Bursa Atasoy Müftüoğlu’nu ağırladı (Video)

Atasoy Müftüoğlu, Bursa’da ”Küresel Çağda Varolmak” konulu bir konferans verdi.

Video için play'e tıklayın

Atasoy Müftüoğlu 27 Ekim 2015 Salı günü saat 19:00′da Bursa Uludağ Üniversitesi Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi'nde ”Küresel Çağda Varolmak” konulu bir konferans verdi.

Kürşat Gürsoy’un sunuculuğunu yaptığı programda Atasoy Müftüoğlu’nun hayatını anlatan “Vakti Kuşanan Adam”adlı belegeselin sunumu yapıldı. Belgesel sunumunun ardından kürsüye çağırılan Atasoy Müftüoğlu “Küresel Çağda Varolmak” adlı seminerini gerçekleştirdi. Konferansın ardından kısa bir soru-cevap bölümü yapıldı. Programın bitiminde ise Atasoy Müftüoğlu kitaplarını imzaladı.

“Küresel Çağda Varolmak” adlı bir kitabı da olan Atasoy Müftüoğlu seminerde İslam dünyasının küresel kuşatmalar çerçevesinde maruz kaldığı politik ve dini popülizmlere karşı nasıl mücadele edeceğini, tarih sahnesine ve küresel aktörler arasına nasıl tekrar dönebileceğini pek çok örnekle dile getirdi.

İslam dünyasının hiçbir zaman konuşması gerekenleri düşünmediğini dile getiren Müftüoğlu “Bugün konuşulması gereken İslam dünyasının maruz kaldığı ontolojik ve epistemolojik emperyalizmdir” diyerek şöyle devam etti: “Biz Modern/Seküler/Liberal dünya görüşü tarafından öngörülen ya da dayatılan sınırların toplumlarıyız. Eğer Müslüman olarak kalmak istiyorsak; bu sözünü ettiğimiz emperyalizmin sınırları içerisinde kalarak Müslüman olmamıza izin veriliyor. Nitekim biz de dayatılan bu çerçeveyi kabul ettiğimiz için ontolojik ve epistemolojik emperyalizm ile savaşamıyoruz. Aramızda, bu dayatmalar ile savaşacak bir topluluk yok. Dayatılan sınırların reddedilmesine ilişkin düşünce hayatımızda, kültür hayatımızda, dini hayatımızda bir çaba yok. Hiçbir zaman da böyle sorunlarımız olmadı. Edebiyat ve sanat hayatımızın da böyle bir sorunu yok. Akademik hayatımız zaten bunu yapamaz, böyle bir şeye tevessül edemez, çünkü akademik olma özelliğini kaybeder.”

İslam dünyasının sorunlarını tespit edemediğinden romantik ütopyacılığa sığındığını dile getiren Müftüoğlu şunları söyledi: “Günümüz gerçekliği ile hesaplaşamadığınızda ne yaparsınız yapın romantik ütopyacılığa sığınırsınız. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Düşünce hayatımız, siyaset hayatımız seküler dünya görüşü tarafından fethedilmiştir. Neo-liberal dünya görüşü tarafından fethedilmiştir. Kapitalist dünya görüşü tarafından fethedilmiştir. Biz ne yapıyoruz biliyor musunuz? Hepimizi kast ederek söylüyorum, bu fetihlerle ilgilenmiyoruz. Bu toplumunun Seküler, Neo-liberal, Kapitalist dünya görüşleri tarafından fethedildiği ile ve asıl vahimi Seküler, Kapitalist, Neo-liberal fatihler tarafından konulan değerler/yasalar/ölçülerle yönetildiğimizi konuşmuyoruz. Peki niye konuşmuyoruz? Geçmişe atıfta bulunarak geçmişteki fetihlerden konuşuyoruz. Bugüne söyleyecek sözümüz yok çünkü mezhep sorunu gibi bir sorunla uğraşıyoruz. Çünkü Bâtıniliğe kapandık.”

Müslümanların İslami bütünün mücadelesini vermek yerine mezhebi parçaların savaşını verdiği söyleyen Atasoy Müftüoğlu “Dini popülizm “mezhepçiliklere” ödün veriyor, politik popülizm de “milliyetçiliklere” ödün veriyor. Bu popülizmler aracılığıyla İslami bünye yeniden paramparça ediliyor. Ve bütün bunlar olup biterken aramızdan birileri çıkıp bu ne hal, bunun anlamı ne diye sormuyor. Sorulması gereken şey şudur: “Kuran’ın hiçbir rüknünün kamusal hayatta, siyasal hayatta, ekonomik hayatta, hukuki hayatta geçerli olmadığı bir dünyada siz hangi mezhebin kavgasını sürdürüyorsunuz. Bundan daha saçma, bundan daha anlamsız, bundan daha ilkel, daha primitif bir şey olabilir mi? İslam’ın kavgasını vermiyorsunuz, mezhebin kavgasını veriyorsunuz. Hangi mezhep adına bunu yapıyor olursanız olun; Şiilik, Sünnilik, Selefilik, Vahabilik hangisi adına yapıyor olursanız olun bunun adı tek kelimeyle ilkelliktir. Büyük bir barbarlıktır. Bu İslami bütüne tecavüz anlamı taşır. İslami bütüne ilişkin hiçbir çabamız yok. İslami bir parça üzerine yoğunlaşıyorsunuz. Müslüman olan şunu öğrenir önce; varoluşun bütününü, insanlığı tek parçadan göremezsiniz. Tek parçadan bakmak, bakmak değildir. Tek parçadan bakmak tek gözle bakmak gibidir, tek ufuktan bakmak gibidir, tek boyuttan bakmak gibidir. Yani bakmamaktır. Tek parçadan bakamazsınız. Çünkü Müslüman olmak demek Allah’a inanmak ve alemlere ilişkin ne varsa bunların bilgisine, bilincine sahip olmak anlamı taşır. Alemler umurumuzda bile değil. Herkes kendi kabile asabiyetini büyütüyor. Şunu önemle hatırlamamız gerekiyor. Tarihteki en büyük kırılmalar bedeviliklerden kaynaklandı. Bugün yaşadığımız bütün kırılmaların temelinde bu bedevilikler var. Köylülükler, taşralılıklar var. İslam tarihe medeni bir kültür olarak girdi. Kentli bir kültür olarak girdi ve kentli bir kültür olarak temayüz etti. Çünkü kimseyi ötekileştirmeye tevessül etmedi. Farklılıklarla bir arada yaşama ahlakı geliştirdi.  Farklıyı yargılamadı.  İtham etmedi, sorgulamadı. Bir takım sınırlar ilkeler koydu, incelikler koydu. Kültürler arasında alışverişi öngördü. Kendi bünyemize uygun olanı aldık ve bünyesine uygun olanı verdik.” dedi.

31 Eki 2015 - 01:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.