Ayetullah Hamaney hacılara seslendi: ‘Dostluk elini yalnızca gasıp Siyonist İsrail’e uzatan Suudlu yöneticiler…’

İran İslam İnkılabı lideri Ayetullah Ali Hamaney, yayımladığı hac mesajında geçen sene Mina’da yaşanan felakete ve Suud’un İran’ı ‘haccı siyasallaştırma’ eleştirisine değindi.

İslamî Analiz/Haber Merkezi

İran İslam İnkılabı lideri Ayetullah Ali Hamaney, yayımladığı hac mesajında geçen sene Mina’da yaşanan felakete ve Suud’un İran’ı ‘haccı siyasallaştırma’ eleştirisine değindi.

İşte o mesaj:

“Kardeşlerim!

Hac mevsimi Müslümanlar açısından gurur vesilesi olan bir dönemdir. Hac mukaddes ve ilahi bir farizadır. Bu toplu ibadet esnasında şu iki ilkeyi de ihmal etmememiz gerekir: Birincisi; “Babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir şekilde Allah’ı anın” ve “Sayılı günlerde Allah’ı anın” ayetinin gereğini yerine getirmektir. İkincisi ise; “Onu (Hacc’ı) yerlilere ve dışarıdan gelenlere eşit kıldık” ayeti gereği hareket etmektir. Bu ikisi hac açısından iki temel ilkedir.

Hac dönemi, insanların zaman ve mekan olarak güven içinde olduğu bir ortamda bulunmasını sağlayan, zalimlerin tüm insanlığa yönelttiği tehdit sebebiyle ortaya çıkan güvensizlik halini bertaraf eden, insana bir süreliğine de olsa “eman lezzeti”ni tattıran bir dönemdir.

Allahu Teala’nın insanlığa hediye ettiği “İbrahimi hac” izzetin, maneviyatın ve vahdetin bir sembolüdür. Müslümanlar arasındaki derin mesafe müstekbirlerin beşeri topluluklara uyguladıkları fesadın ve zorbalığın artmasına yol açarken bu dönem İslam ümmetinin ihtişamını ve ebedi ilahi güce olan tevekkülünü düşmanın gözü önünde ortaya koyduğu bir dönemdir.

Tevhidi hac “kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametli” görünümünün elde edildiği bir ortamdır. Haccın yapıldığı topraklar müşriklerden temizlenmiş, müminler arasındaki ülfet ve vahdet üzere tesis edilmiştir. Turistik bir ziyaret gibi hacca gelen, “haccın siyasileştirilmesi” söylemine dayanarak mümin, devrimci İran halkına karşı düşmanlıklarını ve kinlerini gizleyenler büyük şeytan Amerika’dan gelebilecek bir tehlikeye maruz kalmamak için titreyen zavallı küçük şeytanlardır. Bu sene Allah’ın yolundan alıkoyarak İranlı hacıların hac farizasını yerine getirmelerini engelleyen Suudlu yöneticiler, yeryüzünde yalnızca dünya müstekbirlerini müdafaa etmeleri, Siyonist düşmanla ve Amerika’yla ittifak kurmaları, onların taleplerini yerine getirmeleri ve onlara asla ihanet etmemeleri halinde hayatta kalabileceklerine inanan sapkın bir zihniyetin ürünüdür.

Çok sayıda mazlumun bayram günü ölümüne sebep olan Mina hadisesinin yaşandığı o günlere yaklaştık. Bu hadiseden çok kısa bir süre önce bir grup hacı Mescid-i Haram’da ibadet ve tavaf yaparken de yine başka bir hadise yaşanmıştı. Her iki olayda da suçlu Suudlu yöneticilerdir. Bu tüm teknik analiz uzmanlarının, gözlemcilerinin ve orada bulunanların üzerinde ittifak ettiği bir konudur. Bazı uzmanlar bu hadiselerin kasıtlı olarak yaşanmış olabilecekleri yönündeki zanlarından da söz ettiler. Bayram günü dillerinde Allah’ın zikriyle can veren bazı hacıların yaralı oldukları halde ihmal edilmelerinden dolayı hayatlarını kaybettikleri hususunda da hiçbir şüphe yok. Kalpleri katılaşmış olan Suudlu bazı kişiler yaralıları tedavi etmek, onlara yardım etmek, hiç olmazsa bir yudum su içirmek varken onları hayatını kaybedenlerle birlikte kapalı bir alanda ölüme terk ettiler. O kişilerin aileleri perişan oldu. Yaklaşık 500 İran vatandaşı orada şehit düştü. Ailelerinin acısı hala devam ediyor ve İran halkı olan biten karşısında hüznünü ve kızgınlığını sürdürüyor.

Suud yöneticileri ise özür dilemeleri, pişmanlıklarını dile getirmeleri ya da bu konuda dikkatsiz davranan sorumlular hakkında yasal soruşturma başlatmaları gerekirken son derece utanmaz ve çirkin bir şekilde, İran’ın suçlamalarını değerlendirecek bir heyet bile oluşturmadan bu meseleden sıyrıldılar. Suçlu durumda olmaları gerekirken davacı oldular. İran İslam Cumhuriyeti’ne, zulme ve istikbara karşı İslam sancağını yükselten herkese karşı düşman olduklarını ilan ettiler.

Amerika ve Siyonistlere göre hareket planı belirleyen siyasetçilerin olduğu, Kur’an ve sünnete uygun olmayan fetvalar veren ve açıkça haram yemeye onay veren fetva makamlarının olduğu, yalan söylemekten asla çekinmeyen, İranlı hacıların hacdan engellenmesiyle ilgili olarak İran İslam Cumhuriyeti’ni suçlayan gazetecilerin bulunduğu, İslam ümmetinin utanç vesilesi bir Suud’dan söz ediyoruz. Yöneticileri fitneyi körükleyerek İslam dünyasını iç savaşlara sürüklemekten, tekfirci örgütler kurarak masumların ölümüne yol açmaktan bir an olsun çekinmeyen, Irak’ı, Yemen’i, Şam’ı, Libya’yı ve çok sayıda başka ülkeleri kana boğan bir Suud’dan söz ediyoruz. Onlar Allah’ı tanımayan siyasetçiler… Dostluk elini yalnızca gasıp Siyonist İsrail’e uzatan Suudlu yöneticiler Filistinlilerin acılarını, uğradıkları musibetleri göz ardı ediyorlar. Sonra bu zulüm ve ihanetlerini Bahreyn’e ve diğer ülkelere de taşıyorlar. Haremeyn’e hizmet ettiklerini iddia etmelerine rağmen Mina’da “Duyufullah” (Allah’ın misafirleri) olan hacıların ölümüne yol açanlar da, daha önce de Mescid-i Haram’da bir faciaya sebep olanlar da yine onlar… Sonra da “haccın siyasileştirilmesi”ni önlemek gerektiğinden dem vurup kendilerinin işlediği suçlarla başkalarını itham etmeye çalışıyorlar.

Böyleleri tam da Kur’an’ın şu tanımına uygun düşüyorlar: “Onlar işbaşına geçince yeryüzünce bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez. Ve ona “Allah’tan kork, sakın” denildiği zaman gururu onu da daha da günaha sürükler. Artık ona cehennem yeter, o ne kötü bir döşektir!” 

Bu sene İran İslam Cumhuriyeti’nin ve diğer bazı ülkelerin hacılarının engellenmesinin yanı sıra, hacca iştirak edecek olan ülkelerin güvenliğinin yazılı olmayan bir anlaşma gereği Amerika ve Siyonist casusların işbirliğiyle sağlanacağı ifade ediliyor. Bu da “güvenli olan Beytullah”ın hiç olmadığı kadar güvensiz bir ortam haline geleceğini gösteriyor.

İslam dünyasının hem hükümetler hem de Müslüman halklar olarak Suudlu yöneticilerin farkına varması, Suud gerçeğini görmesi gerekmektedir. Ayrıca Müslümanların Suud’un İslam dünyasında yol açtığı sorunlar karşısında sessiz kalmaması, Harameyn’in ve Haccın idaresi hususunu derin ve ciddiyetli bir şekilde düşünmesi gerekmektedir. Özellikle de “hac ibadeti”nin idaresi hususunun çözülmemesi halinde hac farizasının yerine getirilmesi hususunda eksiklik yaşanacak ve bu da İslam ümmetinin gelecekte çok büyük sorunlarla boğuşmasına yol açacaktır.

Müslüman kardeşlerim, İranlı hacılar bu sene hacda bulunamıyor olsalar da kalpleriyle oradalar... Bu sene hac esnasında onları da dualarınızda ve ibadetlerinizde anın! İslam toplumlarının maruz kaldıkları tüm engellerden bir an önce kurtulmaları, müstekbirlerin, Siyonistlerin ve onların kuklalarının İslam dünyasından ellerini çekmeleri için dua edin!

Bu vesileyle hem geçtiğimiz sene Mina’da ve Mescid-i Haram’da şehit olanları hem de 1987 yılında şehit olan 66 hacımızı rahmetle anıyor, Allahu Teala’ya İslam ümmetini yüceltmesi ve Müslümanları bu fitneden kurtarması için dua ediyoruz.”

Zilkaide-1437

06 Eyl 2016 - 00:00 - Ortadoğu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.