Mahmud Zahar: Hizbullah ve İran'la Güçlü Bağlarımız Devam Ediyor

Hamas hareketi liderlerinden Dr. Mahmud ez-Zahar, Filistin İslami Cihad Hareketi'ne yakınlığıyla bilinen "Filistin el-Yevm" sitesine verdiği röportajda, Hamas Hükümeti, Hizbullah ve İran'la olan ilişkiler ve Gazze Temerrüt Hareketi hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

İslamî Analiz/Röportaj

Hamas hareketi liderlerinden Dr. Mahmud ez-Zahar, Filistin İslami Cihad Hareketi’ne yakınlığıyla bilinen “Filistin el-Yevm” sitesine verdiği röportajda; (Gazze Temerrüt Hareketi’ne atıfla) Hamas hareketinin sonunun geldiğini iddia edenlerin kısa sürede büyük bir hüsran yaşadığını söyleyerek, Gazze'de yaşanmakta olan krizin Hamas hareketi ile bir ilgisi olmadığını ve bu krizin yapay bir kriz olduğunu belirtti.

Hamas'ın karşı karşıya kaldığı sıkıntıları değerlendiren ez-Zahar, Hamas'ın doğruluğu ve sağlamlığı kanıtlanmış olan “direniş programı”na sımsıkı bağlı olduğunu ve Filistin'in özgürlüğü konusundaki hedeflerini gerçekleştireceğini söyledi.

Yaser Arafat'ın öldürülmesi konusunda da süreçteki belirsizliğin mesuliyetinin Fetih Hareketi’nde olduğunu söyleyerek; El- Fetih Hareketi’nin bir an önce uluslar arası resmi makamlara başvurması ve İsrail'in bu işin arkasındaki güç olduğunu dillendirmesi gerektiğinin altını çizdi. Mahmud Zahar, “El- Fetih, İsrail'i liderini öldürmekle suçlamaya cesaret edemiyor” dedi.

Hamas’ın İran ve Hizbullah ile ilişkisinin aynı ölçüde devam ettiğini söyleyen Mahmud Zahar; “Gazze Temerrüt Hareketi” konusunda ise bu girişimin saçma bir girişim olduğunu belirterek; Muhammed Dahlan gurubunun Temerrüt(isyan) olarak isimlendirilen olayın arkasında olduğunu; bu isyanın Kahire'den yönetildiğini ve tüm isimlerin de Hamas yönetimi tarafından bilinmekte olduğunu iddia etti.

İşte söz konusu röportajın tam metni:

Filistin el-Yevm: Bu günlerde Hamas Hareketi’nin karşı karşıya kaldığı sıkıntılar nelerdir?

Mahmud Zahar: Hamas'ın maruz kaldığı sıkıntılar Hamas'ın kendi içyapısı ile alakalı değildir. Bu sıkıntılar tüm Arap ve İslam aleminin maruz kaldığı sıkıntılardır. Çünkü İslam ümmetinin; asırlardır mallarının ve zenginliklerinin gasp edilmesi, halklarının köleleştirilmesi ve tüm stratejik ve insani imkânlarının sömürge güçlerine hizmet amacı ile ellerinden alınması gibi bir takım hedefler ile karşı karşıya olduğu herkesçe malumdur.

Asıl sıkıntımız Filistin topraklarındaki işgal ve sonra direniş politikasına karşı oluşturulmuş kuşatma, toprakları savaş düzenine göre 48, 56 ve 67 şeklinde bölmesi ki bu topraklara girdiklerinde kendilerine güvenilen bir güç görmeleri onları hayal kırıklığına uğrattı. Yine sınırlarımızın dışında sömürge güçlerinden kaynaklanan bir sıkıntımız var. Buna ek olarak da direniş güçlerinin politikalarını tehlikeli gören bazı Arap ülkeleri var.

FY: Hamas'ın yönetime dahil olması Hamas çevrelerini olumlu mu yoksa olumsuz mu etkiledi?

MZ: Bu konuda bir anket yapılmadığı sürece Hamas taraftarları için ne eksildi ne de arttı demek mümkün değil.

FY: Hamas, yönetimi esnasında neler yaptı/yapıyor?

MZ: Hamas direnişi de diğer çalışmaları da layığı ile yerine getirmiştir. Öncelikle; El- Fetih dönemindekinin aksine her vatandaş görev alma hakkına sahip oldu. O zaman bu yalnızca onların kendi adamları ile sınırlıydı. İkinci olarak; o zaman her türlü gelir kaynağı, belli odaklara akıyordu. Örneğin Muhammed Dahlan milyoner oldu. Üçüncü olarak; her alanda güvenlik işbirliği yapılıyordu, oysa bu şu an Gazze'de yok. Dördüncü olarak; Şalit'in kaçırılması ve güven içerisinde saklı tutulması olayı olmasaydı Gazze özgür olamazdı. Beşinci olarak; 6 senede hiçbir Arap Devletin başına gelmeyen 4 savaş verdik. 2006 saldırısı, 2008 ve 2009'da yapılan saldırılar ve geçen yılki malum 8 Gün Savaşı...

FY: Hamas Siyasi Büro Şefi Halid Meş'al Katar'dan dönecek mi?

MZ: Bu konuda bir bilgim yok ve bana göre, bu iddianın hiç bir temeli yok. Çünkü siyasi büronun bir bölümü de orada. Diğer bölümleri ise başka bölgelerde ve Batı Şeria’da.

 FY: Mahmud Abbas'ın sıkıca bağlı olduğu müzakerelerde eğer İsraillilerle anlaşmaya varılır ve referanduma gidilirse kabul eder misiniz?

MZ: Bizim değişmeyecek 4 ilkemiz var ki onlardan asla taviz vermeyiz ve el- Fetih'in de taviz vermesi doğru değildir. Bunlar, "insan, toprak, değerler ve inançtır."

Mahmud Abbas, asla Filistin halkını temsil etmiyor. Çünkü o, 2005 seçimlerinde başarısız olarak % 26 oy aldı. Hukuk meclisi seçimleri ve politikası başarısız oldu. Kendisi Filistin Kurtuluş Örgütü’nün lideri olarak biliniyor, o halde örgüt nerede? Yok. Filistin halkı yalnızca Gazze ve Batı Şeria'dan ibaret değildir. İşgal edilmiş ve parçalanmış topakları vardır. Dolayısı ile Abbas'ın yanında halkı temsil eden kimse yoktur.

Bundan daha önemlisi düşman İsrail kendisi ile yapılan işbirliğini kabul etmeyecektir. Çünkü düşman malını, mağazası olmayana vermez.

Düşmanın bu görüşmelerdeki amacı açık olduğu üzere, kendisini Yaser Arafat'la değiştirdikleri gibi onun yerine de bir başkası gelinceye kadar zaman kazanmaktır. Bu sebeple bazı Arap devletlerinin baskısı ile Dahlan'ın Abbas'a vekâleti için uzlaşma girişimleri ortaya atılıyor. Böylece Abbas devri kapanacak ve onun yerine Dahlan geçecek. Tıpkı daha önce Yaser Arafat'ın yerine Abbas’ın geçişi gibi.

FY: İsrail, tüneller kazılmasının esas amacının İsrail askeri kaçırmak olduğunu söylüyor; bu doğru mu?

MZ: Ben İsrail'in hedeflerimizden biri olmadığını söylemiyorum. Fakat öncelikle direniş, anayasamız ve hayat rehberimiz Kur'an'a dayanan kutsal bir düşüncedir. Han Yunus ve diğer yerlerdeki tüneller direniş politikasının güvencesidir. Bu direniş güçleri için asıl hedef olan özgürlüğe kavuşabilmek adına gelişim araçlarından bir parçadır.

FY: 8 Gün Savaşı’nın yıl dönümünde İsrail'e bir mesajınız var mı?

MZ: Cevabımız açıktır. Biz savaşın anısına bir hareketin başlayacağını söylüyoruz.

FY: Gazze'ye karşı yeni bir saldırı tedbiri almayı gerektiren sınır saldırıları devam ediyor mu?

MZ: Fikrimce bu tür saldırılar sona erdi. Çünkü son saldırıda kendileri herhangi bir meselenin üçüncü tarafıymışçasına saldırmış olmayı istediler. Dolayısı ile inanıyorum ki bu siyaset şu an sona erdi.

Bunu başlatma olasılığı çerçevesinde tarihi okuyan cevabını kolayca bulacaktır. 48, 56, 67… 73, 82, 87, 2006, 2008, 2009, 2012, her üç seneye bir savaş düşüyor. Görünüşe göre düşman saldırı aralığını ne kadar uzatırsa ardından gelecek saldırı da bir o kadar büyük olacaktır. Ben de oluşturduğu imaj bu.

FY: Bir ateşkes anlaşması var; bu anlaşmayı bozacak olana bakış açınız ne olacak?

MZ: Son olayda bir kişi 20 füze atmış ve hiç biri isabet etmemiş. Ona bunu neden yaptığını sorduğumuzda “Ben, İsrail’in düşman olduğunu biliyorum. O Han Yunus'ta vatandaşlarımıza saldırdı. Cevap vermek gerekliydi.” dedi.

Yorum yok. Çünkü misilleme yapmak veya yapmamak direnişin politikasına karşı tam bir vizyon geliştirmekle alakalıdır. Herkesin yaptığı, kendisinden faydalandığı ve öğrendiği tecrübelerine dayanarak çıkardığı bir takım sonuçlar vardır.

FY: 2012 savaşı sonrası ve anlaşma kapılarının kapanması ve kuşatmanın yenilenmesinden sonra bu gün direniş güçlerinin durumu nasıl?

MZ: Öncelikle Gazze'ye girmek ve işgal etmek güç bir hal aldı. Son savaş açıktı. İkinci olarak; işgal güçleri eğer bir savaş başlatırlarsa bunu önceki savaşı bitirmek için yapacaklarını söylüyor. Yani daha önce girdikleri topraklara yeniden gireceklerini söylüyorlar.  Belki de direnişin imkânları daha fazla veya az olacak Allah daha iyi bilir. Bu bizim hakkında konuşmadığımız taraftır.

Tabi biz akla hayale gelmeyecek yalanlara maruz kaldık. Örneğin, ”Hamas direnişi koltuklara, gösterişli arabalara makam mevkiye ve boş sözlere sattı” gibi. Ve ardından Han Yunus fitnesi ki kendisi bizim için bir zarar olmaktan öte yalnız başına bu yalanları yalanlamaya yeter.

FY: Gazze’deki Filistin Hükümeti Başbakanı İsmail Haniye diğer gurupları hükümet idaresinde yer almaya davet etti. Bu davet çok iyi karşılandı. Ancak henüz olumlu tepki verenlerden hükümet yapısında yer alan olmadı.

MZ: Hayır ne kimse cevap verdi ne de hoş karşıladı. Öncelikle; içlerinde İslami örgütlerinde bulunduğu bu guruplar bu planın iki ay sonra başarısız olacağını, maaşların kesileceğini, kuşatma olacağını ve bu nedenle hükümetin düşeceğini zannetti. Muhammed Dahlan bana şunları söylemişti: “Sizin ortaklığınız iki ay sürer; sonra uğurlar olsun.”  Bizler şuan 7. Senedeyiz;  bu ilk mesele.

İkinci nokta; Fetih Hareketi’yle irtibatı olan bazı kimseler, bu duruşları bozamazlar ve böyle bir ittifaka kalkışamazlar.

Üçüncü nokta;  bazı İslami gruplar, hükümete dahil olmanın direniş politikasına zarar vereceğini öne sürdüler. Kanaatime göre bu, hatalı bir düşünce; zira başta da söylediğim gibi biz direniş çerçevesinde hükümeti idare ettik. Ziraattan sağlığa, güvenlikten polis güçlerine kadar hükümetin her kurumu direnişin kurumu haline geldi. Bu mesele insanları şu ana kadar gerçek ortaklığa girme konusunda tereddüde düşürdü.

Kim bir bakanlık alma konusunda yeterli ise buyursun gelsin diyorum. Saraylar yanımızda değil. Bu üzerimize almış olduğumuz bir sorumluluktur ve birçok kimseyi direniş politikası içerisinde görevlendirmemiz mümkündür. Eğer yönetimi teslim almamızdan sonra 2006 savaşını idare noktasında başarısız olsaydık, bu gün Fetih Hareketi burada olur ve insanların başlarını ezmiş olurdu. Ancak bu başarı insanları bu ihtimalden kurtardı.

FY: Gazze birçok krizle karşı karşıya… Size göre bu krizleri aşmanın yolları nelerdir?

MZ: Öncelikle bizler Hamas yönetimi olarak bölge üzerinde ortaya çıkan bu krizlerde taraf olmamakla övünmeliyiz. Çevremizdeki petrol ülkeleri dahil tüm ülkelerin yaşadığı krizin bir benzerini yaşıyoruz. Ancak onların krizlerinin sebebi ne kuşatma, ne işgal ne de yabancıların topraklarına girmesi değil yalnızca yönetimlerdeki başarısızlıklardır.

Hamas'a karşı oluşturulan tüm krizler yapaydır. Bizler için tüm dünya ve bir milyon sekiz yüz bin insan bunu yaşarken ve tüm bu kötü şartlara rağmen bu durumda kalmamız bir gurur vesilesidir. Sonuç olarak biz de krizlerin ana nedeni kuşatmadır.

FY: Olayları okumaya kalktığımızda Arap devletlerinden bazılarının kuşatmaya destek verdiğini görüyoruz. Bunlardan biri de Birleşik Arap Emirlikleri. BAE neden böyle kötü bir konumda?

MZ: Gerçekten bilmiyorum. Dahlan'ın onların yanındaki konumunun güvenlik müsteşarı olması mı? Bilmiyorum. Onların Müslüman Kardeşler tecrübesinden korkmasından mıdır? Bizim soyumuzdan mı nefret ediyorlar? Bilmiyorum. BAE neden bizi düşman kabul ediyor, hiç bilmiyorum.

FY: Aranızda yazışma ve görüşmeler oldu mu?

MZ: Biz kendileri ile onurumuza leke getirmeyecek ve ilkelerimizden şaşmayacağımız derecede bu krizi hafifletmeye çalıştık.  Ancak şu ana kadar bir sonuç alamadık.  Doğrusu bilmediğimiz bir sebeple bize düşman muamelesi yapılmaktaİsrail'i sevmediğimiz için mi? Fitneyi sevmediğimiz için mi? Batının bizi sevmememsinden mi? Hamas'a karşı düşmanlığının sebebini bilmiyoruz.

BATI VE BAZI ARAP DEVLETLERİ, DAHLAN'IN ABBAS'IN HALEFİ OLMASINI DESTEKLİYOR

FY: Abbas ve Dahlan arasındaki anlaşmazlığın gerçek bir anlaşmazlık olduğuna inanıyor musunuz?

MZ:  Aslında Arafat'ın üstüne çıkan kimdi? Muhammed Dahlan ve ekibi Gazze’de sorumlu iken Arafat’ı “koyun adam” ve fesatçı olarak nitelendiriyorlardı; ancak suikast yapılınca ona mirasçı oldular.

Şimdi neden Fetih hareketi Batı Şeria'da Dahlan'ın Mahmud Abbas ile barışı için dönmesini reddediyor? Çünkü Arafat tecrübesi kendileri için bir örnek. Dahlan ve Abbas Arafat'tan kurtulmak için işbirliği yaptı. Şimdi İsrail’le yapılan görüşmelerden dokuz hafta sonra Abbas başarısızlığa aday. Onun yerine gelecek olan kim? İsrail için çalışacak bir adamın gelmesi gerekiyor. Ve Dahlan ABD, İsrail ve Arap ülkeleri tarafından bu aşamayı tamamlamaya aday olarak gösteriliyor.

Hükmettiği kendi şahsi menfaatidir. Onların ne dini, ne inancı, ne anlaşması ne de yönetecekleri bir anlaşmaları var.

FY: Arap ve Batılıların Dahlan'ın Batı Şeria ve Gazze'ye tekrar döndürme çabalarının başarılı olmasını onaylıyor musunuz?

MZ: Dahlan'ın ne Gazze ne de Batı Şeria'da yeri yok. Gazze'deki yandaşları da eğer kendilerine yardımı keserse onu terk ederler. Batı Şeria ile bağları sıfır. Nasıl dönecek? Gazze açısından dönmesi imkânsız.

HİZBULAH VE İRAN İLE GÜÇLÜ BAĞLARIMIZ VAR

FY: İran Gazze Şeridi’nde Filistin direnişine en çok destek veren ülke… Bağlarınız hala güçlü mü?

MZ: Bizim İran ile bağlarımızda hiç değişiklik olmadı. İki durumda yollarımız kesişir. Birincisi; İran'da yönetimin el değiştirmesi ki seçimin olduğu tüm devlet ve yönetimlerde son yıl tüm politikalar donar ve gündem, yapılan çalışmaların durumu olur.

İkincisi; bölgede yaşanan kriz esnasında tüm ilişkileri gölgesi altında bırakan Suriye konusundaki duruşu.  Bu durum siyasi anlamdaki ilişkilerin temelini etkileyecek değildir. Ancak bazı politikaların uygulama sürecini etkiledi. Fakat şunu söyleyebilirim ki, “Hiçbir zaman biz İran'a düşman muamelesi yapmadık ve İran'da bize hiçbir zaman bu muameleyi yapmayacaktır." 

Ancak cumhurbaşkanlığı makamının değişim sürecinde yeni cumhurbaşkanının politikaları yeniden gözden geçirmesi olanak dahilindedir.

Sonuç olarak İran ile alakalarımız oldukça iyidir. Destek araçlarından bahsetmekse yalnızca düşman İsrail'in işine yarayacaktır. Bu nedenle konu, dile getirmediğimiz gizli bir konudur. Diyebilirim ki, konuştuğumuz konu çerçevesinde ne İran ile ne de bir başkası ile politikamız değişmedi.

FY: Belki medya üzerinden ABD ve Batı ile İran arasında gerçekleşen diyalogları izliyorsunuzdur. Bu durum, İran’ın Filistin politikasında; Filistin direnişinde güçlü bir müttefik ve kilit destekçi olması bakımından bir değişiklik getirir mi?

MZ: Buna inanmıyorum.  İran'ın söz konusu konulardaki politikaları sabittir; bu politikalar veya Batı ile kendilerine dayatılan ekonomik yaptırımların kaldırılması konusunda oluşturulan bağlar ile Filistin direniş politikasının hiçbir bağlantısı yoktur. Yani İran, ABD ile müttefik olmak adına müzakereleri kabul etmiyor; bilakis yaptırımların yumuşatılması için müzakerelerde bulunuyor.

FY: Hizbullah ile bağlarınızın zarar gördüğü söyleniyor. Bağlarınız şu an ne durumda?

MZ: Görüş farklılıklarımızın olduğu doğru. Ancak hangimiz bir ev içinde bile görüş farklılığı yaşamıyor ki? İhtilaflar bizim bir çekişme içinde olduğumuz anlamına gelmez.  Hizbullah ile bağlarımız sağlamdır. Bağların koptuğu iddiası doğru değildir.

FY: Şehadetinden sonra Yaser Arafat'a bakışınız nedir?

MZ: Öncelikle Yaser Arafat konusunda olumlu ve olumsuz birçok durum söz konusudur. Bana kalsa olumsuz davranışları olumlulardan daha fazla. Çünkü Filistin yönetiminin İsrail ile yardımlaşması olayını ilk başlatan odur. Onun bu yaptığı, İsrail açısından tüm bedelleri bedavaya sunması olarak algılandı. Çünkü o, taviz adımını ilk atandı. 67 sınırları hakkında konuşulmaya başlandığında o Filistin topraklarının % 80'inden vazgeçti. Kendileri ile güvenlik yardımlaşmasının başlaması, İsrail'in ana düşman olduğu fikrini yıkıp geçti. Dolayısı ile ondan sonra gelen tüm bu insanlar da ulusal plan adı altında bu meseleye mirasçı olmak adına geldiler. Yani İsrail ile güvenlik yardımlaşması yüce bir ulusal menfaat haline geldi.

İkinci olarak; daha önce Arafat'ı sattıkları gibi şimdi de kalıntılarını satıyorlar. Kalıntılarını satan grup, onu öldüren gruptur. Onu öldüren biri yada tamamı; ama Fetih Hareketi’nin kendisidir. Bu işi yapanın kim olduğu ortaya çıkıncaya kadar bunun sorumlusu Fetih Hareketi’dir. Ölümünden 9 sene sonra bile hala daha kimin öldürdüğünü bilmiyoruz. Onu öldürenlerin Fetih Hareketi içinden mi yoksa dışından mı olduğunu bilmiyoruz ama bildiğimiz o ki ona ulaşılmasına sağlayan el-Fetih Hareketi’dir. Onun öldürülme kararı İsrail tarafından verilmiştir. Ölümünde kullanılan madde İsrail ürünüdür. Bunu inkâr eden yok.  Ancak ben onu eli ile öldürenin kim olduğunu soruşturuyorum.  Bu zehri ona verenin kim olduğunu soruyorum.  Kesinlikle o ya Fetih'tendir ya da Fetih'in içinden çıkan biridir.

Şimdi Fetih Hareketi bu zehrin İsrail'den geldiğini konuşuyor. Ancak bu konuda İsrail'e suçlama yönelttiler mi? Hayır ve buna asla cesaret edemeyecekler.  BM'ye gittiler mi? Hayır. Buna asla cüret edemeyecekler. Çünkü bunu yapmaları demek Arafat'a yapılanların kendilerine de yapılması demek olacaktır.

Ben Arafat davasının Fransız-Rus ortaklığındaki planlar arasında kaynayıp gideceğini düşünüyorum. Çünkü onlar Rus-Fransız raporlarını beklediklerini söylüyorlar. Fransa raporda çıkmasına rağmen senelerce gizledi. Çünkü bu delilleri İsrail'in korkusundan ve durumun siyasete, ekonomiye yapacağı etkiden dolayı teslim etmeye yanaşmıyor. Dolayısı ile ikiyüzlü bir durumla karşı karşıyayız.

İnsanın yaşama hakkı, siyasi çıkarlar, güvenlik ve maddi korkular nedeni ile yok edildi. Sonuç olarak Fetih Hareketi, liderinin ölümünden sorumludur ve onu öldüreni söylesinler.

KİM TEMERRÜT HAREKETİ’NİN YANINDA DURUYORSA BEDELİNİ ÖDER

FY: Gazze Temerrüt Hareketi hakkında ne düşünüyorsunuz? Arkasında kim duruyor olabilir?

MZ: Öncelikle; Temerrüt(isyan) Hareketi’nin amacı nedir? İsyan nedir? Bu oldukça saçma bir fikir. Onlar Mısır ve Tunus'ta isyan görünce " Neden biz isyan etmeyelim" dediler.

İkinci olarak; bölgedeki isyan büroları Mısır'da bulunmaktadır ve Muhammed Dahlan grubuna mensup Filistinliler tarafından yönetilmektedir ki isimleri bizce malumdur.

Üçüncü olarak; isyan adına hazırlanmış sitelere girenlerin tamamı Hamas yanlılarıdır ve orada görüşlerini ifade ediyorlar. Bu etkileyici bir yöntem değil aksine isyanın hiçbir anlamı olmadığının ispatıdır.

Dördüncü olarak; isyancıların tamamı tespit edilmiş kimselerdir. Dakikasında onları yakalamamız ve bu sorunu sonlandırmamız mümkün. Onlar kendilerini öldürmek, kışlaları yakmak ve karışıklık çıkarmak istediklerin söylüyorlar. Başka ne istersiniz? Yönetimi ele almak ve Kassam Tugaylarını yenerek ellerindeki güvenlik teçhizatını ve silah kaynaklarını ele geçirmeyi de ister misiniz?

Fetih katılıyor; ancak yöneten sorumlu kim? Dahlan grubu. Batı Şeria'da güvenliğin istikrarsızlaştırılması ve insanların öldürülmesinden ya da patlama ve kaos oluşmasından mutlu olanlar var. Çünkü Batı Şeria, üçüncü intifadaya aday ve bu nedenle Gazze'deki durumu istikrarsızlaştırmayı istiyorlar.

Onlar Yaser Arafat’ın şehadet yıl dönümünde onu öldürenin kim olduğunu konuşuyorlar.  Ölümünün şerefine program düzenlemek istiyorlar. Onu öldüren siz değil misiniz ki liderinizi öldürme şerefine kutlama yapmak istiyorsunuz? Sizin yanınızda katilin karşısında durmam için söyleyin; katili kim?

Onlar Yaser Arafat’ın ölüm yıl dönümü bahanesi ile karışıklık çıkarmak istiyorlar. Buna asla izin vermeyeceğiz...

17 Kas 2013 - 00:00 - Dünya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.