Milat yazarı, “din soslu” yeni sol hareketi yönelimli HDP’nin üç handikabını yazdı

Milat Gazetesi yazarı Adem Çaylak, “din soslu” HDP’nin “yeni sol”u örgütlemedeki 3 handikabını yazdı.

İslamî Analiz/Haber Merkezi

Milat Gazetesi yazarı Adem Çaylak, “din soslu” HDP’nin “yeni sol”u örgütlemedeki 3 handikabını yazdı.

Maddeler halinde söz konusu handikapları sıralayan Çaylak, dinle barışmadığı, şiddet ve silahı bir siyaset yapma biçimi olarak kullanmadığı ve “Türkiye solu”nun en temel handikapı olan Kemalizm ile bağını koparmadığı sürece, din soslu da olsa HDP’nin “yeni sol”u örgütlemesinin mümkün olmadığını vurguladı.

Yazının tamamı şu şekilde:

Selahattin Demirtaş liderliğinde örgütlendirilen Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 2015 genel seçimlerinde almış olduğu oy oranı, Türkiye’de Kürt kimlik ve hareketinin olduğu kadar,  belki de ondan daha fazla oranda “yeni sol” dil ve söylem tınılı bir hareketin ne kadar başarılı olabileceğini göstermiştir. Yıllardır Ak Parti’nin devletten çok  toplumu önceleyen siyasaları ile kapattığı toplumsal alanda, son yıllarda Ak Parti’nin “devletleşmesi” ve “iktidarcı” bir yönelim içine girmesi ile bir boşluk oluşmuştu. “Devletleşme” eğilimi ve “iktidar kibri” içine girerek içinden geldiği toplum kesimlerini ihmal etmeye başlayan, ahlak, adalet, özgürlük, değerler ve gelir dağılımına ilişkin beklentileri karşılamakta yetersiz kalan, “kalkınma”nın yarattığı “refah”tan daha çok zenginlerin istifadesi yüzünden tabir caizse “adalet”i satın almaya başlayan ve kendisine destek vermeyen kesimler ile Kürtlere dönük “üstencil” bir dil kullanmaya yüz tutan Ak Parti’nin terk ettiği boşluktan en iyi yararlanan HDP olmuştur.

Seçim öncesi konuşmalarda, sosyal adalet, özgürlük, eşitlik ve farklılıkları ötekileştirmeyen bir politik dil ve söylemde bulunan HDP’ye oldukça büyük Kürt seçmen desteği yanında Kürt olmayan toplum kesimlerinden de oy kayması, Demirtaş’ın Kürt hareketinin liderliğinden ziyade, Türkiye’de eksikliği hissedilen “yeni sol” hareketin liderliğine oynadığını göstermektedir. Görünüşte İslam’ı karşısına almayarak, dini inançla barışık bir hava çizerek ve listesinde dindar kesimin önemli isimlerine yer vererek “din soslu” “yeni sol” hareketi üzerinden “Türkiyelileşmek” isteyen HDP’nin, Ak Parti iktidarının kimi söylem ve uygulamalarına tepki gösteren dindar ve seküler toplum kesimlerin desteğini sürdürebilmesi için, bünyesini kemirme ihtimali yüksek üç handikapın üstesinden gelecek samimi bir yönelim içine girmesi elzemdir. Aksi takdirde, süreç içinde emanet oylar HDP’den desteğini çekebilecektir.

“Din soslu” “yeni sol” hareketine oynayan HDP’nin handikaplarından birincisi, HDP’nin sözüm ona “din soslu” politik bir dil ve söylemi haiz olmasıdır. HDP, Türkiye sosyolojisinin kimliği ve kültürünün yaratıcı kodunda derin bir yere sahip “din” ve İslami gelenekleri içselleştirmediği ya da onu iyi okuyan ve anlayan samimi bir etkileşime girmediği sürece, örgütlemek istediği “yeni sol” hareketinin Türkiye’de başarı şansı mümkün görünmemektedir. Çünkü Türkiye’de “sol”un başarılı olması, boşluğundaki din ve maneviyat gibi unsurları anlaması, tanıması ve  Türkiye sosyolojisinin en önemli kurucu ögesi İslam ile samimi etkileşime girmesi ile imkân dâhiline girebilecektir. Aynı şekilde tersten Türkiye’de İslami yönelimli bir siyasi hareketin kalıcı tutunum kazanması da, boşluğundaki eleştirel akıl, hareket, devinim, devrimci ve sosyal adalet unsurlarını içselleştirmesi ve yaşaması ile imkân dâhiline girebilecektir. Zaten HDP’nin en çok destek aldığı Kürtlerde dindarlık ve Müslümanlığın, en az Kürt kimliği kadar belki de ondan daha fazla kimliğin ve kültürün yaratıcı  katında derin bir yere sahip olduğu düşünüldüğünde, HDP’nin İslam konusunda “din soslu” bir yönelimden azade, İslam ile barışık ve onu içselleştiren bir yönelimi haiz olmasını zorunlu kılmaktadır. Aksi takdirde, Sünnilik katsayısı yüksek İslami yaşayışın yoğun olduğu dindar Kürtler, HDP’den desteğini çekecektir. HDP’nin son seçimde dindar Kürtlerden yoğun destek alması geçici olup, başkaca hususlar yanında, kendilerinin kandırıldığını ve aşağılandığını hisseden Kürtlerin iktidara ve uygulamalarına derin tepkilerinin bir ürünüdür.

HDP özelinde gündeme gelen “yeni sol”un ikinci handikapı, silah ve şiddetle bağını koparmamasıdır. HDP, her ne kadar sözüm ona, yasal zeminde hareket eden siyasi bir hareket olsa da, arkasında ve derininde barındırdığı PKK ve Kandil gibi silahı ve şiddeti bir siyaset yapma biçimi yapmış kesimlerin vesayetinden kendisini kurtaracak bir politik zemine kaymadığı ve PKK ile Kandil’in silahsızlandırılması doğrultusunda adımlar atmadığı sürece, “yeni sol” hareket şöyle dursun, kendilerinin iddia ettiği bir Türkiye partisi haline gelmeleri mümkün görünmemektedir. Çünkü silahların gölgesinde yapılan siyaset, geçici başarı elde etse de, Türkiye sosyolojisinin çoğunluğundan destek bulmakta zorlanacaktır. Silahların gölgesinde ancak daha çok çözüm süreci perspektifinde siyaset yürüten HDP’nin son seçim başarısı, iktidarcı ve devletçi bir yönelime giren Ak Parti ile hamisi Erdoğan’ın kullandığı dil ve politik söylem ile iktidar uygulamalarına tepki gösteren toplum kesimlerinin bir ürünüdür. Başka bir deyişle, iktidar ve hamisinin izlediği yanlış politika ve stratejik eylem biçimi HDP’nin başarısının anahtarıdır. Bunun yanında HDP’nin seçim öncesinde kullandığı dil ve politik söylemin silah ve şiddetten arındırılarak sunulması ve gördüğü destek, ne demek istediğimizi daha iyi açıklamaktadır. Bu yüzden HDP Türkiye sosyolojisinde yoğun makes bulmak istiyorsa, önce silah ve şiddetle bağını net bir şekilde kopardığı anlamına gelen adımlar atmalıdır.

“Din soslu” yeni sol hareketi yönelimli HDP’nin üçüncü handikapı, sözüm ona “Türkiye solu”nun yumuşak karnı Kemalizm ve din karşıtlığına varan laisist politikalarla ile bağını net bir biçimde koparamamasıdır. Başka bir deyişle, tepeden inmeci, hiyerarşik, toplumun din, maneviyat, gelenek ve değerlerine yabancı, onları cahillikle özdeşleyen, Batılı pozitivist ve araçsal akılcı moderniteyle eklemli bir “yeni sol” hareketin Türkiye sosyolojisinde kalıcı başarı elde ihtimali zayıftır. Sözüm ona Türkiye’de solu temsil ettiğini iddia eden, aslında resmi ideoloji olan Kemalizm’in esaretinde siyaset yapan CHP’nin Türkiye sosyolojisinde yıllardır başarı kazanamamasının en temel nedeni olan bu unsurlardan HDP kendini azade kılmadığı sürece, din soslu da olsa “yeni sol” hareketini örgütleyebilme şansı pek mümkün görünmemektedir.

Sonuç olarak, dinle barışmadığı, şiddet ve silahı bir siyaset yapma biçimi olarak kullanmadığı ve “Türkiye solu”nun en temel handikapı olan Kemalizm ile bağını koparmadığı sürece, din soslu da olsa HDP’nin “yeni sol”u örgütlemesi, Türkiyelileşmesi ve iktidara oynaması zor görünmektedir.     

23 Haz 2015 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.