İstanbul, 15 Mayıs Nekbe Günü ve Soma İçin Meydanlardaydı!

15 Mayıs Nekbe günü vesilesiyle İstanbul’da da çeşitli etkinlikler düzenlendi. Düzenlenen etkinliğe Soma’daki maden faciasında hayatını kaybeden emekçi işçiler için gıyabi cenaze namazı kılınarak başlandı. Program basın açıklaması ve konuşmalarla devam etti.

İslami Analiz/Haber Merkezi

15 Mayıs Filistin’e Geri Dönüş (Nekbe) etkinlikleri bu yıl da tüm dünyada çeşitli ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de yoğun bir şekilde gerçekleştirildi.

Çeşitli STK’ların bir araya gelerek oluşturduğu Filistine Geri Dönüş Platformu İstanbul’da yoğun bir çalışma yaparak afiş, pankart, el ilanları ve bilboard afişleriyle tüm İstanbullulara günün anlamını ve önemini hatırlattı.

15 Mayıs saat 20.00 da Saraçhane Meydanı’nda etkinlik yapılacağı duyruldu. Etkinliğe bir gün kala Soma’da yaşanan facia nedeniyle programda değişiklik yapılarak maden ocaklarında hayatını kaybedenler için basın açıklaması programa dahil edildi.

Program öncesi Saraçhane Meydanı afiş ve pankartlarla donatılırken saat 19.30 da Soma maden işçileri için gıyabi cenaze namazı kılındı. Ardında Filistin’e Geri Dönüş Platformu ve Mazlumder adına Cüneyt Sarıyaşar tarafından basın açıklaması okundu. Basın açıklaması sırasında katılımcıların yoğun sloganlarla destek verdiği görüldü.

Daha sonra meydanda toplu halde akşam namazı kılındı. Filistin’e Geri Dönüş Platformu sözcüsü ve gecenin sunumunu yapan Mehmet Şahin’in kısa bir açıklamasından sonra programa geçildi.

Mikail Gürel hocanın Kur’an tilavetinden sonra platform adına Sedat Doğan basın açıklamasını okudu. Arkasından Filistin’deki dramı anlatan bir şiir sinevizyonu gösterildi.

Merkezi Lübnan-Beyrut’ta bulunan Uluslararası Filistine Geri Dönüş Platformu adına konuşma yapmak üzere Türkiye’ye gelen Ebu Secad bir konuşma yaptı.

Filistin meselesinin tüm Müslümanların ortak sorunu olduğunu ve her türlü ayrılıkları bir tarafa bırakarak Müslümanların, Filistin dostlarının birlikte hareket etmesinin önemini vurguladı. Mavi Marmara şehitlerinin, Türkiye Müslümanlarının bu konudaki duyarlılığının en büyük göstergesi olduğuna dikkat çekti. Programa katılanları ve düzenleyenleri tebrik ederek konuşmasını tamamladı.

Daha sonra Filistin coğrafyasını,  geri dönüşün önemini ve direnişi anlatan bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

Grup Direniş maden işçilerinin ölümü sebebiyle herhangi bir enstrüman kullanmadan el intifada marşını alandakilerle birlikte söyledi.

Mavi Marmara sinevizyonu gösteriminden sonra şehid Çetin Topçuoğlu’nun eşi Mavi Marmara gazisi Çiğdem Topçuoğlu konuşmasını yaptı.

Konuşma sırasında duygusal anlar yaşayan Çiğdem Topçuoğlu , sinevizyonu seyrederken yeniden gemide gibi hissettiğini ifade etti.Müslümanların arasındaki ayrılıkların artık son bulması gerektiğini ifade ederek, Filistin meselesine Türkiye Müslümanlarının yeterince ilgi göstermediğini ve Filistinli Müslümanların yalnızlaştırılma operasyonlarının başarılı olduğunu söyledi.Konuşmasının devamında Toğçuoğlu “Biz gemide bir avuç insandık ve tüm samimiyetimizle hareket ediyorduk.Görüyorum ki bu alanda, Nekbe Günü münasebetiyle toplananlar da aynı samimi duygularla hareket ediyorlar” dedi. Nekbe gibi önemli bir günde alanların dolup taşması gerektiğini ancak bazı İslami çevrelerin bu konudaki sessizliğine anlam veremediğini ifade etti. Gece katılımcıların yoğun sloganlarıyla devam ederken daha sonra İsrail bayrakları yakıldı. Soma’da hayatını kaybeden maden işçileri ve tüm yeryüzünde emperyalizme , siyonizme karşı mücadele ederken şehid olanlar için Fatiha okunarak program son buldu.

Soma’yla ilgili yapılan basın açıklamasının tam metni şu şekilde:

Sermayenin Kâr Hırsı Devletin Denetim Eksikliği

Manisa'nın Soma ilçesinde, özel bir şirkete ait kömür işletmesinde meydana gelen patlamada yüzlerce canı kaybetmemiz dolayısıyla derin bir üzüntü içerisindeyiz. MAZLUMDER olarak hayatını kaybeden işçilerimize Allah’tan rahmet; ailelerine, sevenlerine başsağlığı ve sabırlar diliyoruz. Aynı elim kazada yaralanan kardeşlerimize, geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyoruz.

2012 yılında yalnızca maden sektöründe 81 işçinin, 2013 yılında ülke genelinde 1235 emekçinin, 2014 yılının daha ilk dört ayında en az 369 emekçinin, ağır ve denetimsiz çalışma koşullarında hayatını kaybettiği düşünüldüğünde, yaşanan bu can kayıplarının “ihmal” ya da “kaza” olarak geçiştirilemeyeceği ortadadır.

Karşımızda amansız bir kâr hırsıyla rekabet eden yerel ve küresel sermaye ile insanın en temel haklarından yaşama hakkının dahi riske atılabildiği, çalışma koşullarını hakkıyla denetlemeyen devletin işbirliği neticesinde ciddi ve çok boyutlu bir sorun bulunmaktadır. Nitekim Soma'daki maden faciası da bu işbirliğinin acı bir neticesidir.

Her ne kadar Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. yetkililerince “kaza” olarak nitelendirilen patlamanın, “alınan en yüksek ve sürekli denetim altında olan tedbirlere rağmen” gerçekleştiği iddia edilse de; muhalefet partileri tarafından teklif edilen, fakat iktidar partisi tarafından reddedilen meclis araştırma önergeleri ortada ivedilikle aydınlatılması gereken bir durum olduğunu göstermektedir.

Mezkûr soru önergesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, çeşitli tarihlerde yapılan teftişlerde tespit edilen noksanlara rağmen üretim faaliyetlerinin durdurulmadığına, bunun yerine para cezası ile yetinildiğine dikkat çekilmişti. Mart ayında Bakanlık müfettişlerince yapılan son teftişte, noksanların giderildiği söylenmektedir. Buna rağmen böyle bir olayın ortaya çıkması, teftişlerin niteliği hakkında da soru işaretleri oluşturmaktadır. Unutulmamalıdır ki ölüm riski madenciliğin kaderidir, deyip insan yaşamı üzerinden kazanç anlayışı kabul edilemez. Haliyle yaşanan bu ağır kaybın basit bir ihmal olarak değerlendirilmemesi gerektiği de aşikârdır.

Birkaç noktadaki soru işaretleri bile bu iddiaları desteklemektedir;

Madende kullanılan trafoların anti grizu (alev sızdırmazlık) özelliğine sahip olmaları gerekir. Yeraltında çalışan bir makinenin, içinde dinamit patlasa dışarıya sızdırmayacak kadar güçlü bir koruma duvarına sahip olması gerekir.

Şirket ve devlet yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda, madende iş güvenliği kurallarına titizlikle uyulduğundan söz ediliyor.

Söylendiği gibi yüksek teknoloji kullanılmış ve güvenlik önlemleri titizlikle alınsaydı bugün bu acıyı yaşamamamız; değil olayın üçüncü gününde, daha ilk dakikalardan itibaren içeride kaç kişinin mahsur kaldığını biliyor olmamız gerekirdi.

Söylendiği gibi ileri teknoloji kullanılan bir madende, trafo patladığında ocaklarda nakliyatı aksatmayacak, asansörleri (kafesler) devre dışı bırakmayacak yedek güçlerin bulunması gerekir.

Aşırı yük çekilmesi durumunda, aşırı akım rölelerinin devreye girip elektriği kemesi gerekir. Kesmiyorsa devreden çıkarılmış demektir ki bu da tek kelimeyle cinayettir.

Söylendiği gibi ileri teknoloji kullanılan bir işletme ocaktaki karbondioksit, karbon monoksit, metan ve oksijen oranları konusunda sağlıklı bir açıklamayı da olayın hemen ardından yapabilirdi.

Bu açıklamaların hiçbiri halen yapılmadı. Buradan anlıyoruz ki madende patladığı söylenen trafo ya alev sızdırmazlık özelliğine sahip değil ya da gerekli bakımları, testleri yapılmadı.

İş Kazalarına Karşı Acil Eylem Planı

Soma’dan acı haberler almaya devam ediyoruz. Bu acının müsebbibi, daha fazla kâr hırsıyla uzun mesailerde insanları çalıştıran, gerekli güvenlik ve sağlık önlemlerini almayan sermaye ile denetimlerin gereğini yerine getirmeyen devlet görevlilerinin, insan hayatını hiçe saymasıdır.  Bu çarpık anlayıştan kurtulmak, bu acıyı tekrar yaşamamak için devlet ve kurumlar nezdinde gerekenler bir dakika dahi geçirmeden, acil eylem plânıyla işler hale getirilmelidir.

Derhal Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı başta olmak üzere, kapsamlı bir dönüşüm eylem planının uygulamaya konulması gerekiyor.

Bu bağlamda işçilerimiz hayattayken canları, sağlıkları güvence altına alınmalı:

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yapısı değiştirilmeli, güçlü taşra teşkilatı olan, tüm işyerlerine nüfuz edebilecek bir yapıya kavuşturulmalı!

SGK ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın denetim ve teftiş birimleri güvensiz ve sağlıksız çalışma konusundaki şikâyetleri aynı gün denetlenecek hale getirilmeli!

İş Kanunu’na aykırı olarak işi ikinci, üçüncü hatta dördüncü firmalara veren taşeron firma sistemine müdahale edilmeli!

İlgili kanunlar, iş kazalarında ihmali görülen iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin, cezai sorumluluk altına alınacağı şekilde yeniden düzenlenmeli!

MAZLUMDER olarak ;

yaşadığımız bu büyük acıyı “işçilerin kaderi bu” diyerek kabul etmemiz mümkün değildir!

Tarihimizde görülen en büyük “maden kazası” sonucu yaşadığımız büyük acının tekrar etmemesi için;

Siyasi iktidarın kamusal yetki ve denetim mekanizmasını, işçilerin can sağlığı ve güvenliğini korumak üzere etkin bir şekilde işletmesi gerektiğini hatırlatıyoruz.

Bunun için Uluslararası Çalışma Örgütü'nün işverenleri, kazaları önlemek için her türlü önlemi alma, riski kaynağında bertaraf etme ve güvenli çalışma sistemleri tasarlama gibi maddelerle yükümlü tutan “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi”ni Türkiye’nin acilen imzalanmasını talep ediyoruz.

Bu gün sahalarında uzman  “İhlalleri izleme tespit ve Raporlama” ekibimiz ile İstanbul’dan yola çıkıyoruz, Bursa ve İzmir’den de katılacak uzman arkadaşlarımızla 40 kişilik bir kadro ile Soma’da saha çalışmalarımızı yapmaya gidiyoruz.

Soma’da hayatını kaybeden ve zarar görenlerin haklarının alınması ve sorumluların adil yargılanma ile cezalarını alması hususlarının takipçisi olacağımızı Kamuoyuna saygıyla bildiririz.

16 May 2014 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.