İlhami Güler’den ‘Hacc’ yazısı: “Mekke’nin Manhattan’a, Kâbe’nin Puta Dönüşmesi”

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Güler, İslami Analiz için kaleme aldığı yazısında, ‘Hacc’ın gerçek işlevini ve Mekke ve Kabe’nin asıl fonksiyonunu icra edememesini gündeme getirdi.

İslamî Analiz/Köşe Yazıları

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Güler, İslami Analiz için kaleme aldığı yazısında, ‘Hacc’ın gerçek işlevini ve Mekke ve Kabe’nin asıl fonksiyonunu icra edememesini gündeme getirdi.

Yazıdan bir kesit şöyle:

Diyanet İşleri Başkanı, düzenlediği basın toplantısında “vinç kazası” esnasında yaralılar kurtarılmayı beklerken, hacıların “Tavaf” yapmaya devam ettiklerini söyledi. Görüntüler de aynı gerçeği doğruluyordu. Bu durum, “Hacc” ibadetinin fenomenolojik düzlemde bu gün içinde bulunduğu dini-psikolojik-ahlaki manzarayı sergiler.

Önce Mekke’den başlayalım. Bu şehir, içinde barındırdığı kutsal mekânın(Kâ’be’nin) sembolik dinselliğine/ulûhiyetine/maneviyatına/ruhaniyyetine uygun cesamette ve mimari bir zerafette tutulamayarak gökdelen binalar, oteller ve alış-veriş merkezleri ile New York’un “Manhattan” semtine dönüştürülmüştür. Yüzyıllar boyunca İslami terbiye, Ka’be’den yüksek katlı bina yapmayı saygısızlık olarak algılamışken; bugün adetâ Ka’be ve Mescid-i Haram,  gökdelenlerin, rezidansların ve otel binalarının ayakları altına gömülmüş bir “karaltı” olarak kalmış durumdadır. Hacc ibadetinde Hz. İbrahim’in yaşamının ve verdiği Tevhit mücadelesinin onca hatırası birer “menasik” olarak Tanrı tarafından korunmuş iken(örneğin: sa’y,  makam-ı İbrahim…); Hz. Muhammed ve Ashabının Mekke ve Medine’de veya başka bir yerde sürdürdükleri 23 senelik yaşam ve mücadelesinden “hatıra(tezkire/zikra)” olarak hiçbir şey bırakılmamıştır. Ka’be ve Mescid-Haramı bu duruma düşüren ruhun, bedevi gabiliği olan “Selefilik” ve petro-dolar tarafından zehirlenmiş bir içgüdü olduğu ortadadır.

“Allah’ın Evi” olarak isimlendirilen Ka’be’ye gelecek olursak, Tevhid inancını tarihe tutturan ilk peygamber olan Hz. İbrahim tarafından itikaf, tavaf ve kıyam-rüku-secde(Namaz) ibadetleri için “mabed” olarak(2/125, 22/26) oğlu İsmail ile birlikte inşa edilmiştir. Ka’be(siyah örtülü küp yapı), İnsanlık için Tanrı adına, yeryüzünde sembolik bir merkez/kaldıraç(kıyamen, 5/97), insanlığın yöneleceği hedef/kıble ve sığınak(mesabeten ve emnen,2/125) anlamlarına gelir. Hacc ibadetinin(rükünlerinin) sembolik anlamları da bu çerçevededir. Uluhiyeti parçalayan ve insanın güçsüzlüğünü aşmak için yardım(36/74) ve güç(19/81), olsun diye yaratılan “put”ların sembolizmine karşı, kimliksiz “küp yapı” ile Tanrının aşkın varlığını ve tekliğini ifade etmenin bir aracı. Putperest bir toplumda, aşkınlığın idrakinin zorlandığı bir aşamada insanlığa verilmiş nezih bir “taviz”. Aslında ibadet mekânı iken; ibadet “vasıtasına” dönüş. Varlık aleminde/evrende “Dengi hiçbir şey olmayanın”(112/4), “benzeri hiçbir şeyin olmadığı”(42/11) Allah’ın ve insanlık için hayırhah niyetlerinin yeryüzünde “temsili”; Hz. İsa’nın Hıristiyanlıkta inanıldığı gibi, ona benzer bir şekilde “Ka’be, Tanrının “incarnation(bedenlenme-tezahür)”ı değildir.

Müşrikliğe bulaşmamış veya onu bugün aşmış muvahhitler için acaba hâlâ o kadar önemli midir?  Tanrının unutulduğu, öldürüldüğü/inkâr edildiği bir çağda, esas sorun, O’nun “tekliği”nin -anakronik olarak- sembolik ikrarı mı; yoksa, inkârının reddi ve “Var” olduğunun ısrarı mıdır? Hele bu ibadet, -“Vinç Kazası” örneğinde olduğu gibi- insanın hemcinsine yabancılaşmasını, ona merhametini ve adaletini gölgeleyen bir duruma gelmişse. İbadetler, tek başlarına Tanrıyı memnun etmenin aracı haline gelerek, insanın kendi vicdanına ve hemcinsine merhametini yok eden bir raddeye gelmiş ise, bunları tekrar etmenin anlamı nedir?

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

23 Eyl 2015 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.