Karabıyık: Gençlerin yüzde 41’i haftada en az beş, yüzde 36’sı ise günde iki saat dizi seyrediyor!

YeniŞafak yazarı Sema Karabıyık, 'Sığ hikaye evreninde dizi bağımlılığı' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İslamî Analiz/Haber Merkezi

YeniŞafak yazarı Sema Karabıyık, 'Sığ hikaye evreninde dizi bağımlılığı' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Karabıyık, gençlerin TV bağımlılıklarını konu aldığı yazısında, 'Dizi dünyasının yeni bir ahlak inşa ettiğini, bu yeni ahlakın da en çok gençleri etkisi altına aldığını uzun zamandır yazıyorum. Yolun başında, hayat karşısında deneyimsiz, hayata dair tüm bilgilerini dizilerden devşiren gençler her tür etkiye açık.  Televizyon izlemeye ayırdıkları sürenin bir kısmını kitap okumaya ayırsalar diyeceğim, popüler kitapların/romanların özünde dizilerden bir farkı yok! Geriye kala kala dizileri bilinçli izlemeleri için çaba sarf etmek gerekiyor ki yapmaya çalıştığım tamamıyla bu. Eğrisiyle doğrusuyla seyirci kalmadan anlayarak sorgulayarak takip edilmesi.' ifadelerinde bulundu.

Yazının tamamı şu şekilde:

Hacettepe Üniversitesi’nde doktora çalışması kapsamında, lise ve ortaokul öğrencisi 3654 kişiyle yapılan bir araştırmada, gençlerin yüzde 96’sının TV izlediği tespit edildi. Medya Takip Merkezi’nin gönderdiği basın bülteninde yer alan bilgilere göre, gençler uyumak ve ders çalışmak gibi ihtiyaçların yerine TV izlemeyi tercih ediyor. Gençlerin yüzde 56’sı dört, yüzde 36’sı ise günde iki saatini TV karşısında geçiriyor. En çok tercih edilen program içeriği ise diziler. Katılımcıların yüzde 41’i haftada en az beş, yüzde 36’sı ise günde iki saat dizi seyrediyor.

TV izleme alışkanlığını tespit edebilmek adına sorular büyük ihtimalle televizyonla sınırlı tutuldu. Bu oranlar içinde internetten dizi takip edenler yok! İnternetten dizi izleyenler ilave edildiğinde durumun vahameti daha net anlaşılacaktır. 15o dakikayı bulan dizilerin bir bölümünü izleyebilmek için reklamsız 2,5 saat ekran başında oturmak gerekiyor. Reklamlar ilave edildiğinde hiç bitmeyen dizi yapmışlar hissi yaşatıyor insana. Epeyce bir zamandır ilk bölümler hariç başından sonuna kadar izlediğim bir dizi yok. Çoğu zaman ilk bölümleri de birkaç parçaya bölerek izlemek durumunda kalıyorum. O kadar uzun süre ekran başında oturmak, dikkatimi birbirinin benzeri hikayelere sarf etmek itiraf etmem gerekirse acı veriyor.

Dizi dünyasının yeni bir ahlak inşa ettiğini, bu yeni ahlakın da en çok gençleri etkisi altına aldığını uzun zamandır yazıyorum. Yolun başında, hayat karşısında deneyimsiz, hayata dair tüm bilgilerini dizilerden devşiren gençler her tür etkiye açık.  Televizyon izlemeye ayırdıkları sürenin bir kısmını kitap okumaya ayırsalar diyeceğim, popüler kitapların/romanların özünde dizilerden bir farkı yok! Geriye kala kala dizileri bilinçli izlemeleri için çaba sarf etmek gerekiyor ki yapmaya çalıştığım tamamıyla bu. Eğrisiyle doğrusuyla seyirci kalmadan anlayarak sorgulayarak takip edilmesi.

O kadar sığ bir hikaye evreni var ki dizi sektörünün!

Güney Kore uyarlaması romantik komedilerde fakir kızlar özel asistan, aşçı adı altında zengin romantik karizmatik erkekler tarafından yaşadıkları hayattan çekilip çıkartıldı. Zengin bir erkek hayatına müdahil olmadığı takdirde eğitimin, mesleğin hiçbir önemi yok önermesi zihinlere kazındı.  Fakir kızlar için güzellik eğitimden daima daha önemli gizli önermesini de unutmamak lazım.

Fakirlerin sadece adı fakir. Yaşadıkları hayatın dar gelirlilikle alakası yok. Bir giydiklerini bir daha giymezler, ulaşım araçları illaki taksidir. Bu anlayışı yıkan iki dizi var ekranda. Biri kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalışan Bahar’ın hikayesini anlatan Kadın, diğeri ise Shameless uyarlaması Bizim Hikaye. Bizim Hikaye’de Barış çoğunlukla dolandırıcı baba Fikri’nin borçlarını ödeyerek Filiz’in hayatını kolaylaştırıyor. Kanatsız Kuşlar ise fakir hayattan kurtulmak adına zengin adamın kanatlarının altına girip dört çocuğu olduğu gerçeğini saklayan Nefise’nin yaptıklarını fedakarlık olarak paketliyor. Gerçeği gizlemek, yalan söylemek tekmili birden fedakarlık olarak servis ediliyor.

Lüks içinde yaşayan zenginlerin entrika yüklü çarpık ilişkileri ise Amerikanvari senaryolarla yer buluyor ekranda. Güzel kadınlar, yakışıklı erkekler, sahne başı değişen kıyafetler, havuzlu lüks evler, mutluluk maskesi altında yaşanan büyük mutsuzluklar, ihanet, intikam ne ararsanız var. Ufak Tefek Cinayetler ile temsil ediliyor bu sezon.

Fakir hayatların dramatize edilmesinden hoşlanmayanlar zenginlerin entrika soslu lüks hayatına, zenginlerin entrikalarından doz aşımı yaşayanlar dram yüklü mahalle dizilerine yöneliyor. Tercihler var olan üzerinden değil yok olan üzerinden yapılıyor çoğunlukla. Çünkü biliyoruz ki bu üretim şartları içinde esinlenme, kopyalama, uyarlama olmadan özgün bir hikaye kolayına üretilemeyecek. Mevcutlardan türetilmiş dizilerle devam edecek yoluna dizi sektörü.

09 Kas 2017 - 01:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.