Zaman yazarından özeleştiri: Parayla imtihanı veremedik, yokluğun dürüstleriymişiz

Zaman yazarı Ahmet Kurucan bugünkü yazısında Müslümanların parayla imtihanını vermekte başarısız olduğunu ifade etti. Kurucan, ‘para Müslümanları bozdu’ fikrinin yanlış olduğunu söylerken istisnalar hariç Müslümanların para karşısındaki tutumunun eskiden beri böyle olduğunu belirtti, biz ‘yokluğun d

İslâmî Analiz/Haber Merkezi

Zaman Gazetesi yazarı Ahmet Kurucan bugünkü yazısında Müslümanların parayla imtihanını vermekte başarısız olduğunu söyledi. Kurucan, ‘para Müslümanları bozdu’ fikrini de reddederek, istisnalar hariç Müslümanların para karşısındaki tutumunun eskiden beri böyle olduğunu iddia etti, ‘biz yokluğun dürüstleriymişiz’ dedi.

“Gelin eğri oturup doğru konuşalım. Son 10 yılda “dindar muhafazakâr” dediğimiz kesimin yaşamış olduğu zihni değişime, bu zihniyetin hayata nasıl yansıdığına bir bakalım.” diyen Kurucan, “Bu satırların yazarı da dahil hiç kimseyi istisna etmeden, bir fert olarak önce kendimize, sonra yakın ve uzak çevremize bakalım. Yıllardır beraber oturup kalktığımız, akrabalığımız, kardeşliğimiz, dostluğumuz, arkadaşlarımız olan, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen kişilere. Eğer insafla değerlendirebilirseniz benimle aynı noktada buluşacaksınız.” ifadelerini kullandı.

Yazının tamamı şu şekilde:

Geçen gün Twitter ortamında 140 karakterin müsaadesi nispetinde Müslüman ve para diyebileceğim bir üst başlıkta toplanabilecek bir demet düşüncemi paylaşmıştım.

İlginç tepkiler aldım. Tepkilerden bazıları “Bu kadar da olmaz. Ben de bu dünyada yaşıyorum ve kör-sağır-dilsiz değilim.” dedirtti bana. Söylediğim şuydu: ‘Para Müslüman’ı bozdu, para karşısında yenildi’ sözlerini yeniden değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Ben bu yaklaşımın Müslüman’ın para karşısındaki ideal ve teorik durumunu anlattığı kanaatindeyim. Yoksa bu sözler ne dün ne de bugün realiteyi yansıtmıyordu. İstisnalar hariç Müslüman’ın para karşısındaki tutumu zaten hep böyleydi. ‘Bizler yokluğun dürüstleriymişiz’ sözü acı ama acı olduğu kadar da gerçektir. İnşallah yaşananlar Müslüman’ı para, zenginlik, makam ve şöhret karşısında yeniden düşünmesini, idealin realiteye dönüşmesini sağlar.”

İsterseniz bunu zihninizin bir kenarına koyun, başka bir zaviyeden meseleye bakalım. İlkine katıldığım, ikincisine katılmadığım iki cümle söyleyeyim sizlere. “İmtihan dünyasındayız. İmtihan unsurlarının bazıları çok çetin ve zor, bazıları çok basit ve kolay.”

İmtihan dünyasında olduğumuz her Müslüman’ın inandığı, bildiği ve yaşadığı bir gerçek. Ama ikincisi söylendiği kadarıyla basit değil çünkü objektif bir veri tabanına dayanmıyor. Aksine bilgiler, tecrübeler, istatistik ilminin usullerine göre rakamlara dökülmüş sonuçlar çetin veya basit, zor ve kolay dediğimiz unsurların sübjektif olduğunu, şahsa göre değiştiğini gösteriyor. Şehevî hislerini doruk noktada yaşayan delikanlıyı dünyanın en güzel kızıyla baş başa bir odaya koyuyorsunuz; haram diye başını kaldırıp bakmıyor. Aynı kızı şehevî hisleri yaşı ve fıtratı icabı dumura uğramış 80 yaşında, 10 tane torun sahibi ihtiyarın yanına koyuyorsunuz, delikanlıyı bile utandıracak iştiha ile bakıyor muhatabına.

Konumuzla alakalı bir misal; varlık ve yokluk. Allah Resulü (sas) “Fakirlik neredeyse küfür olayazacaktı” yani insanları küfre sürükleyecekti beyanıyla anlattığı ve çeşitli defalar “Allah’ım Sana sığınırım” dediği fakirliği başına taç diye giyen Müslümanlar var. “Ne yapayım, takdir-i İlahi. Ben nâmerde değil, merde bile muhtaç olmamak için çok çalıştım, çabaladım ama Allah zenginlik kapılarını bana açmadı. Demek ki hakkımda hayırlısı buymuş. Belki zengin olsaydım yoldan çıkacaktım. Helal ve harama belki de dikkat etmeyecek, edemeyecektim. Ebedi olan ahiretimi üç kuruşluk dünya hayatı için kaybedecektim.” diyor ve sabırla, metanetle, hiç kimseye dilencilik yapmadan, iki iş, üç iş demeden gece gündüz helalinden para kazanmaya duruyor. Müsned’de geçen “Kişinin yediği yemeğin en helali, el emeği ve meşru alışverişten elde ettiği kazançtır.” hadisinin beyan ettiği geniş yolda yolculuğuna devam ediyor. Bunlar benim o tweet’lerde “istisnalar hariç” dediğim kesim ve bana göre sayıları çok az.

Ama kimileri de var ki söylem bazından oturduğu her mecliste Yunus misal “Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim, Aşkın ile avunurum, bana Seni gerek Seni” diyor; diyor ama eylemleri bunu yansıtmıyor. Sadece zengin olmayı gaye-i hayal edinmiş bir zihniyet içinde hayata atılıyor. Önceleri helal–haram hassasiyeti zirvede. Önüne çıkan fırsatları buna göre değerlendiriyor; belli bir müddet sonra bu hassasiyet kayboluyor ve helal-haram demeden son tahlilde kazanç getirecek her işin içinde kendisini buluveriyor. Yine o tweet’lerde “bizler yokluğun dürüstleriymişiz” diyen insanlar bunlar ve sayıları oldukça kabarık.

Gelin eğri oturup doğru konuşalım. Son 10 yılda “dindar muhafazakâr” dediğimiz kesimin yaşamış olduğu zihni değişime, bu zihniyetin hayata nasıl yansıdığına bir bakalım. Hayır “mücahitlikten müteahhitliğe” gibi beylik söylemlerle kastedilen kişilere değil, bu satırların yazarı da dahil hiç kimseyi istisna etmeden, bir fert olarak önce kendimize, sonra yakın ve uzak çevremize bakalım. Yıllardır beraber oturup kalktığımız, akrabalığımız, kardeşliğimiz, dostluğumuz, arkadaşlarımız olan, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen kişilere. Eğer insafla değerlendirebilirseniz benimle aynı noktada buluşacaksınız.

Ama ben ümitvârım. Suyun kendi mecrasına akacağına, her şeyin aslına rücu edeceğine inancım tam. Onun için ülkemizde yaşanılan hadiselerin sadece para değil makam, şöhret ve benzeri imtihan unsurları üzerinde de Müslüman zihnini silkelediğine inanıyorum. Bu silkelenmenin söylem-eylem, inanç-amel birlikteliğinin yakalanmasına yol açtığı ve açacağı kanaatindeyim.

Yalnız şunu da unutmamak lazım, Efendimiz ‘Helal mal salih kimse için ne hoştur’ buyuruyor. Yolumuz daha çok uzun. Helali bir yakalayalım, işin ötesinde salahat yolculuğu da var. Belki çokları şu an ‘keşke’ diyor. Ahirette keşke demektense dünyada keşke demek daha iyidir.

08 May 2014 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.