Sakarya'da 642. hafta: Adalet herkese lazım!

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 642. hafta basın açıklamasında, “İsrail gasp ettiği tüm Filistin topraklarını terk etmediği sürece Ortadoğu'da huzur sağlanamayacaktır.” denilirken yapılması gerekenin Filistin direniş örgütlerinin başta askeri olmak üzere her açıdan desteklenmesi olduğu ifade edildi.

Sakarya'da 642. hafta: Adalet herkese lazım!
Sakarya'da 642. hafta: Adalet herkese lazım!
+1
Haber albümü için resme tıklayın

İslami Analiz/Haber Merkezi

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 642. hafta basın açıklamasında, “ İsrail gasp ettiği tüm Filistin topraklarını terk etmediği sürece Ortadoğu'da huzur sağlanamayacaktır.” denilirken yapılması gerekenin Filistin direniş örgütlerinin başta askeri olmak üzere her açıdan desteklenmesi olduğu ifade edildi.

Diriliş Saati Dergisi adına yapılan açıklamada ayrıca “Sadece FETÖ sohbetlerine katıldığı, Zaman Gazetesi okuduğu, çocuğunu FETÖ okullarına gönderdiği, Bank Asya'da parası bulunduğu gibi gerekçelerle tutuklanan binlerce insanın durumu tekrardan gözden geçirilmelidir. Bu söylediklerimiz FETÖ'yü hafife almak ya da FETÖ'nün ihanetlerini görmezden gelmek anlamına asla gelmez. Platformumuz, Fethullah Gülen'in Amerika ile 1980 sonrası kurduğu kirli ilişkiyi ve bu yıllardan itibaren nasıl kullanıldığını kurulduğu andan itibaren sürekli gündemleştirmiştir.” ifadeleri yer aldı.

Basın açıklamasının tam metni:

ADALET HERKESE LAZIM!

Türkiye'nin FETÖ sendromu devam ediyor. Kendi iradeleri dışında telefonlarına ByLock programı yüklendiği tespit edilen sanıklar serbest bırakılmaya başlandı. Daha önce de bu meydandan defalarca ilan ettiğimiz bir hususun altını tekrar çizmeyi uygun görüyoruz.

Sadece FETÖ sohbetlerine katıldığı, Zaman Gazetesi okuduğu, çocuğunu FETÖ okullarına gönderdiği, Bank Asya'da parası bulunduğu gibi gerekçelerle tutuklanan binlerce insanın durumu tekrardan gözden geçirilmelidir. Saydığımız nedenlerle tutuklamaların haklı bir gerekçesi yoktur. Bu nedenler ilgili kişilerin FETÖ sempatizanı olduğuna delalet edebilir. Ancak FETÖ üyesi olduğuna ya da FETÖ'ye yardım ve yataklık yaptığına delalet etmez.

Ayrıca tutuklananların bir kısmı da FETÖ ile doğrudan hiçbir irtibatları olmadığı halde kendi iradeleri dışında kurulan bazı irtibatlandırmaların kurbanı olmuşlardır.

FETÖ okullarından mezun olmak veya yıllar önce okurken FETÖ evlerinde kalmak gibi hususların suç kapsamında sayıldığı ucube bir dönemden geçiyoruz.

Bu ülkeyi yönetenlerin kendi çocuklarının, yeğenlerinin, gelinlerinin damatlarının birçoğunun 2014'e kadar bu okullarda okuduğuna ya da eğitimleri sırasında FETÖ evlerinde kaldığına dair çok sayıda örnek verebiliriz. Bu kişiler de acaba aynı akıbete uğramış mıdır?

Benzeri bir ucube uygulama da kapatılan Fatih Üniversitesi mezunları için yürürlüktedir. Fatih Üniversitesi mezunları kesinlikle hiçbir yerde işe alınmamaktadır. Bu üniversite mezunlarının hepsi potansiyel FETÖ'cü olarak değerlendirilmektedir. Böylesine bir akıl dışı uygulamanın dünyanın hiçbir yerinde benzeri olduğunu sanmıyoruz. Bu söylediklerimiz FETÖ'yü hafife almak ya da FETÖ'nün ihanetlerini görmezden gelmek anlamına asla gelmez. Platformumuz, Fethullah Gülen'in Amerika ile 1980 sonrası kurduğu kirli ilişkiyi ve bu yıllardan itibaren nasıl kullanıldığını kurulduğu andan itibaren sürekli gündemleştirmiştir. Bu bağlamda iktidarı ve halkımızı devamlı uyarmayı bir borç bilmiştir.

Ancak FETÖ yüzünden mağdur olan insanımız için adaletin sesini yükseltmek de görevimizdir. Bu bilinç ile tekrar yargı ve yürütmeyi temsil eden bütün yetkilileri adaletin tesisi hususunda hassasiyete davet ediyoruz.

Filistin yaramız kanamaya devam ediyor.

Filistin'in yiğit evlatları kararlı bir şekilde direniyorlar. Dün, Cuma günü de Kudüs ve Batı Şeria'da eylemler ve çatışmalar vardı.

Filistin davası sadece Filistinlilerin değil, tüm ümmetin davasıdır.

Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın kutsiyetine uzanan kirli eller ümmet tarafından kırılacaktır. Batısı ile doğusu ile tüm Kudüs Müslümanlarındır ve ilelebet böyle de kalacaktır.

Daha önce de defalarca şahit olduğumuz gibi, bu sefer de Siyonist İsrail'in Birleşmiş Milletler kararını hiçe saydığını gözlemliyoruz.

Son Birleşmiş Milletler kararı, ümmetin ittifakı ve Amerika-İsrail hattının kınanması açısından psikolojik bir destek sağladı ise de, hiçbir yaptırımı olmadığı için fiili bir değişime katkı sağlamadı.

Başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerinin Siyonist İsrail ile barıştan ve iki devletli çözümden bahsetmesinin hiçbir reel karşılığı yoktur.

Bölgemizde barış için İsrail'in Ortadoğu'dan kovulmasından başka çözüm yolu yoktur. İsrail gaspettiği tüm Filistin topraklarını terk etmediği sürece Ortadoğu'da huzur sağlanamayacaktır.

Siyonist İsrail'in anladığı dil direnişin dilidir.

Yapılması gereken Filistin direniş örgütlerinin başta askeri olmak üzere her açıdan desteklenmesidir.

Son olarak değinmek istediğimiz bir konu da terör ve darbe suçundan tutuklu olan mahkumlara mahkeme sürecinde tek tip kıyafet giydirilmesini öngören kararnamedir.

Guantanamo üzerinden örneklenerek gündemleşen bu uygulamayı kesinlikle yanlış buluyoruz. Suçu henüz sabit olmamış, mahkeme aşamasındaki sanıkların böylesine bir uygulama ile aşağılanması kabul edilemez.

İktidarı bu yanlıştan dönmesi konusunda uyarıyoruz.

Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

30 Ara 2017 - 01:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.