Salih Turhan: Irkçılık ve mezhepçilik yapılarak bir yol alınmaz

AGD ve MGV Genel Başkanı Salih Turhan, “Irkçılık ve mezhepçilik yapılarak bir yol alamayız. Türk, Kürt, Arap, Farisi, Alevi, Sünni, Şii, Müslüman, gayrimüslim, tüm insanların haklarına riayet ederek adil bir birliktelik oluşturmak mümkündür.“ şeklinde konuştu.

İslâmî Analiz/Haber Merkezi

AGD ve MGV Genel Başkanı Salih Turhan, Anadolu Gençlik Derneği Kahramanmaraş Şubesi tarafından Kahramanmaraş’ın işgalden kurtuluşunun 99’uncu yıldönümü kutlamasında değerlendirmelerde bulundu.

Emperyalizmin işgallerle, iç savaşlarla, şiddet ve korkuyla, zayıf bırakılmış ülkeler ve halklar üzerinde baskı ve tahakkümlerini sürdürmekte olduğunu söyleyen Turhan, “Bir yandan ABD, Afganistan’ı, Irak’ı işgal ederken, Libya, Suriye’yi ve Yemen’i karıştırırken; İsrail de Filistin’i Batı Şeria ve Gazze’ye sıkıştırmaktadır.  Coğrafyamızda derenin kuşu derenin taşıyla vurulmaktadır.  Siyonist İsrail, Gazze'ye ve Filistin halkına yönelik terör saldırılarına devam ediyor.” şeklinde konuştu.

Salih Turhan’ın konuşmasından öne çıkan noktalar şu şekilde:

-Siyonist İsrail, kendi mutlulukları için dünyayı ateşe vermekten kaçınmayan bir zihniyetin eseridir. Siyonist İsrail, sadece saldırdığı zaman değil her zaman için problemdir.

-Siyonist İsrail, sadece Filistin halkı ve Müslümanlar için değil tüm insanlık için problemdir. Hükümetler, Filistin meselesinde kendi halklarını manipüle etmek yerine düzgün bir duruş sergileseler İsrail'in yapacak hiçbir şeyi kalmaz.

“Bağımsız İslam ülkelerinde ABD üsleri ve askerleri var”

-Mevcut dünya düzeninde İslam ülkeleri ve Müslüman halklar, ya ABD, İngiltere, İsrail safında yer alamaya ya da Rusya-Çin ikilisinden birine sığınmaya zorlanmaktadırlar.

-Neredeyse tüm İslam coğrafyasında vesayet rejimleri vardır. Bağımsızlığını ilan etmiş birçok İslam ülkesinde ABD üsleri ve askerleri bulunmakta, bu ülkelerin asker ya da sivil yöneticileri de maalesef tüm icraatlarını ABD vesayeti altında yürütmektedirler.

“Hepimiz bir erkek ve kadının torunlarıyız”

-Irkçılık ve mezhepçilik yapılarak bir yol alamayız. Türk, Kürt, Arap, Farisi,  Alevi, Sünni, Şii, Müslüman, gayrimüslim, tüm insanların haklarına riayet ederek adil bir birliktelik oluşturmak mümkündür. Bir ırktan olmak ya da bir dili konuşmak kişiyi üstün kılmaz, üstünlük kişinin haklara riayet etmesi,  Allah’a, dolayısıyla ekosisteme, topluma, insana ve kendi varlığına karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmesiyle ilgilidir. Türk, Kürt, Arap, Farisi, Rum, Ermeni.. Hepimiz bir erkek ve kadının torunlarıyız. Farklı renklerden ve ırklardan olmamız, farklı yeteneklerde olmamız Allah’ın bir ayetidir. Bizden istenilen birbirimizi tanımak ve iyilikler güzellikler için organize olmaktır.

-Biyolojik farklılıklarımız asla düşmanlık sebebi değildir. Bir insana ırkından ya da dilinden ötürü düşmanlık edilmez.

-İnancımız bize insanla mücadele etmeyi değil, haksızlıklarla, kötülüklerle mücadele etmeyi emrediyor. Hatta haksızlıklar ve kötülükler karşısında mücahede etmeyi emrediyor.

“Biz bu coğrafyada hak ve adalet ekseninde tüm farklılıklarımızla birlikte barış içerisinde yaşamak istiyoruz” 

-Yeryüzünde huzur ve barış isteniyorsa, tüm mazlumların ve tüm mazlum coğrafyaların kurtuluşu isteniyorsa, mutlaka ama mutlaka tüm İslam Ülkeleri, ABD, İngiltere, Avrupa Birliği ve İsrail güdümünden uzak politikalar üretmek zorunda.

-İslam ülkeleri ve Müslüman topluluklar, hem İslam coğrafyasında hem de tüm dünyada barış ve huzurun Türkiye, İran ve Mısır’ın birlikte hareket edebilecekleri bir zeminin oluşmasından geçtiğini görmelidirler. Kuklalara karşı hamasete dayalı söylemler geliştirip kuklacılara teslim olunarak gidilen yolda duvara toslamak kaçınılmazdır.

-Biz bu coğrafyada hak ve adalet ekseninde tüm farklılıklarımızla birlikte barış içerisinde yaşamak istiyoruz. Biz bu coğrafyada Müslüman ya da gayrimüslim kimsenin saçının teline zarar gelmesin istiyoruz. Biz bu coğrafyada insanların hak ve hukukları gözetilmesi, kimseye ikinci sınıf muamele yapılmasın istiyoruz.

-ABD ile stratejik ortaklık hiçbir İslam ülkesine fayda getirmez. İsrail ile birlikte hareket etmek hiçbir İslam ülkesine fayda getirmez.

-Dünyanın herhangi bir yerinde bir insanımızın haksızlığa uğramasını istemiyorsak bunun yolu İslam ülkelerinin hak ve adalet ekseninde güç birlikteliği yapmasından geçer. Dünyanın herhangi bir yerinde bir insanımızın haksızlığa uğramasını istemiyorsak bunun yolu D-8’in canlandırılmasından, D-60’ın ve D-160’ın kurulmasından geçer.

14 Şub 2019 - 01:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.