M. Doğan: Dindar atatürkçülük 1980 sonrasının ifadesidir ve 1940’ların atatürkçülüğü ile bağdaşması imkânsızdır

Türkiye Yazarlar Birliği Başkanı Mehmet Doğan, Karar’daki yazısında ‘Atatürkçülük’ düşüncesinin ortaya çıkış sürecini ve bağlı olduğu dinamikleri değerlendirdi.

İslami Analiz/Haber Merkezi

Türkiye Yazarlar Birliği Başkanı Mehmet Doğan, Karar’daki yazısında ‘Atatürkçülük’ düşüncesinin ortaya çıkış sürecini ve bağlı olduğu dinamikleri değerlendirdi.

İlk sözümüz şu: Atatürk, asla atatürkçü düşünmezdi! Onun zamanında “atatürkçülük” diye bir ideoloji yoktu. Kendisi de bir ideoloji va’z etmemişti. Dolayısıyla zamanında Atatürk’ün dahi atatürkçü düşünmek diye bir derdi yoktu. Gerçi “Kemalizm” adıyla bir ideoloji oluşturmaya çalışanlar olmuştu, bu adla bazı kitaplar yazılmıştı, fakat bunların Atatürk’ün tasvibini aldığına dair bir bilgiye sahip değiliz.

Atatürk öldükten sonra İnönü döneminde kültleştirildi ve adına ideoloji ihdas edildi. Atatürkçü düşünmek, işte bu ideolojiye uygun düşünmektir. Gerçi atatürkçülük muğlak bir ideolojidir, İsmet Paşa da Atatürkçü’dür, Kenan Paşa da. İnönü topluluk karşısında Allah adını ağzına almaktan imtina etmiştir, Kenan Paşa ise konuşmalarında sık sık dinî kavramlara yer vermiştir. Hatta onun “dinsiz atatürkçülük” yerine “dindar atatürkçülük” fikriyatı oluşturmaya çalıştığı söylenilmiştir.

Dindar atatürkçülük 1980 sonrasının ifadesidir ve esasen 1940’ların atatürkçülüğü ile bağdaşması imkânsızdır. Çünkü bu ideoloji esas olarak pozitivist ve materyalist bir ideolojidir. Bu yüzden atatürkçülüğün laikliğinde dine yer yoktur. 1945’te ilk baskısı yapılan Dil Kurumu sözlüğünde teşmilen de olsa “Kemalizm Türk’ün dinidir” ibaresine yer verilmiştir! Bu ibarenin daha sonra “Atatürkçülük Türk’ün dinidir” şeklinde değiştirildiğini de biliyoruz.

Bütün bu süreç boyunca Mustafa Kemal Paşa’nın din ve İslâmiyet konusundaki farklı zamanlarda ve farklı mekânlarda söylenmiş çelişkili sözleri üzerinde duran pek olmamıştır. Atatürk bundan yüz yıl önce bugünlerde koyu Müslüman bir ifade tarzı tutturmuştu. Bu yüzden Kâzım Paşa’nın eleştirisine muhatab olmuştur. Bu tarz ifadeler 1923 yazına kadar devam eder. Sonra din konusunda olumsuz ifadeleri ortaya çıkar. 1930’ların başında din karşıtı ifadeler ön plana geçer ki, son gelinen nokta budur.

Neden bunları yazıyoruz. Son günlerde “atatürkçü” bir “ilahiyatçı” öğretmenlikten uzaklaştırılmış. Anlayacağınız bir din dersi öğretmeninin görevine son verilmiş. Bir öğretmenin tayini kadar görevine son verilmesi de kayut kuyuda bağlıdır. Biz görevden alınmanın asıl sebebini bilmemekle beraber, öğretmenlerin atatürkçü veya şucu bucu diye yaftalanmasını doğru bulmuyoruz. Ben şuyum diyerek öğrencinin karşısına bir ideolojik tercihle çıkan öğretmen iyi bir öğretmen değildir. Bir din ve ahlâk dersi öğretmeni, dinî bilgiler yanında ahlâk öğütleyici olarak kendini benimsetmelidir. Eğer dersi atatürkçülük ve inkılap dersine dönüştürmüşse, artık alanını değiştirmesinden başka bir yol yoktur.

Din dersi öğretmeni öğrencisine and içirmez, dua ettirir!

17 Oca 2019 - 01:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.