“Sabra-Şatilla Katliamının Yıldönümünde, Bugün Mezhepçilik Hastalığı Daha Büyük Yıkımların Habercisi”

Lübnan’ın tanınmış Sünni âlimlerinden Şeyh Mahir Hammud 19 Eylül 2014 tarihli Cuma hutbesinde Sabra-Şatilla katliamından söz etti. Hammud katliamın üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen ümmetin şu an içerisinde bulunduğu durumun çok daha kötü olduğunu söyledi.

İslamî Analiz/Haber Merkezi

Lübnan’ın tanınmış Sünni âlimlerinden Şeyh Mahir Hammud 19 Eylül 2014 tarihli Cuma hutbesinde Sabra-Şatilla katliamından söz etti. Hammud katliamın üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen ümmetin şu an içerisinde bulunduğu durumun çok daha kötü olduğunu söyledi.

Mahir Hammud’un 19 Eylül tarihli Cuma hutbesi:

“Sabra-Şatilla Katliamı’nın yıldönümünde bu sene katliamı hatırlamak için herhangi bir şey yapılmadı. Bunun bir sebebi Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de her gün yaşanan katliamlar… Öyle ki artık katliamlar günlük hayatımızın bir parçası haline geldi. Öyle değil mi?

Ümmet iyi durumda değil… Hatta belki de en kötü durumunda… Biz Sabra-Şatilla Katliamı’nda aleyhine komplo kurulmuş ve katliama maruz kalmış mazlum bir halk olmamıza rağmen ne İsrail suçunu itiraf etmiş ne de Lübnan suçlu olduklarını açıklamıştı.

Bugün ise çok daha kötü bir şekilde birbirimizi öldürüyoruz. İçimizden biri çıkıyor. Öldürüyor, yakıp yıkıyor. Sonra da gelip kendisinin İslam ve düzen istediğini iddia ediyor. “Onlar iyi işler yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.” (Kehf:104)

Evet, bir diğer yanda da ümmetin içinden çıkıp bizim için İsrail’den intikam alanların olduğunu söylemeliyiz. Sabra-Şatilla Katliamı'ndan sonra 1982 senesinde direniş daha da güçlenerek harekete geçti ve İsrail 1985 ve 2000 yılları arasındaki uzun süre zarfında geri çekilmeye mecbur kaldı. Direniş aynı şekilde Arap ülkelerinden ve diğer ülkelerden kendisine yöneltilen komplolara rağmen Lübnan’da, sonra da Filistin’de zafer kazandı. Üstelik şu anda direniş için özellikle de Arap ülkelerinden ve diğer bazı ülkelerden yöneltilen muhalif görüşleri susturabilecek bir bilincin oluştuğunu söyleyebiliriz.Ancak bu durumun da daima direnişin aleyhine komplolar yürüten Arap toplumları karşısında devamlı bir durum olduğunu söyleyemeyiz. Bugün İslam ve Arap toplumlarının genel gündeminde cahil tekfirci mantık hâkim... Bu furya ümmetin tüm gençlerini etkisi altına alıyor. IŞİD adındaki örgüt ve onu takip edenlerin kör cehaleti en küçük bir dini ilkenin bile eleştiri konusu olmasına sebep oluyor. Bu sayede İslam gerçekten ilerliyor mu yoksa geriliyor mu?

Ümmeti ileriye taşımak isteyenler için söylüyoruz;  bu o kadar da kolay bir iş değil… Eğer gayba iman olmazsa, Allah’ın (كن) “ol” emriyle her şeyin değişebileceğine iman edilmezse, eğer bu dini ayağa kaldıracak olanın Allah olduğu unutulursa bu iş olmaz. Her şeyden önce şunu bilmeliyiz ki, biz eğer Allah bizimle olmazsa İslam dünyasının dört bir yandan kuşatmış olan mezhepçilik cehaletini temizlemekten de aciziz.

Sabra-Şatilla’da bir zulüm yaşandı. Ama geçmişte kaldı. Şimdi ise ümmetin orta yerinde katliam yaşanıyor. Ümmetin bir ferdi başka bir ferdini hakka davet etmeden kendisine göre hata üzere gördüğü için kanını döküyor. Biz Sabra-Şatilla’da zulüm altındaydık. Ama şimdi birbirimizi öldürüyoruz.

Sayda’da benzerlerine tanık olmadık mı? Aynı şekilde gençlerimiz katledilmedi mi? Selim Hicazi ve Bilal Azzam ve onlar gibi diğer bazıları şehit edildiler. İçimizde ümmetin halini önemsemeyenler vardı. Ancak bu gençler öyle değildi. Ümmet için canını ortaya koyabilecek durumdaydılar. Onlar dosdoğru yolda ilerlediler. Ancak diğer yanda başka gençler cehalete bulanmış bir şekilde kara olanı ak görmeye devam ediyorlar.

Bugün ümmeti ileriye taşıyacak olanlar çoğunlukta olanlar değildir. İslam etkili bir ilaç gibi düşünülecek olursa, eğer bu ilaç doktor vasfını taşımayan bir kişi tarafından yanlış dozda verilirse zehre dönüşecektir. Bugün tekfircilerin düştüğü durum da budur. Yanlış dozda ilaç alımı sonucunda bünyeleri zehirlenmiştir. Bu zehir hem onları öldürmekte, hem de onların başkalarını öldürmesine sebep olarak İslam’ı doğru yoldan saptırmaktadır.

Bu bağlamda Lübnan içerisinde daha önceden orta yollu olarak tanınmalarına rağmen bugün Nusra, IŞİD gibi grupların yanında yer alıp birilerinin öldürülmesine göz yuman bazı âlim ve şeyhleri de tövbe etmeye ve hatadan dönmeye çağırıyoruz.

19 Eyl 2014 - 00:00 - Ortadoğu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.