Darbeden önce Sisi'ye başbakanlık teklif edilmiş

Mısır Şura Meclisi son başkanı Fehmi, "Mursi'nin büyük sıkıntılarla karşılaşacağı öngörülebilirdi. Ancak bu denli şiddetli ve etkili olacağı tahmin edilmiyordu" dedi.

Mısır'da askeri darbeden sonra geçici cumhurbaşkanlığı görevine getirilen Adli Mansur tarafından feshedilen Mısır Parlamentosu'nun üst kanadı Şura Meclisi'nin son başkanı Ahmed Fehmi, mevcut Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin ülkenin seçilmiş ilk cumhurbaşkanı Mursi döneminde kendisine yapılan başbakanlık teklifini kabul etmediğini iddia etti.

3 Temmuz'da yapılan askeri darbenin ardından bir yıldır siyasi arenada görünmeyen Fehmi, ِMısır'da seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi dönemi ve darbe sırasında yakından tanık olduğu siyasi gelişmeleri AA muhabirine değerlendirdi.

Mursi'ye karşı yürütülen savaşın daha Anayasa Mahkemesi önünde resmi olarak cumhurbaşkanlığı yeminini ederken başladığını belirten Fehmi, "Cumhurbaşkanlığı seçiminde Mursi'nin kazanacağının anlaşılması, derin devlet için bir darbe olarak addedildi. Yeni iktidarın, halka karşı işlenen kabahatlerin hesabını sorması ve onların siyasi arenadan uzaklaştırılması ihtimali, korku ve endişeye neden oldu. Mursi'nin büyük sıkıntılarla karşılaşacağı öngörülebilirdi. Ancak bu denli şiddetli ve etkili olacağı tahmin edilmiyordu. Özellikle gerçek manada adalet ve demokrasiyi inşa etmek istemesi, Mursi'nin göreve geldiği ilk günden itibaren izlenmesine neden oldu" dedi.

Fehmi, eski rejim sembolleri, derin devlet ve iş adamlarını birbirine bağlayan ortak çıkarların, Mursi iktidarının düşürülmesi çalışmaları üzerinde büyük etkisi olduğunu ifade ederek, "Bu çıkarlar, İhvan'ın iktidarda yer almasından rahatsız olan iç ve dış aktörler tarafından desteklendi. Mursi ise reform hareketlerinin aşamalı olarak uygulanmasını istiyordu. Ne kimsenin siyaset sahnesinden uzaklaştırılması ne de birinin siyasete girmesi için fırsat verilmesi için çaba sarfetmedi" şeklinde konuştu.

Muhammed Mursi'ye yönelik dış baskıların da olduğunu kaydeden Fehmi, "Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherina Ashton ve dönemin Amerika'nın Kahire Büyükelçisi Ann Paterson'un baskıları mevcuttu. Söz konusu baskı iki aşamada gerçekleşti. İlki; hükümette değişikliğe gidilerek, Ulusal Kurtuluş Cephesi liderlerinden Muhammed el-Baradai'nin başbakan olarak atanmasıydı. Mursi bu teklifi, halkın iradesinin dışında bir hareket olduğu için reddetti. İkinci aşama ise Sisi'nin darbeden iki gün önce erken cumhurbaşkanlığına gidilmesi ve Mursi'nin bu seçimlerde yer almaması yönündeki ısrarıydı" ifadelerini kullandı.

"3 TEMMUZ 25 OCAK'A DARBEDİR"

3 Temmuz'da gerçekleştirilen darbenin, 25 Ocak 2011 devrimine yapıldığını belirten Fehmi, sözlerine şöyle devam etti:

"30 Haziran gösterileri ile 3 Temmuz darbesiyle aynı mesabede değildir. 30 Haziran'dakilerin çoğu derin devlet ve medya tarafından sunulan haberlerin etkisiyle, iyi niyetle, ülkenin genel salahiyeti için sokağa çıktılar. Ancak söz konusu eylemlerde iç ve dış faktörler tarafından desteklenen gruplar da vardı. AB, ABD ve bazı Haliç ülkeleri çıkarlarını gözeterek yeni iktidarın gitmesi üzerine ittifak etti. Bazı devlet kurumları, gösterileri düzenledi ve cumhurbaşkanına yönelik darbenin gerçekleşmesini bekledi."

Mursi'nin Ağustos 2012'de çıkardığı anayasanın darbenin oluşumu üzerindeki etkisi değerlendiren Fehmi, "Anayasa, devrimin taleplerini içeriyordu. Ayrıca ilanından bir hafta sonra yöneltilen eleştirilere binaen düzeltme yapıldı. Bunlar Mursi'ye yöneltilen baskılar için bir kılıf olamaz. O dönemde yaşanan sıkıntılar, derin devlet tarafından yoğun medya baskısı altında aşamalı ve planlı şekilde gerçekleştirildi" ifadeleri kullandı.

"MURSİ, HÜKÜMETTE DEĞİŞİKLİĞE GİDİLMESİNE KARŞI ÇIKMADI"

Fehmi, sokaktaki halkın Mursi'nin siyasi politikasının bir kısmına karşı tepkili olduğunu ancak bu problemlerin siyasi çözümlerle halledebileceğini ifade ederek, Muhammed Mursi'nin sunduğu çözümlerin Ulusal Kurtuluş Cephesi tarafından reddedildiğini dile getirdi. Mursi'nin hükümetin değiştirilmesi fikrin karşı çıkmadığını belirten Ahmed Fehmi, "Mursi, Hişam Kandil hükümetinde değişikliğe gidilmesi, kalanların referanduma sunulmasını teklif etti. Seçim döneminin yakın olduğunu düşünen Mursi, parlamentonun oluşturulmasının ardından 2012 anayasasına uygun yeni hükümetin kurulması fikrindeydi. Mursi, karar ve değişikliklerin bir taraf tarafından değil, demokrasi esasları üzerinden gerçekleştirilmesini savunuyordu" şeklinde konuştu.

Sisi'nin 23 Haziran'dan önce Mursi'ye bir hafta mühlet tanınmasını karşısında biraz endişelendiğini ifade eden Fehmi, bu mühletin direk cumhurbaşkanına yönelik olacağını düşünmediğini kaydetti.

Fehmi, söz konusu mühletin tanınmasının ardından iki gün sonra Sisi ve İhvan yöneticileri arasından düzenlenen toplantıya katılmadığının altını çizerek, "Toplantıya fiili olarak katılmadım. Ancak toplantıda, Mursi'den sokağın taleplerine karşılık veren ve ortamı sakinleştirecek maddeleri de içeren bazı beyanatlarda bulunması istendi. Mursi'de o günün akşamı yaptığı meşhur konuşmasında, parlamentonun kurulmasının ardından cumhurbaşkanlığı için erken seçime gitmeye hazır olduğunu duyurdu. Bunun da 4 ila 6 ay süreceğini dile getirdi"  dedi.

SİSİ'YE BAŞBAKANLIK TEKLİFİ

Mursi ile Sisi arasında geçen son mesajların aracılığını yapmış olan Fehmi, darbe sabahında yaşananları şöyle anlattı:

"Askeri konsey üyesi tümgeneral Memduh Şahin beni aradı. Sisi'nin yapacağı konuşma hakkında ne düşündüğümü sordu, ben de bilgim olmadığını, kendisiyle görüşmediğimi ifade ettim. Bir saat sonra Sisi ile görüşmek üzere bir randevu ayarlandı. Sisi, kendisiyle görüşmeye gittiğimde 'Bana ne söylemek istersin' dedi. Ben de 'Beni arayan sensin. Sen ne söylemek istersin' dedim. Bunun üzerine Sisi, 'Biz bir ya da iki hafta içinde cumhurbaşkanlığı için referanduma gidilmesini istiyoruz' dedi. Ben de, 'Bu kısa bir süre ve boşluğa yol açabilir. Bence bakanlıklarda değişikliğe gidilebilir. Sen de savunma bakanlığının yanı sıra başbakan olabilirsin. Sonra senin de bulunduğun parlamento seçimleri yapılır. Halkın çoğunluğu sana itimat ediyor. Parlamento seçimlerinin ardından ya cumhurbaşkanlığı için referanduma ya da erken seçime gidilir. Böylece olabilecek boşluk giderilmiş olur' dedim. Ancak Sisi, bunun uzun bir çözüm olduğunu, bir veya iki hafta içinde cumhurbaşkanlığı referandumuna gidilmesini istediklerini kaydetti. Bu çözümün yetersiz olduğunu ifade ederek, gazetelerin iktidar karşıtı gösterilere yer verdiği, anayasa meşruiyetini destekleyen gösterileri ise yayınlamadığını belirttim. Kendisine 'Sizi anladım, çözüm için girişim ya da görüşlere ihtiyacınız yok' dedim."

Fehmi, daha sonra Mursi'nin yanına giderek, Sisi ile aralarında geçen görüşmeyi aktardığını ve Mursi'nin ülkenin istikrarı için ilk önce parlamento ve hükümetin kurulması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini onayladığını kaydetti. Daha sonra Memduh Şahin'i aradığını belirten Fehmi, Mursi'yle görüşmelerini Sisi'ye aktarmasını talep ettiğini ve Şahin'in bunun için kendisine söz verdiğini dile getirdi.

Fehmi son görüşmenin ardından meşruiyeti yıkan, anayasayı askıya alan, cumhurbaşkanını kaçırıp, gizleyen sonra da Şura Meclisi'ni geçersiz bir kararla ilga eden darbenin gerçekleştiğini ifade etti. Fehmi, "Mursi, Cumhuriyet Muhafızları binasında tutulurken, kendisi aleyhinde gerçekleştirilen darbenin farkındaydı" dedi.

"Eğer zamanı geri alabilsek, Mursi'in aynı tutumda ısrarcı olacağını düşünüyorum" diyen Fehmi, iki ya da üç hafta içinde cumhurbaşkanlığı seçimine gidilmesinin makul olmadığını ve Mursi'nin gerçek anlamda bir demokrasiyi uygulamaya çalıştığının altını çizdi.

DARBEDEN SONRA

Fehmi, Mursi'nin görevden alınmasından sonra ve 14 Ağustos Rabia katliamından önce askeri meclisten iki kişinin yanı sıra Ezher Şeyhi Ahmed et-Tayyib'in ortamı yumuşatmak ve anlaşma sağlamak için kendisini aradığını belirterek, "Tüm görüşmeler, İhvan'ın ülkedeki mevcut durumu kabul etmesi karşılığında tutuklularının serbest bırakılması çerçevesinde yapılıyordu" dedi.

Kendisine arabuluculuk konusunda herhangi bir teklifin gelmediğini söyleyen Fehmi, istenildiği taktirde taraflar arasında mesaj taşıyabileceğini kaydetti.

Fehmi ülkedeki krizin aşılması çerçevesinde ise şunları sözlerine ekledi:

"Ülkenin bu krize çözüm bulmadan kalkınması mümkün değil. Bu noktada diğer ülkelerin tecrübelerinden yararlanılabilir."

09 Tem 2014 - 00:00 - Ortadoğu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.