Burak Kıllıoğlu: 'Metal yorgunluğu' siyaset dili ve anlayışının tıkandığının delilidir

Milli Gazete yazarı Burak Kıllıoğlu, bugün yayımlanan 'Yorgun' başlıklı yazısında 'metal yorgunluğu'na değindi.

İslami Analiz/Haber Merkezi

Milli Gazete yazarı Burak Kıllıoğlu, bugün yayımlanan 'Yorgun' başlıklı yazısında 'metal yorgunluğu'na değindi.

Kıllıoğlu, 'Bu 'metal yorgunluğu' diye formüle edilen hal, aslında sürdürülen siyaset dili ve anlayışının tıkandığının delilidir belki de.' diyerek 'netice itibariyle, bu güce odaklı tavır ve ayrıştırıcı siyasi dil, bundan sonraki siyaseti taşıyacak gibi durmuyor. Metalin yorulduğu yerde insan ve toplum hayli hayli yoruluyor haliyle' ifadelerinde bulundu.

Yazının tamamı şu şekilde:

İktidar partisi, kamuoyu önünde, hem de yüzde 50’li oranda oy aldığı halde bu kadar ciddi bir kritiğe girişiyorsa bir yerlerde hayli büyük bir sıkıntı var demektir. Her seçimde, iktidardan kopmamak adına daha da yüksek oy almak zorunda kalmak bile siyasi iktidarı köşeye sıkıştıran bir husus haline gelmişti. Şimdi de bu “metal yorgunluğu” diye formüle edilen hal, aslında sürdürülen siyaset dili ve anlayışının tıkandığının delilidir belki de.

Birkaç sene öncesine kadar, kullanılan siyasi dilin dozajının artması toplumun iki farklı kutbu arasındaki ayrımı derinleştirdiği kadar “safları sıklaştırmaya” yarıyordu. Öyle olunca da, tek başına iktidarı elde etmek, ortaya konan “ölümü gösterip sıtmaya razı etmek” örneğinin de yardımıyla çok da zor olmuyordu. Ne de olsa, yarım yüzyılı aşkın bir süredir Türk sağının severek uyguladığı ve alışkın olduğu bir formüldü bu “Cehape zihniyeti” odaklı bir siyasi dil.

Bu siyasi dil, iktidar getirse de, toplumun ciddi manada kutuplaşmasına ve birbirine karşı tahammülsüz, hatta neredeyse hasım olmasına kadar götürdü meseleyi. Bugün, birbirine karşı hiçbir konuda hoşgörüsü ve saygısı olmayan, aynı ülkede ve yan yana yaşamalarına rağmen birbirlerine adeta düşman gibi bakan iki farklı kutup oluştu. Bu ayrıştırıcı ve tahrik edici dil, tek başına iktidar getirse de hem siyasetin hem de toplumun ayarlarını ciddi şekilde bozdu.Diğer taraftan, iktidarı elden bırakmasa bile iktidar partisini de adeta bir “kendini imhaya” götürecek bir eksene oturttu. Bütün her şeyin, tüm kararların, tüm mekanizmaların “tek bir kimseye” odaklanması, hatta tüm vasıtaları ve organlarıyla bütün bir partinin, “tek bir kimseye” göre hizalanması, herkesin her konuda “tek bir doğruya” inanır olması, her konuda “bir anda” aynı şeyi düşünür hale gelmesi, farklı hiçbir görüşün dillendirilememesi vs vs…

Kurumsal bir yapı, tüm diğer (kurucu isimler dahil) faktörlerin elimine edilmesiyle hızla “tektip” bir yapıya evrilmiş durumda. Topumun diğer kesimlerine öteden beri kapalı olan zihni yapı, artık kendi içinde de “tektipçi” bir nitelikte ve bu da her seçimde daha da yüksek oy almak zorunluluğu gibi bir durumu ortaya çıkarıyor. Çünkü, herhangi bir ideoloji veya popüler tabirle dava ekseninde değil de “iktidar sahipliği” üzerinde uzlaşmış bir çoklu koalisyonu andırıyor iktidar partisi. Güç eldeyken bu birliktelik, tüm anlaşmazlık ve hatta gizli kapaklı kavgalara rağmen sürecek.

Bu “güç” endeksli tavır, iktidar partisinin tüm çatlamalara rağmen konsolide durmasını sağlasa da, artık kendisine çok ciddi manada zarar veriyor. Yıllarca “mağdur” olma üzerinden yürütülen ve Türk toplumunda (her dönem olduğu gibi) karşılık bulan bu siyasi tavır, giderek “gücü yüceltme” ve “ekabirleşme” eğilimleri ortaya çıkarıyor ve kendi içinde bile “kerhen mutmain” bir kitlenin oluşmasına neden oluyor.

Öte yandan, ayrıştırıcı ve tahrik edici siyasi dil, artık kendi oy alabildiği hinterlandında da “zirve noktasına” ulamış durumda ve oy olarak daha da ileri gitmiyor, gidemiyor. Yetmezmiş gibi, önceleri bölük pörçük olmasından faydalandığı karşıt cepheyi birbirine yakınlaştırıyor, o kesimi konsolide ediyor. Son referandumda ortaya çıkan bu manzaranın 2019 seçiminde de süreceği öngörüsü de iktidar partisinin hiç olmadığı sertlikte kendini sorgulamasına ve “metal yorgunluğu” argümanını gündeme getirmesine neden oluyor belki de.

Netice itibariyle, bu güce odaklı tavır ve ayrıştırıcı siyasi dil, bundan sonraki siyaseti taşıyacak gibi durmuyor. Metalin yorulduğu yerde insan ve toplum hayli hayli yoruluyor haliyle.

18 Ağu 2017 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.