Burak Kıllıoğlu, iktidarın AB hayalini yazdı; Ne öngörü var, ne politika!

Milli Gazete yazarı Burak Kıllıoğlu, bugün yayımlanan yazısında Türkiye'nin AB politikasını ele aldı.

"AB üyelerinin bile “mümkün değil” dedikleri tam üyelik hayaliyle ilgili AB Bakanlığı kurabilen bir siyasi iktidarın bakanları, kişisel duygularla siyasi iktidarın öncelikleri arasında gidip geliyor resmen. Ne düşüneceklerini, ne söyleyeceklerini pek de bilemeden, “çalışmadıkları yerden soru çıkmış öğrenciler” gibi şaşkınlık içindeler. Çünkü, uğruna Bakanlık da kursalar, AB meselesine dair sağlam bir bakışa sahip değiller iktidar olarak."

Milli Gazete yazarı Burak Kıllıoğlu, bugün yayımlanan yazısında Türkiye'nin AB politikasını ele aldı.

İşte o yazı:

İngiltere’nin AB’ye üyeliği sorguladığı ve halk oylamasına götürdüğü referandum, çıkan “Brexit” (İngiltere’nin AB’den ayrılması) sonucuyla bir deprem etkisine sebep oldu. Bu referandumun bizim açımızdan ilginç olan kısmı, İngiltere’deki tartışmaların odağında Türkiye’nin  AB üyeliğinin bulunmasıydı.

AB karşıtları, ülkenin Türkiye’den göç akınına uğrayacağı “korkusu”na oynadı. Bunu çürütmek isteyen Başbakan David Cameron ise müzakere süreci bu hızla devam ederse “Ankara’nın 3000 yılına kadar AB üyesi olamayacağını” söyledi. AB karşıtlarının Türkiye’nin üyeliği sopasına karşı, daha önceden güya Türkiye’nin AB üyeliği destekler görünen herkes öyle bir şeyin olmayacağını söyler oldu yani.

Ancak bu gelişmeler bile bizim siyasi iktidarın karşılıksız AB üyeliği aşkını söndüremedi. AB’den alenen “mümkün değil” denmesine rağmen, “bu yoldan vazgeçmeyiz” dendi ve hatta sitemler edildi, “Ey AB”li nutuklarla AB’ye “bizi alın” baskısı yapıldı. Yani, AB’yi, AB’deki gidişatı, AB’nin bize karşı olan tutumunu zerre okuyamadan, körü körüne bir meçhulün peşinden gidilmeye devam edildi. AB’ye sitem ederken bile “bizi alırsanız AB’nin menfaatine olur”un satır arasına gizlenmiş olan AB’ci tavır, siyasi iktidarın kafa karışıklığını ayan beyan ortaya koydu.

Ve bugün o kafa karışıklığının daha da somutlaştığını gördük. Bakanların yaptığı açıklamalar resmen ibretlikti. Mesela AB Bakanı Ömer Çelik, “AB, göçmen krizi ile içine kapanırsa değerlerini kaybeder” derken, AB’nin değerlerini AB’den fazla savunur gözüktü. Ve fırsattan istifade, “Türkiye’nin AB’ye tam üye olması gerek” deyiverdi. Çelik’in şu ifadesi ise hayli ilginçti: “Türkiye bir Avrupa gücüdür; bundan sonraki süreçte söyleyeceklerimiz var.” Bugüne kadar, AB kapısında beklerken neden bir şeyler söylemedik o zaman

Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, “Avrupa’nın ‘birliği’ çatırdıyor. İlk kopuş İngiltere’den geldi. Çatlak büyüyecek gibi gözüküyor. Bunun en büyük nedeni AB’nin, kendinin ortaya koyduğu değerlerden sapmasıdır” diyerek, “AB değerleri” savunuculuğu yapmaktan imtina etmedi.

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli daha sert bir söylem tutturdu: “Avrupa Birliği’nin dağılma süreci başlamıştır. Gemiyi ilk terk eden İngiltere oldu.” Duyan da sanki sürekli AB’ye karşı ve AB’nin böyle bir çatlak yaşayacağını sürekli söylüyormuş sanacak!

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ise “Gümrük Birliği bağlarımız olan, 20 yıldan bu yana ekonomik anlamda tam entegrasyona doğru adımlar attığımız AB ile bu ilişkimizde bir değişiklik olmayacaktır” diyerek daha dengeci bir tavır sergiledi.

Bu ifadeler bir şeyi gösteriyor ki, Brexit meselesine dair kafalar karışık. Hatta AB’ye üyelik meselesine dair de kafalar karışık. 2004’te AB’ye tam üyelik müzakerelerinin başlamasını gündüz vakti havai fişek atarak kutlayan, AB üyelerinin bile “mümkün değil” dedikleri tam üyelik hayaliyle ilgili AB Bakanlığı kurabilen bir siyasi iktidarın bakanları, kişisel duygularla siyasi iktidarın öncelikleri arasında gidip geliyor resmen. Ne düşüneceklerini, ne söyleyeceklerini pek de bilemeden, “çalışmadıkları yerden soru çıkmış öğrenciler” gibi şaşkınlık içindeler. Çünkü, uğruna Bakanlık da kursalar, AB meselesine dair sağlam bir bakışa sahip değiller iktidar olarak.

Bu gelişme üzerine “AB çatırdar” diyenler, o zaman hangi akla hizmet AB üyeliği hülyasının peşinden gidebiliyor En ufak bir çalkantıda sarsıntı geçiren bir yapının yıllardır peşinden gitmek, uğruna Bakanlık kurmak nasıl bir politikasızlık ve öngörüsüzlük oluyor peki

01 Tem 2016 - 00:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.