irak siyasi ve mezhebi anlamda köklü değişikliklere ihtiyaç duyuyor. Condeelaze Rice da daha önce bunu “En Yüksek Onur” adlı kitabında söylemişti.

S: Sizinle beraber savaşan grupların Irak Hükümetiyle ya da Amerika’yla bir anlaşmaya varması ve böylece savaştan vazgeçmesi mümkün mü?

C: “Devlet” var olduğu sürece kimsenin Amerika’yla anlaşması mümkün değildir. Biz dışarıdan olan ve Irak Hükümeti’ne karşı savaşan birçok grubun -“Ensar el-İslam” gibi- bize katıldıklarını görüyoruz. Bir ayrılık değil, tam tersine bir yardımlaşma söz konusu…

S: Bazıları “İslam Devleti”nin hem Irak hem de Suriye’de ayrı ayrı cephelerde savaşarak sıkıntıya düşeceğini ve bu durumun “İslam Devleti”nin zayıflamasına yol açacağını söylüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

C: Bu doğru bir yaklaşım değil. Irak ve Suriye cepheleri iki ayrı cephe… Irak’tan Suriye’ye gönderilen savaş ganimetleri yalnızca “ek bir yardım” gibiydi, başka bir şey değil. Bizim iki cephede savaşarak zayıflayacağımızı söyleyenlere geçtiğimiz Ocak ayında Nusra ve benzeri gruplarla savaşarak zayıf düşeceğimizi ve böylece savaşı kaybedeceğimizi söyleyenleri hatırlatmak isterim. Biz genellikle olasılıkların dışında hareket ederek şaşırtırız.

S: Musul’a yönelik saldırının zamanlaması nasıl belirlendi?

C: Musul ve Selahaddin şehirlerine yönelik bir şeylerin planlandığını biliyorduk. Ancak zamanından habersizdik. Sadece bir operasyon düzenlenecekti ve Irak’ta bulunan farklı gruplar da zamanı belirlendiğinde bu operasyona katılacaklardı. “Devlet” operasyon düzenlenmeden çok önce Musul’un içine yerleşmişti ve böylece Irak güçlerine karşı yürüttüğümüz askeri müdahale planlandığı gibi içeriden başladı.

S: Neden Bağdat’a yönelik bir saldırı göremiyoruz?

C: Musul’da yaklaşık 2 milyon kişi var. Bağdat’ta ise 6 milyondan fazla… Bağdat’ın kuzeyi, Kazımiye ve Sa’la Şiilerin kalesi sayılır. Diğer yanda “Devlet” ise Bağdat’ın merkezinde, güneyinde ve Babil’in kuzeyinde konuşlanmış durumda… Ayrıca gereken zamanlarda Kerkük ve Diyale’den destek alabileceğimiz mücahitlerimiz var. Şu an için önümüzde iki büyük engel var: Taci (askeri üs) ve Bağdat Uluslararası Havaalanı… Yine de başkente doğru ilerleyebilmek için Beyci’de bulunan askeri gücü yok etmeyi hedefleyen çalışmalar yürütüyoruz.

S: Bağdat’a nasıl gireceksiniz? Bu o kadar da kolay bir şey değil…

C: Şunu unutmayalım, “İslam Devleti”nde bulunan komutanların büyük çoğunluğu eski askerlerden oluşuyor. Ve bu komutanların hala görevde olan askerlerle devam eden ilişkileri bizim işimizi kolaylaştırması için yeterli bir sebep… Diğer yanda çok sayıda kişi “devlet”e karşı savaşıp direnme, Maliki için ölümü göze alma fikrinden vazgeçmiş durumda… Bunun en büyük sebebi de ordu içinde bulunan subayların yakın akrabalarının “devlet”in bizzat içerisinde savaşıyor olması… Bu kişiler de dolayısıyla kendi evlatlarını öldürmeyi reddediyorlar. Diğer yanda biz, Maliki için savaşanlara ne yapacağımızı duyurduğumuzdan beri de birçok kişi bize karşı koymaktan vazgeçti. Çünkü hiç kimse ailelerini muhtaç bir şekilde geride bırakıp öldürülmek istemiyor.

S: Peşmergelerin Kerkük, Hanikin ve Celevla’daki ilerleyişiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

C: “Devlet”in mücahidleri ile bu bölgelerde bulunan peşmergeler arasında ve yine Kürtlerle şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Kerkük taraflarında bir noktaya kadar ilerleme kaydettik. Ayrıca buralarda birçok ajanı ele geçirdik ve ölüm cezasıyla cezalandırıp idam ettik.

Aramızdaki çatışmaların ne boyutta olduğuyla alakalı olarak şunu ifade edebiliriz: Karşı tarafın durumu çok da iyi değil. Çünkü onların Irak topraklarını ele geçirmek gibi planları vardı. Bu sebeple Başbakan Nuri El-Maliki onların bu yöndeki girişimlerini kınamış ve onlara yönelik saldırılar düzenlenmesi yönünde talimat vermişti. Yine “Asaib Ehli Hak” adlı örgütün lideri Şeyh Kays Hazali de Kürtleri girişimlerinden dolayı Bağdat’tan çıkarmakla tehdit etmişti.

S: “Devlet”in Kerkük’ü Kürtlere bırakmayacağı söyleniyor. Bölgesel yönetim lideri olan Mesut Barzani, Kerkük'ün korunması ve Kürdistan'a katılması için genel seferberlik ilan etti.

C: Barzani, “devlet”in içerisinde bulunan mücahitlerin Kürtleri Amerika’dan destek almaları sebebiyle ciddi manada eleştirdiklerini biliyordu. Bu yüzden ortaya neredeyse bir kaos çıktı. Doğrusu şu anda çatışmaların içerisinde çeşitli gruplar var. Bu çatışmaları Ehli Sünnet’in Şia’ya karşı başlattığı bir savaş olarak tanımlayabileceğimiz gibi, savaşın Kürtlere ya da bir başka gruba yönelik olduğu da söylenebilir.

S: “Devlet”in Irak’ta Suriye’deki tavrına oranla daha yumuşak olduğu, Suriye’de çok daha fazla kanlı çatışmalara girdiği dikkatimizi çekti. Bunun nedeni nedir?

C: Irak Suriye’den farklı… Irak’takilerin tavrı da Suriye’dekilerle benzer olsaydı aynı şeyi Irak’ta da görürdünüz. Ayrıca Irak'ta 2006 yılında sert başlamıştık; geçmişte yaşananlardan ibret aldık.

S: Bu konuyu biraz daha açıklayabilir misiniz?

C: “Devlet”, bir grup değil bir düşünce olarak okunmalıdır. Direnişçileri ya da yöneticileri öldürebilirsin ama fikirleri yok edemezsin. Dolayısıyla taşıdığımız ideoloji sayesinde çok sayıda gönüllü çekmeyi başardık. Soruyoruz: Neden bu Sahvalar (Uyanış birlikleri) bize karşı savaş veriyor?  Demokrasiyi yerleştirmek için mi? Hayır! Onlar siyasi çıkarlar için savaşırken biz Hilafeti ve İslami Şeriatı kurmak için savaşıyoruz. İşte bu düşünce, sınırları kaldırıp insanlarla yakınlaşma ve bir devlet kurma düşüncesi bizi bir araya getirdi.

S: Devletin şu an için Lübnan’la alakalı bir planı var mı?

C: Bu konuda yorum yapmayayım. Sadece şunu söyleyebilirim, yakın gelecekte hep beraber göreceğiz.

Konuşmanın devamında Ebu Bekir basın tarafında da “devlet”e yönelik yalan haber furyasının dolaştığını, “devlet”e katıldığını iddia edenlerin büyük çoğunluğunun, “devlet”e zarar vermek isteyen düşmanlardan oluştuğunu ifade etti.

Ayrıca Seyyid Ali Sistani’nin IŞİD’e karşı silahlanma çağrısıyla alakalı olarak Ebu Bekir: “Seyyid Sistani aynı fetvayı neden 2003 yılında Amerika’ya karşı silahlanmak için yayınlamadı? Bizim Amerika’yla işbirliği yapıp Felluce’de, Telafer’de ve Ramadi’de onlarca kişinin ölümüne sebep olan Şia’ya karşı savaş açmamızın temel sebebi budur. 2003 öncesinde Ehli Sünnet ve Şia arasında böyle bir ayrım yoktu. Bu anlaşmazlığı aramıza sokan Amerika oldu. Onlar da bu işi körüklediler” dedi.

24 Haz 2014 - 00:00 - Ortadoğu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.