Yusuf Ziya Cömert'e göre ABD artık 'İrancı' olmuş

Yenişafak Yazarı Yusuf Ziya Cömert, önceleri İran İslam Devrimi'nin yayılmasını engellemek için Ilımlı İslam'ı projelendiren ABD'nin artık bir "İrancı" olduğunu iddia etti.

İslami Analiz/Haber Merkezi

Yenişafak Yazarı Yusuf Ziya Cömert, bugün kaleme aldığı “Batı şeytanın mezhebini değiştirdi” başlıklı yazısında ABD’nin artık İran ve Hizbullah’ı şeytan olarak telakki etmediğini savundu.

İşte o yazı:

Eskiden ‘Şia’ydı Batı’nın ‘şeytan’ı. Sünniler, ‘iyi Müslümanlar’dı. Kimseye bir kötülükleri olmazdı. Devrim mevrim yapmazdılar.

‘İslamizasyon’ diye bir şey çıktı. Yaşı müsait olanlar hatırlarlar.

İran’da bir devrim olmuştu. Amerika’nın canını çok sıkmıştı. Diyorlardı ki, bu devrim, laik, baskıcı rejimler yüzünden başımıza geldi.

Böyle devrimlere mani olmak için, İslam dünyasındaki rejimleri İslam’a karşı yumuşatalım.

Türkiye’de 12 Eylül darbesi oldu. Doğrudur, Kemalizm görüntüleri, başörtüsü yasakları, bütün bürokrasiyi kuşatan ‘üniform’ atmosfer. Ekranlarda askerler, sokaklarda askerler, evlerde askerler. Her taraf haki.

(Tamam, askerler bizim çocuklarımız da, niye askerlik yapmıyorlar da siyaset yapıyorlar?)

O kadar haki ve laisist görüntüye, Doğramacı’ya, Kenan Evren’e rağmen, 12 Eylül darbesinin favorisi ‘ılımlı İslam’dı.

O yıllarda, Cuma’nın vücubunun ve sıhhatinin şartları olmadığı gerekçesiyle Cuma’ya gitmeyenlerimiz çoktu.

Kenan Evren, çıkıp, Cuma’ya gitmeyenleri tenkit etmişti. “Cuma’ya gitmiyorlar, neymiş, Cuma’yı ben kıldıracakmışım” diyordu, hala hatırımda.

Bilmiyordu ki, Cuma’yı kendisi kıldırsa hazır gidenlerin çoğu gitmekten vazgeçecek!

Başka yerler farklı mıydı?

Bizim Evren’imize karşılık Pakistan’ın Ziyau’l Hak’ı vardı. Profilleri birbirlerine yakındı. İkisi de üniformalı. Ziyaü’l Hak, bizimkine göre dindardı.

Endonezya’da katı bir altı ok rejimi vardı. (Altı demeyelim, beş diyelim. Çünkü, bizdeki ‘altı ok’ yerine, Endonezya’da ‘pançasila’ (beş ilke) ideolojisi konulmuştu. Bütün partilerin resmi ideolojisi ‘pançasila’ydı. İsmet Paşa Türkiyesi gibi bir şey yani.)

80’den sonra durum değişti. Hasbelkader, vakit namazında imamete davet edilen bir bakan, Fatiha’yı doğru okuyamayınca istifa etmek zorunda kaldı.

Ilımlı İslam diyorlardı adına. Kulakları çınlasın, Hakan Albayrak, ‘ılımlı İslam’ lafını, ‘ılımsız İslam’ çıkışıyla harika eleştirmişti.

Dedim ya, Şia’ydı Batı’nın ‘şeytan’ı. En başta İran’dı.

Lübnan Hizbullahı mesela... Baş teröristti ABD’ye göre.

Suriye, terörü destekleyen ülkeler listesinin üst sıralarındaydı.

O yıllarda, Sünniler’in daha makul, daha ılımlı olduğuna dair tezler, makaleler gırla gidiyordu.

Bugün, durum değişti.

Batı, ‘şeytan’ın ‘mezheb’ini değiştirdi.

(Lütfen bu yazıdan bir ‘mezhepçilik’ çıkarmayın. Bu işte mezheplerin hiç kabahati yok.)

Görüyorsunuz, ABD’nin İran’la ihtilafı kalmadı gibi bir şey. Uzaktan da olsa bir ilişkileri var ve Irak’ta gül gibi geçiniyorlar.

Türkiye, ilkeli davranarak, İran’a bir dostluk yapmak istedi, nükleer enerji projesi konusunda. İstedi ki, işler sulh yoluyla çözülsün.

Güvenlik Konseyi’nde, Brezilya’yla birlikte menfi oy verdi.

O günlerde Türkiye’ye surat yapan ABD birkaç yıl içinde kendisi ‘İrancı’ oldu.

80’lerden, yani İran’ın ‘öcü’ görüldüğü yıllardan bu zamana kaç yıl geçmiş?

Vay be! Tahmin ettiğimden çok daha uzun zaman geçmiş. 35 yıl!

Gerçi, Batı, şablonunu, 11 Eylül sürecinde değiştirdi.

11 Eylül’den sonra, ‘Sünni düşman’lar üretmeyi ve onlara karşı savaşmayı bir politika haline getirdi.

(Evet, üretiyorlar. Kimse, Batı’nın, el-Kaide ve IŞİD’in oluşumundaki katkısını inkar edemez.)

Dikkatimi çekti, Lübnan Hizbullahı’nın lideri Nasrallah’ın, Charlie Hebdo saldırılarından sonra yaptığı açıklama.

Cümlesi şöyle: Saldırıyı gerçekleştirenler, Allah’ın Peygamberine, kitap yazıp aşağılayıcı filmler çekenlerden daha ağır hakaret ettiler.

Bu cümle değişik. ‘Yanlış’ veya ‘haksız’ demiyorum, değişik.

Biliyorsunuz, Lübnan Hizbullahı, ‘Şeytan Ayetleri’nin yazarı Salman Rüşdi’ye ölüm fetvası veren siyasi veya dini çizginin devamı.

‘Ezber bozmuş’ Nasrallah.

Aynı konuşmada, Suriye’de, Esed’in saflarında savaşanları da selamlıyor Nasrallah.

Normal.

‘Ezmanın tagayyürü ile ahkamın tagayyürü inkar olunamaz’ diyor Cevdet Paşa Mecelle’de.

Sade ‘ahkam’ değil, devletler, örgütler, ‘hizipler’ dahi tagayyür ediyor.

Nasrallah’ın Hatay’da MİT TIR'larına yapılan baskından haberi olmuş mudur acaba?

İşitince sevinmiş midir, üzülmüş müdür?

Ne acayip ‘paralel durumlar’ var dünyada!

19 Oca 2015 - 00:00 - Ortadoğu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.