Ömer Faruk Gergerlioğlu, Ayhan Bilgen’in ifadelerine ilişkin konuştu

Tahliye edildikten sonra meclise geri dönmeyi bekleyen Ömer Faruk Gergerlioğlu, TV5'e konuştu. Çözüm sürecinin en önemli destekçisi olduğunu söyleyen Gergerlioğlu, Kars eski belediye başkanı Ayhan Bilgen'in HDP'ye yönelik Türkiyelileşme eleştirisinin de konuşulması gerektiğini dile getirdi.

Milletvekilliği düşürülüp tutuklandıktan sonra geçen hafta tahliye edilen eski HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, TV5’de yayınlanan ve Yunus Emre İşci’nin sunduğu “Ters Açı” programında Gazeteci Muhammed Vefa ve Alper İnanç’ın sorularını cevapladı.

CEZALANDIRILMA SÜRECİ

“Âkil Adamlar Marmara Heyeti’nin Kocaeli mihmandarıydım”

Çözüm süreci döneminde kendisi henüz HDP üyesi bile değilken bir uzman doktor olarak Kocaeli Barış Platformu kurduklarını ve çözüm sürecinin bitmemesi gerektiğine dair çalışmalar yürüttüklerini anlatan Gergerlioğlu, o dönemde Âkil Adamlar Marmara Heyeti’nin Kocaeli mihmandarı olduğunu kaydetti.

Gergerlioğlu, çözüm süreci bitip çatışmalar başladığında, yeni bir çatışma döneminin memlekete getireceği bir yeniliğin olmadığı düşüncesiyle her gün barış mesajları verdiğini, Kobani Olayları meydana geldiğinde Anadolu Ajansı’nın kendisini arayıp, “Ortalığı yumuşatacak bir barış mesajı vermeyi düşünür müsünüz?” diyerek demeç istediğini söyledi.

“Devletin haber ajansı, benden barış mesajı istemişti”

Gergerlioğlu, “Düşünün, Anadolu Ajansı düzeyinde bizden, ‘Ya bir barışı dillendirin de olayların durması noktasında sizin de bir katkınız olsun’ diyen bir devlet anlayışı var. Hani bize böyle bakılıyor. (…) Biz demeçler verdik, Anadolu Ajansı bunu haber yaptı. Bakın, devletin ajansı ve çözüm süreci bittiği zaman ben, yine çözüm sürecinde söylediklerimin aynısını söylemeye devam ettim. Hani değişen hiçbir şey yok.” dedi.

“KHK ile 27 yıllık uzman doktorluktan ihraç edildim”

2016 yılında yayınladığı bir sosyal medya paylaşımında, 2 farklı kesimden insanın öldüğüne dair 2 ayrı tabut ve barış annelerini gösteren bir görselin üzerine, ‘Bu gençlerin cesetleri yan yana duracağına dirileri yan yana dursun’ şeklinde bir barış mesajı yayınladığını belirten Gergerlioğlu, bu sebeple hakkında idarî ve adlî soruşturmalar açıldığını, 27 yıllık uzman doktorluk görevinden açığa alındığını anlattı. Gergerlioğlu, bu paylaşımdan 2,5 ay sonra da KHK ile ihraç edildiğini kaydetti.

“Mahkeme, dava açılan tweet’imde suç unsuru bulmadı”

Gergerlioğlu, bu paylaşımı sebebiyle hakkında bir dava açıldığını, bu paylaşımında bir suç unsuru bulamayan mahkemenin, diğer paylaşımlarını araştırdığını söyledi.

“Retweet ettiğim bir haberden dolayı 2,5 yıl hapis cezası aldım”

Gergerlioğlu, 15 Temmuz’dan sonra Murat Karayılan’ın, bir röportajında, “Yenikapı ruhu varsa, demokrasi nöbetleri deniyorsa, biz yeniden çözüm sürecine dönmeye varız. Devlet adım atarsa barış bir ayda gelir.” dediğini, T24 haber sitesinin de bunu manşet haber olarak yayınladığını hatırlattı.

Kendisi bu haberi 20 Ağustos 2016 tarihinde “Bu çağrıya uymakta fayda var’ şeklinde bir cümleyle retweet ettiği için, savcının bu sebeple, ‘terör örgütünün propagandasını yapmak’ suçundan 2,5 yıl hapis cezası istediğini söyledi.

Retweet ettiği haber hakkında hiçbir soruşturma, dava ve erişim yasağı olmadığını, retweet eden başka bir kişiye de ceza verilmediğini mahkemeye ifade ettiğini dile getiren Gergerlioğlu, buna rağmen cezalandırıldığını söyledi. Gergerlioğlu, daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin ‘hak ihlâli’ kararı verdiğini ve tahliye edildiğini kaydetti.

“Çıplak arama açıklamamın intikamı alındı”

Bu sürecin, tutuklanmasının hukukî değil tamamen siyasî olduğunu gösterdiğini ifade eden Gergerlioğlu, kendisinin birtakım talimatlarla verildiğini ileri sürdü. Gergerlioğlu, “9 Aralık’ta ben Meclis’te ‘çıplak arama’ konusunu gündem ettim. Sonra 15-20 gün Türkiye gündemi oldu. Tek başıma çıplak aramayı gündem ettim Türkiye’de biliyorsunuz ve ocak ayının ortalarında karar verilmiş, 19 Şubat’ta da açıklanmış. Yargıtay, kararı daha önceden vermiş, biraz geciktirmiş açıklamayı. Onu biz, dosyadan sonradan gördük. Karar, tamamen siyasî.” diye konuştu. Gergerlioğlu, “Yani sizden intikam mı alındı?” sorusuna, “İntikam tabi tabi.” diye karşılık verdi.

Gergerlioğlu, sadece çıplak aramayı değil, KHK’lilere yönelik soykırım uygulamalarını, cezaevi ihlâllerini, işkence, insan kaçırma vakalarını, Uygur Türklerine yapılanları iktidarın görmezden gelmesini de eleştirdiğini ancak çıplak arama açıklamasının İçişleri Bakanlığı tarafından bardağı taşıran damla olarak değerlendirildiğini ifade etti.

Anayasa Mahkemesi’nin ‘hak ihlâli’ kararına rağmen hâlâ milletvekilliğine iade edilmediğini, bu hafta içinde de TBMM’nin tatile gireceğini belirten Gergerlioğlu, “Yani bu hafta içinde vekilliğe iade edilmezsem, vekil olamayacağım. Ta ekime kadar bana bir ihlâl daha yaşatacaklar. Bir mağduriyet daha yaşatılacak.” dedi.

“HDP’nin kapatılması, Kürt halkını daha da küstürür”

Ömer Faruk Gergerlioğlu, HDP hakkında kapatma davası açılması konusunda, partilerin kapatılmasının çözüm sağlamadığını belirterek, “Öncekileri kapattın, eline geçti. Hiçbir şey. Bunu kapatıp ne geçecek? Kürt halkını daha da küstüreceksin. Daha da kendini yetim hissedecek.” dedi. Gergerlioğlu, HDP’nin kapatılması hālinde bu kararın hukukî değil siyasî bir karar olacağını ileri sürdü.

AYHAN BİLGEN SORULDU

Gergerlioğlu, bir soru üzerine, eski HDP Grup Başkan Vekili ve eski HDP Kars Belediyesi Başkanı Ayhan Bilgen’in, HDP’ye Türkiyelileşmeyi gerektiği gibi yapamadığı eleştirisi getirdiğini ifade ederek, “Hakkıyla yapabilsek çok daha iyi olurdu demek istiyor. Ya hakikaten bunu tartışır parti yani. Hakikaten Türkiyelileşme noktasında eksiklikler varsa giderelim. Hakikaten şu anda siyaset tıkanmış durumda.” dedi.

“AK Parti iktidarının şu gidişatını durdurmamız lâzım”

AK Parti-MHP iktidarının Türkiye’yi uçuruma götürdüğünü ileri süren Gergerlioğlu, HDP İzmir İl Binası çalışanı Deniz Poyraz’ın öldürülmesinin ardından, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, nefret suçunu işleyen kişiye bir şey demeyip, öldürülen kişiye terörist dediğini ifade ederek, “Şu anda bizim, AK Parti iktidarının şu gidişatını durdurmamız lâzım. Bu, böyle çok kötü bir gidişat. Kalaşnikoflar depolanmış, insanlar silahlanmış, yarın öbür gün bir ufak karışıklıkta ne olacağını bilmiyoruz. Belki evine gelip birisi seni tarayacak. Böylesine korkunç bir ortamdayız.” diye konuştu.

“Erdoğan, çözüm sürecini ayağının altında sabun olarak gördü”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Diyarbakır’da yaptığı konuşmada, “Çözüm sürecini biz başlattık ama biz bitirmedik.” dediğinin hatırlatılarak değerlendirmesi sorulan Gergerlioğlu, şöyle konuştu:

“Erdoğan, kendisini tehdit altında gördüğü için, o dönemin ismiyle Cemaat ile olan bir kavgası olduğu için, kendisini tedirgin hissediyordu. Hani ‘Ben hem bir Kürt meselesinin çözümüne soyunmuşum, bir taraftan dünkü ortağım Cemaat ile kavga ediyorum. İktidarım tehlikeye girebilir.’ Bir taraftan Gezi Olayları oluyor. Ayağının altında sabun olduğunu düşündü ve Kürt meselesinde adım atmamaya başladı.”

Gergerlioğlu, o dönemde devletin verdiği sözleri yerine getirmediğini, buna karşılık ‘örgütün de’ yerine getirmediğini iddia etti.

“Erdoğan, ruhen çözüm sürecini kendi içinde bitirmişti”

Bir evde 2 kardeş kavga ettiğinde, bu sorunu kavga eden kardeşlerin değil babanın çözebileceğini ifade eden Gergerlioğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Devlet de bir yerde babadır bu durumda. Bir sorun var ortada. Bir çatışma var. Türkler, Kürtler ölüyor. Evet, vakıa bu. 50 bin tane insan ölmüş. Bir kısmı Kürt, bir kısmı Türk. Hakikaten bir kardeş kavgasına dönmeye başlamış. Kimi zaman olmuş, Kürtlerin evleri yağmalanmış. Dörtyol’da, Hatay’da, Balıkesir Ayvalık Altınoluk’ta, bir sürü yerde Kürtlerin evlerine yönelik linç hadiseleri yaşandı bu ülkede. Hālâ da yaşanıyor. Şimdi hassas bir konu kötüye gidebilir. Gitmemesi için çözüm süreci olmuştu. O dönem Erdoğan iktidarı, eğer bu konuda idealist olsaydı, kendi iktidarına yönelik birtakım riskleri düşünmeseydi, bu konuyu çözebilirdi. Birtakım riskler gördü. ‘Yaa Cemaat ile uğraşıyorum, efendim Gezi olayları var. Yaa ben niye risk alayım yaa? Bu konuyu ben mi çözeceğim?’ diyerek konuyu bitirdi.”

Gergerlioğlu, çözüm sürecinde HDP’nin diline dikkat ederek elinden geleni yaptığını, Kobani olayları sırasında Sırrı Süreyya Önder’in, (İçişleri Bakanı) Efgan Ala’nın odasında 24 saat boyunca meseleyi birlikte çözmeye çalıştığını ileri sürerek, “Erdoğan, ruhen çözüm sürecini kendi içinde bitirmişti. Benim tespitim bu.” dedi.

“Kobani düştü düşecek dersen, Kürtlerin içi sızlar”

Erdoğan’ın, “Biz, çözüm için her yola başvururuz. Baldıran zehrini içmekse, biz o baldıran zehrini içeriz; yeter ki bu ülkeye huzur gelsin.” dediğini hatırlatan Gergerlioğlu, bu sözünden dolayı kendisinin de Erdoğan’ı tebrik ettiğini söyledi.

Gergerlioğlu, “Kürt meselesi, Türkiye’de en zor meseledir. Hani sen bu işin çözümüne soyunduğunda, ‘hamama giren terler’ gibi terlersin. Öyle basit bir olay değil; çünkü bu ülkede 50 bin insan ölmüş. Asker cenazeleri gitmiş. Halkın bir kesimi, çözüm deyince tüyleri diken diken oluyor ve sen bu işe soyunmuşsun. Hakikaten kolay bir konu değil; ama sen yine diyorsun ki, ‘Baldıran zehiri içsem de ben bu konuyu çözerim.’ O halde riski gördüğünde niye çark ediyorsun? Çark ediyor. Sen bilmiyor musun, Kobani’de IŞİD tarafından Kürtler katledilirken, büyük bir katliam yaşama ihtimali varken, tüm Kürtler ayaktayken, ağlarken sen, kalkıp orada ‘Efendim, Kobani de düştü düşecek işte’ dersen, o Kürt’ün içi sızlar. Kalbini kırarsın. Gerçekten bakın anlayamıyorlar bunu. Ben o zaman biliyorum, yani benim o sırada Kürt halkını anlamam için Kürt olmama gerek yoktu. Türk olarak ben, Kürt halkının nasıl ağladığını, ‘Az ötede benim akrabalarımı, kardeşlerimi, ırkdaşlarımı kesecekler. Kellesini kesecek o barbar IŞİD’liler.’ diye ağlıyordu bu insanlar. Sen bu sırada ‘Düştü düşecek’ dersen, kendi içinde bitirmişsen meseleyi dersin bunu. Bakın, sen bunu dersen sonuç ne olur? Kobani olayları ister istemez gerçekleşir; çünkü sen, ağlayan, duygusallaşmış bir insanın yanında bir cümle sarf ediyorsun ve bu insan, bundan gerçekten çok duygusal olarak etkileniyor. Bu söz, bakın 5 yıldır unutulmadı, değil mi? 2014’te söylendi. Hatta 6-7 yıl oldu. Kobani öncesi bu cümle niye unutulmadı? Çünkü insanların vicdanı sızlamıştı, ‘Ya böyle bir cümle nasıl olur?’ diye.”

Gergerlioğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konudaki sözleri arasında çelişkiler olduğu görüşünü ifade ederken de, “Sen kalkıp dün HDP ile oturup bir meseleyi çözerken Kürt meselesi var da, MHP ile oturup çözerken ‘Kürt meselesi yok’ diyorsan, kimse senin samimiyetine inanmaz.” dedi.

“Bu polisleri bir gizli el öldürdü de sürecin bitmesini mi sağladı?”

Ömer Faruk Gergerlioğlu, çözüm sürecinin bitirilmesine gerekçe olarak gösterilen Ceylanpınar’da 2 polisin öldürülmesi konusunda da şu iddiada bulundu:

“Ne olduğunu ben 5 yıldır takip ediyorum. Dinleyicilerinize bunu çok çarpıcı bir şekilde söyleyeyim: O günlerde ‘Örgüt tarafından öldürüldü.’ dendi. Örgüt de bunu üstlendi, daha sonra reddetti, 2 polisle ilgili. Birçok kişi tutuklandı. 2-3 yıl bu kişiler tutuklu kaldı. Sonra onlara dendi ki ‘Pardon, sizin hiçbir alâkanız yokmuş. 5 yıldır o insanların esrarengiz bir şekilde öldürüldüğü görülüyor. Kim öldürdü? Bu polisleri bir gizli el öldürdü de sürecin bitmesini mi sağladı? Şu anda hiçbir şey yok o davada. İlerleme yok. Konuşulmuyor da; ama biz, o gün de o Ceylanpınar’da polisler öldürüldüğünde zaten dedik bu çok garip bir hadise. O gün süreç bitmemişti. Süreç, zaten o sürecin içinde bitmişti. Ayak sürümelerle bitmişti.”

13 Tem 2021 - 10:38 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.